GİTTİM, GÖRDÜM, YAZDIM

Reklam
Reklamı Gizle

Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
‘’Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin. Ama işin kolayına kaçmadan?’’ diyordu Nazım Hikmet dostu ressam Abidin Dino’ya, Saman Sarısı şiirini yazarken.

Kolayına kaçılsa belki gülen bir çocuğun yüzünde resmedilebilirdi mutluluk. Peki ya acının tarifi yapılabilir miydi? Asrın felaketini görseydi Abidin Dino bu acının resmini çizebilir miydi, ya da yaşasaydı Nazım Hikmet bu acının tarifini yapabilir miydi şiirlerinde.

Abidin Dino bu soruya, yıllar sonra yazdığı  Nazım Üstüne adlı kitabında ”Tabii şiirinde bana bu soruyu sorarken mutluluğun resmini yapamayacağımı, resimlerimde bu soruya yanıt veremeyeceğimi biliyordu. Çünkü yaşanan şartlar buna izin vermiyordu.” diye yanıtlayacaktır.

Şehre gelen yabancı
“Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar” der Tolstoy o çok bilinen cümlesinde. “Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” Şehre bir yabancı gelmiş midir konuyu uzmanları TV ekranlarında tartışadursun, Kayahan’ın şarkısında dediği gibi “Bu bizim hikayemiz.” Tek farklı ki bu bir milletin asrın felaketine karşı seferberlik ilan etmesinin muhteşem bir hikayesi.

Felaketin 52. günü
Sabah 10:30’da bismillah deyip çıkıyoruz yola. Felaketin 52. günü. Otomobilde 4 kişiyiz. Şoför, Belediye Basın Danışmanı Bekir Kaplan, meslektaşım Hasan Polat ve ben. 7 saatlik yolculuğun ardından akşamüzeri ulaşıyoruz Malatya’nın Doğanşehir İlçesi, Erkenek Mahallesine.

Yolda 4 mevsimi yaşıyoruz. Günlük güneşlik bir hava, derken yağmur kar fırtına. Ardından çiçek açmış kayısı ağaçları.

Araçta derin bir sessizlik
Şehre vardığımızda yol kenarında ağır hasarlı binalar, moloz yığınına dönmüş evler karşılıyor bizi. (Araçta derin bir sessizlik) Sanki ‘’işinizi düzgün yapmazsanız işte bu sonuçla karşılaşırsınız’’ ikazını gözümüze sokuyor adeta ve ayakta kalma mücadelesi veriyor sanki yıkılacağı günü beklerken.

Rusya Ukrayna Savaşındaki görüntüleri çağrıştırıyor zihnimizde. Ağır hasarlı binaları görünce. Şehir savaştan çıkmış sanki. Oysa durum bundan da vahim. Depremlerin şiddetinden mi dersiniz, yoksa işini iyi yapmayanların yüzünden mi dersiniz olduğu yerde moloz yığınına dönmüş binaları düşününce.

Burada gördüm
Kanunun kendisine verdiği görev ve yetkileri hizmet için kullanmakla, insana dokunmak çok farklı şeylermiş. Burada gördüm. Ve yine gördüm ki Serhat Bey’in samimiyetiyle Kaahramankazan Belediyesi burada gerçekten de insana dokunmuş.

İnsan umut ettiği sürece yaşarmış
Belediyenin yaraları sarmak adına en az arama kurtarma çalışmaların katılması, yardım toplayıp ulaştırması kadar önemli bir hizmet de çocuklar için düzenlediği etkinlikler. Felaketin acısını ruhunda en çok yaşayan çocuklar, belki bir ömür bunun izlerini taşıyacak. Çocukların geneli çok mutlu görünseler de arka sıralardan bir kız çocuğu dikkatimi çekiyor. O kadar mutlu görünüyor ki, sanırsınız depremin dehşetli anlarını hiç yaşamamış. Gülücükler saçıyor etrafına elinde pamuk şeker. İşte o zaman anlıyorsunuz insan umut ettiği sürece yaşarmış. Maksadım övgüler dizmek değil sadece bir gerçeği olanca çıplaklığıyla, kalemim elverdiğince dile getirmek. Yapılan hizmetler de farzı kifaye hükmünde.

