Kahramankazan’da cumhuriyetin adı yok
Yazımıza küçük bir soruyla başlayalım.
Kahramankazan’da cumhuriyetin adıyla anılan bir okul, bir meydan, bir kültür merkezi, bir park ya da dikkat çeken herhangi bir kamu eseri var mı?
Düşününce insanın aklına pek bir şey gelmiyor.
2 şey dışında. Biri Cumhuriyet Halk Partisi, diğeri Kahramankazan Adliyesinde görev yapan cumhuriyet savcıları.
Oysa cumhuriyet, bu ülkenin sadece yönetim şekli değil; üzerine inşa edildiği temel değerlerin ortak adıdır. Bu nedenle adı yalnızca resmi belgelerde değil, ilçemizin hafızasında da yaşamalıdır.
Son yıllarda ilçemizde çok sayıda yeni okul binası yapıldı, eğitime açıldı. Bunların büyük bölümüne şehitlerimizin isimleri verildi. Elbette buna kimsenin itirazı olamaz. Bu coğrafyada bedel ödemeden yaşamanın mümkün olmadığının canlı birer örneği şehitlerimiz. Bu gerçeği diri tutmak da bizim görevimiz.
Ancak insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor.
Sahi onlar ne için şehit olmuştu?
Türkiye Cumhuriyeti Devletini korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere emanet etmek için değil miydi?
15 Temmuz gecesi verilen mücadele ne içindi?
Tankların önüne yatan, kurşunlara göğsünü siper eden insanlar hangi değer uğruna direndi?
Cevap yine aynı: Türkiye Cumhuriyeti için.
Öyleyse yeni yapılan onlarca okuldan birinin kapısında neden “Cumhuriyet İlkokulu”, “Cumhuriyet Ortaokulu” ya da “Cumhuriyet Lisesi” yazmıyor?
En son eğitime açılan Milli Egemenlik İlkokulu ya da 100. Yıl İstiklal İlkokulu’nun adı neden “100. Yıl Cumhuriyet İlkokulu” olmadı? Hem de cumhuriyetin 100. Yılına erişmişken.
Olabilir miydi?
Elbette olabilirdi.
Ama tercih edilmedi.
Bugün önümüzde yeni bir fırsat var. Kent meydanı.
Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu’nun zaman zaman dile getirdiği bir konu.
“Meydanın borcunu ben ödüyorum, açılışını da ben yapacağım.”
Madem öyle, buyurun size tarihi bir fırsat.
Cumhuriyetin kurucu partisinden gelen bir belediye başkanı olarak, ilçede eksikliği hissedilen bu ismi yaşatmak için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi?
Kent Meydanının adı “Cumhuriyet Meydanı” olsun.
Böylece sadece bir meydana isim verilmiş olmaz; aynı zamanda cumhuriyetin bu ilçedeki görünürlüğüne de küçük ama anlamlı bir katkı sağlanmış olur. Hem cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan vefa borcumuzu bir nebze de olsa yerine getirmiş oluruz.
Üstelik işin düşündürücü bir başka tarafı daha var.
15 Temmuz’un üzerinden tam 10 yıl geçti.
Türkiye’nin en kritik gecelerinden birinin merkezinde yer alan Kahramankazan’da hâlâ 15 Temmuz adını taşıyan bir meydan, verilen mücadeleyi simgeleyen dikkat çekici bir anıt bulunmuyor.
Burada 15 Temmuz Müzesini hariç tutuyorum. Çünkü müze devlet imkanlarıyla yapıldı, ancak biz yerelde üzerimize düşeni yapamadık.
15 Temmuz’dan iki yıl sonraydı. Şehir dışından misafirlerimiz gelmişti. Sohbet sırasında konu doğal olarak 15 Temmuz’a geldi. İçlerinden biri heyecanla, “Hadi 15 Temmuz Sokağı’na gidelim. Ben orayı görmek istiyorum. Hem fotoğraf çekip paylaşırım.” dedi.
O an ne diyeceğimi bilemedim ve konuyu geçiştirmek zorunda kaldım.
Velhasıl,
Cumhuriyetin adı yok.
15 Temmuz’un sembolü yok.
Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde sembol haline gelen, adını tüm ülkenin bildiği Kahramankazan’da böyle bir sokağın, caddenin, meydanın ya da verilen mücadeleyi simgeleyen görkemli bir anıtın bulunması gerekmez miydi?
Oysa şehirler yalnızca binalarla değil, hafızalarıyla yaşar.
Bir ilçenin meydanları, parkları, okulları ve anıtları; o ilçenin hangi değerlere sahip çıktığının sessiz ama güçlü göstergeleridir.
Belki de artık Kahramankazan’ın hafızasına dönüp bakmasının zamanı gelmiştir.
Çünkü bazı isimler sadece bir tabeladan ibaret değildir.
Cumhuriyet de onlardan biridir, 15 Temmuz da.
Selam ve dua ile.
Okunma: 391
