Geçmişe vefa, geleceğe miras
Kahramankazan’ın hafızası kayıt altında
Kahramankazan geçtiğimiz hafta pazar günü önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kahramankazan Yönetici ve Bürokratlar Derneği tarafından geçen yıl Nisan ayında düzenlenen “Kahramankazan’da Bir Alperen Turasan Bey ve Kahramankazan’ın Tarihi Şahsiyetleri Sempozyumda sunulan bildirilerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan kitabın tanıtımı yapıldı.
Bu eserle birlikte, Kahramankazan’ın tarihine yön veren şahsiyetler gün yüzüne çıkarılırken, ilçenin tarihî mirası da ilk kez kapsamlı ve akademik bir çalışmayla kayıt altına alınmış oldu.
Belediye Kültür merkezinde düzenlenen etkinlikte, bir dönem ilçemizde de Kaymakamlık yapan şimdiki Etimesgut Kaymakamı Özlem Bozkurt Gevrek’in tespitleri, Kaymakam Mustafa Yılmaz’ın samimi yaklaşımı, Dernek Başkanı Mustafa Cantürk’ün değerlendirmeleri ve diğer konuşmacıların katkıları kuşkusuz çok kıymetliydi ve programa ayrı bir değer kattı.
En az konuşmalar kadar kıymetli olan bir diğer husus ise çoğunluğu Kahramankazanlı olan akademisyenlerin orada hazır bulunmasıydı. 2002 yılında benim hazırladığım ve Kazan’ın tarihini, kültürünü ve sosyal hayatını ele alan “Murtaza-abad’dan Kazan’a” adlı eserden sonra yayımlanan bu çalışma da, ilçenin geçmişine ışık tutan önemli bir başvuru kaynağı olma niteliği taşıyor.
Bu eser, bu topraklarda yetişmiş akademisyenlerin doğdukları coğrafyaya duydukları vefanın somut bir göstergesi olması bakımından da paha biçilemez bir çalışma. Kahramankazan’ın tarihî birikimini geleceğe taşıyan güçlü bir hafıza niteliğinde.
Ben de bu çalışmaya, eski Belediye Başkanlarından Ali Nihat Erol ve Ahmet Öztürk’ü konu alan 2 bildiri ile katıldım.
Şimdi bu kitapta yer verdiğim bir anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum. Yaşanmış bu olay yapılan bu fedakarlıklarla nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından oldukça dikkat çekicidir.
“Hacı Hüseyin Gülsün, Cahit Demirci, Kazan İlkokulu Müdürü Muzaffer Ökçüoğlu, okul inşaatının eksikleri için Milli Eğitim Bakanlığından bir türlü istedikleri yardımı alamazlar. Diyorlar ki gidelim bakanlığa Bakanla görüşelim isteyelim. Birinci defa gidiyorlar Bakanın randevuları dolu olduğu için görüşemiyorlar, geri geliyorlar ve bir hafta sonra tekrar gitmeye karar veriyorlar. Haftaya tekrar gidiyor Milli Eğitim Bakanının Özel Kaleminin odasına oturuyorlar. Biz geldik Bakanla görüşeceğiz diyorlar. Özel Kalem Müdürü de Bakanın programı çok yoğun sizi görüştüremem karşılığını veriyor. Bunun üzerine Cahit Demirci, Hacı Hüseyin Gülsün’ü dışarı çağırıyor. Cahit Demirci diyor “Bizi Bakanın odasına almayacaklar. Şimdi içeriye ikimiz gireceğiz ben seninle kavga edeceğim, sen benim sırtıma vurunca ben direkt Bakanın kapısından içeri odaya düşeceğim. Siz de arkamdan gireceksiniz başka türlü de görüşemeyiz.”
Hacı Hüseyin Gülsün ile Cahit Demirci Özel Kalemin odasına girdiğinde başlıyorlar kavga etmeye. Hacı Hüseyin Gülsün, Cahit Demirci’nin sırtına vurunca o da Bakanın kapısından içeri giriyor odanın ortasına düşüyor. Arkasından da Hacı Hüseyin Gülsün giriyor içeri. Kolu kırılmış tabii neyse o arada hiç farkında değiller. Bakan soruyor bunlar kim, ne istiyorlar diye. Kazan heyeti. Okulları yarım kalmış yardım istiyorlar diyor Özel Kalem Müdürü. Bakanın da hoşuna gidiyor ve bu adamların işini halledin okulu bitirin diye talimat veriyor.”
