Selim Çırpanoğlu’nun Zor Sınavı
Hizmet mi, Seçmen İradesi mi?
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’den Kahramankazan Belediye Başkanı seçilen Av. Selim Çırpanoğlu, AK Parti’ye katıldı.
Çırpanoğlu’nun rozetini, partinin 25. kuruluş yılı kutlamaları kapsamında düzenlenen programda AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.
“Seçimin üzerinden yaklaşık 2 buçuk yıl geçerken yaşanan bu transfer, Kahramankazan’ın siyasi tarihinde önemli bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçti.”
Bana göre kamuoyunun bu radikal karara tepkisi ise oldukça sert, bölünmüş ve düşündürücü.
Bu karar AK Partili seçmenlerde büyük bir sevinç ve heyecan yaratırken, Çırpanoğlu’na oy veren seçmenlerin bir bölümünde ise hayal kırıklığı, endişe, kırgınlık ve tepkiye neden oldu.
Selim Başkan’ın bu adımı; ideolojik kutuplaşmalara sıkışıp kalmak yerine, Kahramankazan’ın temel çıkarlarını her türlü siyasi hesabın üstünde tutan cesur ve pragmatik (faydacı) bir hamle olarak da değerlendirilebilir.
Çırpanoğlu’nun açıklamaları başta olmak üzere, parti değişikliği sürecine ilişkin yapılan haber ve sosyal medya paylaşımlarının altındaki yorumlardan 650 tanesini tek tek okuyarak ortaya çıkan tabloyu tarafsız ve gerçekçi bir biçimde analiz etmeye çalıştım.
Destek %59 Olarak Ölçüldü
Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen ve toplam 2 bin 500 kişinin katıldığı iki ayrı anketin sonuçları da kamuoyundaki tabloya ilişkin dikkat çekici bir veri ortaya koyuyor. Anketlerde Çırpanoğlu’nun AK Parti’ye geçişini destekleyenlerin oranı yüzde 59 olarak ölçüldü.
Ortaya çıkan tablo, bir yanda Kahramankazan’a daha fazla hizmet ve yatırım geleceği beklentisini, diğer yanda ise sandıkta ortaya çıkan değişim iradesinin yarattığı derin kırgınlığı gösteriyor.
Yorumlar iki farklı bakış açısını da açıkça ortaya koyuyor.
Bir tarafta, Kahramankazan’ın geleceği ve kamu hizmetlerinin daha güçlü şekilde sürdürülmesi için atılmış stratejik bir adım olduğu düşüncesi var. Diğer tarafta ise 31 Mart seçimlerinde sandığa yansıyan değişim iradesinin yok sayıldığına ilişkin güçlü bir hayal kırıklığı yer alıyor.
“Devletle karşı karşıya gelmek istemiyorum”
Katılımın ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Çırpanoğlu, kararının gerekçelerini kamuoyuyla paylaştı.
Selim Başkan açıklamasında, ilçeye yapılacak yatırımların artırılması ve Kahramankazan’ın önünün açılması gerektiğine dikkat çekerken, kararını “devletle karşı karşıya gelmemek” ve ilçenin çıkarlarını korumak üzerinden açıkladı.
Açıklamasında ilçeye yapılacak yatırımların artmasına ve “şer odaklarına” dikkat çeken Çırpanoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu kararı alarak, bizleri devletimizle karşı karşıya getirmeye çalışan ilçemizin şer odaklarının belediyemiz ve ilçemize ilişkin hain planlarının bozulmasını sağladık, reklam arası olmayacağımızı gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın bilgisi dahilinde Devletimizin önemli makamlarının davetine icabet etmek, ilçesini ve memleketini seven bizler için bir vatan borcudur.”
Yine bir haber ajansına yaptığı açıklamada kullandığı “Hiçbir zaman tehdit almadım. Özellikle de tehdit dili noktasında da çok dikkat ettiler. 91 yıllık siyasi geçmişimizi baz alarak bu kararı reddediyordum ama son siyasi gelişmelerden sonra artık doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum.” İfadelerini manidar buluyor ve seçmen tabanına verdiği bir mesaj olarak değerlendiriyorum.
Bu açıdan bakıldığında Çırpanoğlu’nun kararı, siyasi bir tercihten çok Kahramankazan’a daha fazla yatırım ve hizmet kazandırabilmek amacıyla atılmış pragmatik bir adım olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’nin savunma sanayisinin önemli merkezlerinden biri olan Kahramankazan’ın altyapı, ulaşım, ilçe merkezindeki kentsel dönüşüm ve diğer yatırım ihtiyaçları düşünüldüğünde, merkezi yönetimle güçlü bir iş birliği kurmanın ilçeye önemli avantajlar sağlayabileceği de göz ardı edilmemeli.
