Ahilik günümüzde uygulanabilir mi?

Reklam
Reklamı Gizle

Bir ahlak ve esnaf örgütlenmesi olan Ahilik, Ahilik haftası (14-20 Eylül) kapsamında, çeşitli etkinliklerle kutlandı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde başarıyla uygulanan Ahilik, günümüzde uygulanabilir mi? Bugün, bu sorunun cevabını arayacağız.

Kazan Postası Gazetesi’nde yayınlanan iki yazısında, Prof. Dr. Fatma Acun, Ahiliğe değinmiş, Ahiliğin birçok boyutunun olduğunu ve Ahiliğin günümüzde toplumumuza ilham verebileceğini vurgulamıştı.[1] Bu yazılardan sonraki tartışmalar çoğunlukla Ahiliğin günümüzde uygulanıp uygulanamayacağı yönünde ilerlemişti.

Kanımca, bugün tartışılması gereken konu Ahiliğin geçmişte olduğu gibi günümüzde de aynen uygulanabilmesi veya günümüze uyarlanabilmesi ile ilgili olmamalıdır. Ahiliğin kapitalizm karşısında yenildiği meselesi de olmamalıdır. Ahiliğin kapitalizme veya kapitalizmin Ahiliğe üstün gelip gelmeyeceği konusunda da olmamalıdır.

Ahilik, tarihin belirli bir döneminde Müslüman-Türkler tarafından uygulanmış, sadece bir esnaf örgütü olarak kalmayıp, toplumsal ahlakı ve toplum güvenliğini sağlayan, sıkıntılı dönemlerde de siyasi iradeyi eline alan bir kurum olarak, nevi şahsına münhasır bir sistemedir.  Orta ve Yeniçağda, tarım toplumu döneminde başarılı şekilde uygulanmış bir kurumdur. Sanayi toplumuna geçişle birlikte, uygulanabilirliğini büyük ölçüde yitirerek yerini başka uygulamalara ve değerler sistemine bırakmıştır. Ahiliğin uygulandığı dönemde başarılı olduğu bugün, yerli ve yabancı her kesimden bir çok bilim ve fikir adamı tarafından kabul edilmektedir. Bu sebeple, bir dönem ekonomik, sosyal ve siyasi açıdan her yönüyle bizim olan bu kurumdan günümüzde nasıl faydalanabiliriz?  Bu kurumun hangi yönünden istifade edebiliriz? Sanırım bu konuları tartışmamız gerekir.

Hukuk fakültelerinin daha birinci sınıfında Roma Hukuku dersi verilir. Bu zorunlu ve  zor bir derstir. Bu dersi veremezseniz Hukuk Fakültesi’nden mezun olmazsınız. Dersin konusu ve içerisindeki birçok ifade de bize yabancıdır. Aslında bu dersi almasanız da diğer dersleri verip hukukçu olabilirsiniz. Ancak, sistem buna müsaade etmez. Batıda da bizde de bu ders zorunludur. Neden? Çünkü günümüzde bize öğretilen hukukun temeli seküler Roma Hukukuna dayanır. Diğer hukuk bölümleri de Roma Hukuku’na uygun olmak zorundadır.  Sistem size bunu dikte eder. Romalı gibi seküler düşünmenizi ister. Sistem kendi adına başarılıdır. Ülkemizde Roma Hukuku zorunlu olarak okutulur, fakat tamamen bizim olan Mecelle[2] seçmeli ders olarak dahi okutulmaz.

Bizim, başarılı bir kurum olan ahiliği bilmemiz ve tanımamız gerekir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çoğunluğu bu kurumdan bihaberdir. Öncelikle, çocuklarımıza ve gençlerimize Ahiliğin ne olduğunu öğretmemiz gerekir. Bunun için Ahilik, Roma Hukuku konusunda olduğu gibi bir ders olarak kabul edilip, orta, lise, ön lisans ve lisans düzeyinde okutulabilir.  Bunun için her öğretim seviyesine göre Ahilik kitapları hazırlanabilir veya belli kitapların içine ahilik bir bölüm olarak eklenebilir.  Ortaokul, lise ve meslek yüksek okulu düzeyinde haftada belirli saatlerde bu dersi almak zorunlu hale getirilebilir.

Meslek ve teknik liseler ile meslek yüksek okullarında Ahiliğin çırak-kalfa-usta yetiştirme ilkeleri üzerinde durularak Ahilik ruhu gençlere aşılanabilir Gerekirse şed kuşanma[3] törenleri düzenlenerek görsel olarak da çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa geçiş canlandırılabilir. Bu safhaları geçenlere çıraklık, kalfalık ve ustalık belgeleri verilebilir.