Naci çalıştı, Ali kazandı
Geçtiğimiz ayın ilk haftası Kahramankazan Esnaf ve Sanatkarlar Odası seçimleri yapıldı. Oda’nın 14. Genel kuruluna esnafların ilgisi yoğun oldu. 2 adayın yarıştığı çekişmeli bir seçimdi. Yaklaşık bin 400 üyeden 653’ü sandık başına gitti. Salonda 2 sandık kuruldu ve saat 17:00 olduğu halde salonda hala oy kullanmak için sırada bekleyenler vardı.
Genel kurula kadın esnaflar da yoğun ilgi gösterdi, ancak her iki adayın listesinde de kadın adaya yer verilmemesi dikkat çekti.
“Şimdi değişim zamanı” mottosuyla yola çıkan adaylardan Naci Öztürk rakibinin aksine genel kurul sürecinde hep sahadaydı. Gençlerden oluşan ekip arkadaşlarıyla birlikte aralıksız çalıştı. Hemen her fırsatı değerlendiren Öztürk esnafları tek tek ziyaret etmekle kalmadı, sosyal medya ve yerel basında da kendisine geniş yer buldu.
Naci Öztürk’ün çıkışı aslında bir değişimin habercisiydi, değişim fırsatıydı. Fakat esnaf kendisine altın tepside sunulan değişim fırsatını değerlendiremedi.
Naci yalnızca rakibiyle mücadele etmedi, Oda’daki statükocu anlayışa karşı da mücadele verdi.
Sonuç olarak Süleyman Demirel’in meşhur sözüdür. “Her iş neticesiyle ölçülür.” Neticede Naci Öztürk çalıştı, ama Ali Günhız kazandı.
Diğer bir deyişle Kahramankazan esnafı tercihini, fiilen esnaflık yapmayan birisini kendisine başkan seçmekten yana kullandı.
Değişmeyen tek şey
Bu ayın başında da Şoförler Odası seçimleri vardı. 3 aday yarıştı. Yarışı kazanan Ahmet Özdemir oldu. 31 yıldır bu görevi yürüten ve rahatsızlığı nedeniyle bırakmak zorunda kalan Bünyamin Dayı da (Akdere) oradaydı. Burada da yoğun katılım ve güvenlik önlemleri vardı. Üyeler ve misafirler üst aramasının ardından salona alındı. İlçe seçim kurulu görevlisinin, programı basın olarak takip eden bana, “Burada çekim yapamazssın, izin vermiyorum” gibi yetkisini aşan bir şekilde sözlü müdahalesi dışında neyse ki seçimler demokratik bir ortamda geçti.
Bana göre genel kurulun en önemli yanı Kahramankazan esnafının kaçırdığı değişim fırsatını burada yeniden yakalamış olmasıydı. Bu seçimler sadece adaylar arasında değil, onları destekleyen perde arkasındakiler arasındaydı. Kazanan, doğal olarak adaylardan birisi oldu, kaybeden ise perde arkasındakiler. Bu olay bize bir kez daha gösterdi ki, koltuklar da değişir; değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
Devletin iki yüzü
Kurtlar Vadisi 33. Bölümde geçen bir replik vardı. Savcı Polat Alemdar’a “Devletin iki yüzü vardır. Ben şimdi sana devletin yumuşak yüzünü göstereceğim…” diye devam eden bir cümle.
Kaymakam Abdullah Selim Parlar’ın görev süresi doldu ve yaş haddinden emekli oldu. Böylece kendisi Kahramankazan’da emekli olan ilk kaymakam olarak da ilçe tarihine geçti.
Görev süresi boyunca devletin hep yumuşak yüzü oldu. Resmi ve sivil kurumların uyum içinde çalıştığı bir dönem geçirdik. Sessiz sakin ama dikkatli yapısıyla devlet tecrübesini kurumlarla paylaştı, onlara yol gösterdi, devlet gücünü ve varlığını her alanda hissettirdi.
Selam ve dua ile.
Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.
Okunma: 1180

Seçilerek gelen başkanlarımızı ve yönetim kurullarını kutlarım. Başarılar dilerim.
Kazan metropol bir ilçe olmuştur, Romadan ayrılan sonrada Selçuklu devletinden Alparslan ile ittifak yapan Ortodoks,Ermeni,Süryani ve Rum vatandaşlarımız dan Rumlar Anadoludaydı bizim Ortodokslarla Yakın akrabalıgımız 1071’yılında başlar.(kız alıp kız verdik.)Selçuklularla beraber önce hamamönü ve Altındaga gelen Oguz boyundan Kınık Türkmenlerinin yerleşim yerlerinden biride kazandır,sunni ve alevi Türkmenler diger kültürlerle birlikte barış içinde yaşayarak metropol bir ilçe olmuştur.