Nitekim kararı destekleyen bazı seçmenler, “Biz partiye değil, Selim Başkan’a ve onun çalışmalarına oy verdik” diyerek, parti değişikliğinin ilçeye daha fazla hizmet getirmesi halinde doğru bir tercih olacağını düşünüyor.
Hayal Kırıklığı mı, Hizmet Fırsatı mı?
Çırpanoğlu’nun AK Parti’ye geçişi, Kahramankazan’da aynı anda iki farklı beklentiyi ortaya çıkardı.
Bir kesim, bu değişikliğin merkezi yönetimle daha güçlü ilişkiler kurulmasını sağlayacağını ve ilçeye yeni yatırımların önünü açacağını düşünüyor.
Diğer kesim ise seçimde ortaya koyduğu siyasi tercihin dikkate alınmadığını düşünüyor.
Dolayısıyla önümüzde yalnızca bir parti değişikliği değil, iki farklı beklentinin karşı karşıya geldiği bir süreç bulunuyor.
Sandığın Emaneti, Rozetin Değişimi
Ancak meselenin bir de sandıkta verilen oy açısından bakılması gereken tarafı var.
31 Mart 2024 seçimlerinde Çırpanoğlu’na yüzde 49,5 oranında oy veren seçmenin önemli bir bölümü, bu oyların yalnızca bir adaya değil, aynı zamanda değişim iradesine verildiğini düşünüyor.
İncelediğim 650 yorumda karara yönelik eleştirilerin özellikle üç başlıkta yoğunlaştığını gördüm.
1- “Biz değişim için oy verdik”
Çırpanoğlu’nu destekleyen seçmenlerin önemli bir kısmı, 31 Mart’ta yalnızca bir kişiyi belediye başkanı seçmediklerini, aynı zamanda ilçedeki siyasi yönetimin değişmesini istediklerini ifade ediyor.
Bu nedenle AK Parti’ye geçiş, bazı seçmenlerde şu soruyu beraberinde getiriyor.
“Madem yeniden AK Parti’ye dönülecekti, biz neden sandıkta değişim için mücadele ettik?”
Bu bakış açısına göre sorun yalnızca parti değiştirmek değil; seçmenin sandıkta ortaya koyduğu siyasi tercihin seçimden kısa süre sonra farklı bir noktaya taşınmış olması.
2- “Emanet oy” tartışması
Karara yönelik en güçlü eleştirilerden biri de siyasi etik üzerinden yapılıyor.
Bazı vatandaşlar, farklı siyasi görüşlerden seçmenin bir araya gelerek Çırpanoğlu’na destek verdiğini ve bu nedenle kazanılan seçimin ardından yapılan parti değişikliğinin seçmene karşı bir sorumluluk doğurduğunu düşünüyor.
Bu kesimin temel sorusu ise şu:
“Eğer hizmet yalnızca iktidar partisinde olmakla mümkünse, muhalefet belediyelerine neden oy veriyoruz?”
Bu nedenle parti değişikliği, bazı seçmenler tarafından “emanet verilen oyun karşılığının değişmesi” olarak yorumlanıyor.
3- Sandığa ve siyasete güven
Belki de tartışmanın en önemli boyutu burada ortaya çıkıyor.
“Biz neye oy verirsek verelim, siyasetçiler seçimden sonra kendi kararlarını alıyor” düşüncesinin yaygınlaşması, yalnızca Çırpanoğlu’na yönelik tepkiyi değil, genel olarak siyasete ve sandığa duyulan güveni de tartışmaya açıyor.
Selim Başkan’ın “hizmet”, “devlet” ve “vatan borcu” üzerinden yaptığı açıklamalar, kararı destekleyenler açısından sorumluluk ve hizmet anlayışının göstergesi olarak görülürken, eleştirenler açısından ise farklı şekilde yorumlanabiliyor.
Dolayısıyla aynı karar, bir seçmen için “Kahramankazan’ın önünü açacak cesur bir adım”, başka bir seçmen için ise “sandıkta verilen kararın boşa çıkarılması” anlamına gelebiliyor.
Bazı yorumlarda ise Kahramankazan’ın simge isimlerinden Satıkadın’ın mirasına atıf yapılarak, yaşanan siyasi değişimin ilçenin geçmişiyle ve siyasi hafızasıyla bağdaşmadığı yönünde duygusal kırgınlıklar dile getiriliyor.”
Hizmet İçin Rozet Değişti, Peki Sandık Ne Diyor?
