İftardan siyasete ramazan sofraları
Ramazan sofralarında siyasetin izleri
Bir ramazan ayını daha; iftar sofralarının huzuru, sahurun bereketiyle geride bıraktık. Siyasi partiler de verdikleri iftarlarla bir yandan ramazanın manevi atmosferine eşlik ederken, diğer yandan da “Biz de buradayız” mesajları verdi.
Böyle diyorum, çünkü iftar bir ramazan geleneği olsa da partiler için siyasi bir faaliyettir, güçlü bir temas ve görünürlük fırsatıdır. Bu ayda kurulan sofralar sadece paylaşma ve dayanışma için değil, aynı zamanda kendini gösterme fırsatıdır. Kısacası, bu sofralarda yalnızca ekmek değil, siyasi mesajlar da paylaşılır.
Bana göre bu yılki iftar programları arasında üçü özellikle öne çıktı. Bunlardan ilki Anahtar Partisi’nin iftarı oldu. Elbette herkesin iftarı kendine göre en kalabalıktı, salonların dolup taştığı vurgusu artık alışıldık bir söylem haline geldi.
Dikkat çeken tablo
Nevi şahsına münhasır üslubuyla Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu gecenin doğal ilgi odağı oldu. Bir kısım davetliler Genel Başkanla fotoğraf çektirme yarışına girdi. Dikkat çeken bir diğer unsur ise sadece partililer değil, bulundukları konum itibarıyla siyaseten temkinli olması beklenen isimlerin de bu tabloya dahil olmasıydı.
Anahtar Parti bu durumu kendilerine olan teveccühün yansıması olarak da görebilir ancak benim burada dikkat çekmek istediğim konu, insanlar üzerindeki siyasi mahalle baskısı gerçekten hafifledi mi, yoksa artık bu baskı eskisi kadar önemsenmiyor mu? Varın bunun kararını siz verin.
İftar sofrası küçük misafirlerle şenlendi
Bir diğer dikkat çeken iftar programı da Yeniden Refah Partisinden geldi. İlçe başkanı seçildikten sonra yaptığı sıra dışı etkinliklerle partisini ayağa kaldıran Ayhan Kesici, farkını bir kez daha ortaya koydu. İftar sadece yetişkinleri değil, çocukları da unutmayan bir özenle tasarlanmıştı. Hacivat-Karagöz, palyaço, yüz boyama gösterileri ve çeşitli hediyelerle minik katılımcılar da iftarın coşkusuna dahil edildi.
Bu yaklaşım, yalnızca partinin sosyal yüzünü göstermekle kalmadı, aynı zamanda ramazanın paylaşma, neşe ve bir arada olma ruhunu da yansıttı.
İftardan güvenoyuna
Gelelim CHP’nin iftar programına. Adı CHP iftarı olsa da herkesin malumudur ki bu tür organizasyonlar aslında yerel iktidarın gücünü ve etkisini yansıtır. Ancak bu tabloyu sıradan bir “organizasyon başarısı” olarak okumak da eksik kalır.
Çünkü kimse durup dururken ilçe merkezinden kalkıp Kumpınar’a sadece yemek yemek için gitmez. Bu, tercih edilmiş bir katılımdır. Kültür Merkezi’nin salonlarını tıklım tıklım dolduran kalabalık, orada bulunmayı özellikle seçmiştir. Bu yüzden o geceye sadece bir iftar demek yetmez; o kalabalık aynı zamanda bir irade, bir mesaj ve bir yönelişti.
Her iktidar genel olsun, yerel olsun zaman içinde halkın desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Bu kanıya varmak için ille de bir seçim olması gerekmez. Genel Başkanın ilçeye ziyareti, açılış programları ve nihayet iftar davetlerine halkın ilgisi, desteğin bir göstergesi olarak okunabilir.
Aynı durum 2 yılını dolduran Selim Başkan için de geçerlidir. Bir farkla ki. O da, halkın desteğinin geçen 2 yılda azalmadığı hatta giderek arttığı yönündedir. Yani bir anlamda Selim Başkan fiilen bir güvenoyu almıştır. Aksi halde, Kültür Merkezi’ni dolduran o kalabalık başka türlü nasıl açıklanabilir ki? Hele ki, CHP’nin Kazan’daki oy oranının %14 civarında olduğu düşünüldüğünde bu durum daha da anlam kazanıyor.
Bu destek hem geniş tabanlı, hem de farklı kesimlerden geldiği için siyasi açıdan dikkat çekicidir. Bu tablo, Selim Başkan’ın yalnızca mevcut tabanını korumakla kalmadığını, aynı zamanda farklı görüşlerden seçmenlerle de güçlü bir bağ kurabildiğini göstermektedir ki biz buna zaten seçim döneminde de şahit olmuştuk.
Yerde olmaz ama çöpte olur(!)
15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin ardından Kazan Belediyesinin logosu da değişti. Eski logonun ana teması buğday başaklarıyken, yeni logonunki ay yıldız oldu. Yani Türk milletinin bağımsızlık sembolü, Türk bayrağındaki ay yıldız.
Tabi belediye logosu olunca sadece matbu evraklarda değil, belediyenin ürün ve hizmetlerinde de kullanılmaya başlandı.
Bu kullanım alanlarından birisi de aydınlatma direklerine asılan portatif çöp poşetleri ve sonrasında da çöp kutuları oldu. 3 dönem önce başlayan bu yanlış uygulamaya halen devam ediliyor.
Geçen dönem belediyenin güzel bir hizmeti vardı. Özellikle köy meydanlarına döşenen parke taşları, petek logosu ve Türk kültürünün kilim motif örnekleri ile süslendi. Normalde buralarda belediye logosu kullanmak gerekirdi, ancak logoda malum ay yıldız olduğu için kullanılmadı. Doğru da bir karardı. Hatta belediye o zaman bu hassasiyetini yaptığı haberlerde kullandığı “Kahramankazan’da ay yıldız hassasiyeti, ay yıldız yerde olmaz gökte olur dedik” şeklinde duyurdu.
Bu sorunu çözüme kavuşturmanın çok basit bir yolu var. Ankara Büyükşehir de olduğu gibi özellikle alt yapı çalışmalarında ikinci bir logo kullanılabilir. Nasıl ki ABB Ankara Kedisini kullanıyorsa Kahramankazan Belediyesi de bu yolu tercih edip Kazan’a ait bir değeri ikinci logo olarak kullanabilir. Ama aradan 10 yıl geçmesine rağmen ne özellikle milliyetçi meclis üyelerinden, ne de siyasiler, STK’lar ve 15 Temmuz Gaziler ve Şehit Aileleri Derneğinden bu yönde gelen bir eleştiri yada teklife şahit olmadım. Şayet oldu da ben kaçırdıysam ilgili kişiler ulaşırsa yazılarımda ona da yer veririm.
Sonuç itibariyle bu logonun çöp kutularında kullanılması, ay yıldız gönderden inmesin diye mücadele veren “Kahramankazan’a” yakışmıyor.
Selam ve dua ile.
Okunma: 883

Sevgili babacığım güzel bir konuya değinmişsin vatan ve millet bilinci insanda olması gereken önemli unsurlardan biridir bu hassasiyetini tebrik ediyorum ilgili kurumların daha özenli davranmasını umut ediyorum