Sevgili meslektaşım Hasan Polat yardım toplama merkezinde çektiği videonun başlığında kullandığı ‘Herkes bir miras peşinde’ dediği gibi yardım seferberliğinde karınca misali görev alanlar ‘’O gün orada kim vardı diye sorulduğunda o listede yer almanın, ‘ben de vardım’ diyebilmenin mücadelesi içindeler.

Çabamız hem kendimize ders çıkarmak, hem de basına haber hazırlamak. Bir yandan da etrafı olanca çıplaklığıyla gözlemlemeye çalışıyoruz. Akşamın dar vakti, iftarın telaşı. Yüzlerce Erkenekli kimi ellerinde yemek kabı kaldığı çadıra yemek götürmek, kimi çadırda iftar etmek için 2 koldan sıradalar mobil mutfağın önünde. Düzeni mehmetçik sağlıyor.

Kazanların başında 2 başkan
Serhat Oğuz çalışmaları yerinde görmek için o akşam orada. Yanında Doğanşehir Belediye Başkanı Durali Zelyurt. Birlikte geçiyorlar kazanların başına ve elleriyle ikram ediyorlar hasbihal ederek Erkeneklilerle. Her kepçede biraz daha pekişiyor kardeşlik bilinci, yardımlaşma duygusu.

Minnet değil, şükran
Başkanlar çadırları ziyaret ediyor, ailelerle görüşüyor, hal hatır soruyorlar. Vatandaşlarla sohbet ederken bir depremzede Serhat Başkan’a dönerek ‘’Şu anda ailem de sizin desteğinizle ayakta durma imkanı sağladı’’ diyor. ‘İyi ki varsınız’’ diyerek minnetlerini değil ama şükranlarını dile getiriyorlar. Öyle ya bütün çaba onları mutlu edebilmek.

Hepsi yalan, inanmayın
Fırsat buldukça röportajlar yapıyoruz, genç yaşlı çocuk. Kime uzatsak mikrofonu sabır, metanet ve tevekkülle karşılıyor bizi. Medyada devlet yok asker gelmedi hikayeleri anlatıladursun biz kaynağından izlenimlerimizi paylaşalım. Bir ihtiyacınız var mı diye sorduğumuzda ise sanki bir çırpıda bütün duygularını düşüncelerini söylemek istercesine, ‘’Siz o devlet yoktu, asker yoktu, çadır yoktu diyenlere sakın inanmayın. Biz depremi bizzat yaşadık, daha ilk gün devlet de buradaydı, asker de buradaydı. Herkes elinden ne geliyorsa yaptı, yardımımıza koştu.’’ diye cevap veriyorlar.

Akın akın geliyorlar
Son olarak burada Belediye Kültür Müdürlüğüne de bir parantez açmadan geçemeyeceğim. Bir insanı enkazdan çıkarmak, karnını doyurmak, ona barınma imkanı sağlamak ne kadar önemli ise onu yaşama bağlamak da en az bu kadar önemli. Hele de söz konusu çocuklar olunca. Tam da bu noktada Kültür Müdürlüğü önemli bir ihtiyacı karşılıyor düzenlediği etkinliklerle. Hacivat karagözden sihirbaz gösterisine, yarışmalardan ikramlara kadar dolu dolu programlar iftar sonrası. Dikkatimi çekti ki etkinlik öncesi çocuklar aileleriyle birlikte çadırların arasındaki koridor yollardan akın akın etkinlik alanına geliyorlar, tıpkı Kahramankazan’daki gibi. Bu da yapılan hizmetin ne kadar yerinde ve doğru olduğunu gösteriyor.

Aslında yazacak daha çok şey var. Okuyucuyu sıkmamak adına bu kadarıyla yetinmek durumunda kaldım.
Selam ve dua ile.

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

Anahtar Kelime: , , ,

“GİTTİM, GÖRDÜM, YAZDIM” için 2 Yorum

  1. Sevgili babacığım öncelikle kalemine, yüreğine ve emeğine sağlık Allah bir daha milletimize böyle bir acı yaşatmasın.
    Bizzat gidip yerinde gördüğün bu acıyı bizlerede tüm gerçekliğiyle anlattığın için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!