İşte tartışmanın düğümlendiği nokta tam da burası.
Çırpanoğlu açısından mesele, Kahramankazan’a daha fazla hizmet ve yatırım kazandırabilmek için merkezi yönetimle daha güçlü bir ilişki kurmak olabilir.
Ancak seçmen açısından mesele yalnızca hizmetten ibaret değil. Seçmen, verdiği oyun ve sandıkta ortaya koyduğu siyasi tercihin de dikkate alınmasını bekliyor.
Bu nedenle Çırpanoğlu’nun önündeki en önemli sınav, parti değişikliğinin gerekçesini anlatmaktan çok, bu kararın Kahramankazan’a ne kazandıracağını göstermek olacak.
Hizmet mi, Seçmen İradesi mi?
Selim Çırpanoğlu’nun AK Parti’ye katılması, Kahramankazan siyasetinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Bu adımın ilçenin çıkarlarını önceleyen pragmatik bir hamle mi, yoksa 31 Mart’ta ortaya çıkan seçmen iradesinden uzaklaşma mı olduğunu zaman gösterecek.
Asıl tartışma ise belki de tek bir soruda düğümleniyor:
“Hizmet için parti değiştirmek mi, yoksa seçmenin verdiği siyasi emanete sadık kalmak mı?”
Bu sorunun cevabı, Kahramankazan’da yalnızca bugünkü siyasi tartışmanın değil, önümüzdeki seçimlerin de seyrini belirleyebilir.
Siyasi İroni
Gelişmelerin en trajikomik taraflarından biri de akıllara takılan o ince nükte: Selim Başkan, görevde kalan iki buçuk yılında kendi vaatlerini mi hayata geçirecek, yoksa seçimde yendiği eski AK Partili rakibi Serhat Oğuz’un vaatlerini mi? Üstelik seçilir seçilmez “AK Parti’den şu kadar borç devraldık” diye pankart asan bir yönetimin, şimdi o borcu devraldığı çatı altına girmesi siyasi mizahın sınırlarını zorluyor.
Bir başka dikkat çekici ayrıntı ise göreve geldiği ilk günlerde yaşanmıştı. Belediye kasasında yeterli para bulunmadığı için personelin maaşlarının ödenebilmesi amacıyla eksik kalan 9 milyon lirayı kendi cebinden karşılayan Çırpanoğlu, o dönemde bu davranışıyla örnek gösterilmişti. Şimdi akıllara ister istemez şu soru geliyor: Çırpanoğlu, kendi cebinden ödediği bu 9 milyon lirayı geri alacak mı?
Çırpanoğlu’nun Yükü Çok Daha Ağır
Ancak bugün itibarıyla değişmeyen bir gerçek var: Selim Başkan’ın omuzlarındaki yük artık 31 Mart’takinden çok daha ağır.
Çünkü bundan sonraki süreçte yalnızca belediye başkanlığı yapmayacak; aynı zamanda parti değişikliğini “hizmet” gerekçesiyle açıklayan siyasi tercihini de ortaya koyduğu sonuçlarla kanıtlamak zorunda olacak.
Kırılan kalpleri onarmanın, “Oyumu boşa verdim” diyen seçmeni yeniden kazanmanın ve bu kararın gerçekten Kahramankazan’ın yararına olduğunu göstermenin en güçlü yolu ise söylemlerden çok icraat olacak.
Önümüzde yaklaşık iki buçuk yıllık bir dönem var.
Eğer bu süreçte Kahramankazan’a büyük yatırımlar kazandırılır, yıllardır bekleyen sorunlar çözülür ve vatandaşın günlük hayatına dokunan önemli hizmetler hayata geçirilirse, bugün tartışma konusu olan parti değişikliği zamanla farklı bir anlam kazanabilir.
Ancak beklenen hizmetler gelmezse, bugün yaşanan kırgınlık daha da büyüyebilir.
Son sözü yine zaman ve sandık söyleyecek.
Yazımızı AK Parti’nin bir dönem sıkça kullandığı şu sloganla bitirelim.
“Hayaldi, gerçek oldu”
Selam ve dua ile.
Okunma: 678

“iktidar partisinden olursa daha iyi hizmet gelir” söylemi bana inandırıcı gelmiyor. Bir önceki belediye başkanı da iktidar partisindendi. Ufak tefek hizmetler dışında, ilçeye kayda değer, elle tutulur bir icraat yapıldığını ne yazık ki göremedik. Bu nedenle, parti değişikliğinin tek başına daha iyi hizmet anlamına geleceğine inanmakta zorlanıyorum.