Fakültelerin tarih bölümlerinde Ahiliğin tarihi, işletme bölümlerinde Ahilik ahlakı, üretim konusunun işlendiği fakültelerde Ahilerin   nasıl kaliteli üretim yaptığı, ticaret ilgili fakültelerde ticaret ahlakı, ilahiyat fakültelerinde nasıl böyle temiz  ve ahlaklı Müslümanlar yetiştirildiği, idari bilimler  fakültelerinde Ahilerin seçime dayalı yönetim sistemi, eğitim fakültelerinde Ahi tekke ve medreselerinde tüm topluma verilen eğitim sistemi, sosyal güvenlik derslerinde sosyal güvenliğin temeli olan ahiliğe has Orta Sandığı sistemi okutulabilir.

Ahiler zaviye ve tekkelerini kervan yolları üzerine kurarlardı.  Bu tekke ve zaviyeler diğer bir çok fonksiyonunun yanında bir kervansaray (günümüzdeki dinlenme tesisleri) gibi de işlev görürlerdi. Gelen yolculara bazı hizmetler ücretsiz verilirdi. Ayrıca köy, kasaba ve şehirler de, bu tekke ve zaviyelerin etrafında oluşurdu. Bu cephesiyle Ahilik, ticaret ve şehirleşmeye de katkı sağlardı. Dolayısıyla bu yerleşim yerlerinde sosyal hayatı da Ahiler düzenliyordu. Bu nedenlerle fakültelerin sosyoloji bölümlerinde Ahiliğin sosyolojik yönü, şehir planlama bölümlerinde şehircilik yönü de okutulabilir.

Tüm bunların üzerinde Ahilik kültürünün ne olduğu, Ahilerin birbirlerini kardeş gibi görüp toplumsal barışı nasıl sağladıkları, ahilere has cömertlik ve yardımlaşma konuları işlenerek sosyal adaletin nasıl sağlandığı anlatılabilir.

Gençler bu dersleri alarak zamanla Ahiler gibi düşünmeye başlayacaklar, onlar gibi olmaya öykünecekler, içlerinden bazıları onlar gibi kaliteli, hilesiz üretim yapmaya başlayacaklardır. Kısacası bu eğitim, dürüst bir toplumun inşasına da katkı sağlayacaktır.

Diğer taraftan ahlaki yapısı çok sağlam olan Ahilik teşkilatının, günümüzde Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu’na benzer şekilde yaşatılması, esnaf ve sanatkâr ahlakının gelişmesine, dolayısıyla üretimin artmasına ve kaliteli üretime katkı sağlayacaktır. Mevcut Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu’nun yanına, tamamen Ahi ahlak ve kültürüne göre oluşturulmuş birde Ahi Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu kurularak (sendikalarda olduğu gibi) iki federasyonun birbiri ile rekabet etmesinin sağlanmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Selam ve dua ile…

[1] Fatma Acun, Toplumsal İş birliği Organizasyonu Olarak Ahilik ve Ahiler, Kazan Postası, 2 Şubat 2026 (https://kazanpostasi.com/2026/02/02/toplumsal-is-birligi-organizasyonu-olarak-ahilik-ve-ahiler/)

  Fatma Acun, Anadolu’nun Ekonomik ve Manevi Mimarı: Ahilik, Kazan Postası, 2 Ocak 2026 (https://kazanpostasi.com/2026/01/02/23431/)

 [2] Mecelle(Tam adıyla Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye): Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde, 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanan İslam hukukuna (Hanefi mezhebine) dayalı medeni kanun niteliğindeki hukuk derlemesidir. Ağırlıklı olarak borçlar hukuku (sözleşmeler), eşya hukuku ve yargılama (usul) hukuku esaslarını içerir. Aile ve miras hukuku bu kapsama dahil edilmemiştir. Türkiye’de, Türk Medeni Kanunu‘nun kabul edilmesinin ardından 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

[3] Şed Kuşanma: Ahilik kültüründe kalfalık dönemini başarıyla tamamlayan bir zanaatkârın, ustasının rızasıyla ve düzenlenen özel bir törenle usta unvanı alarak kendi iş yerini açma hakkı kazanması anlamına gelmektedir.

“Ahilik günümüzde uygulanabilir mi?” için 7 Yorum

  1. Sayın yazar çok güzel konulara değiniyorsunuz. Samimiyetiniz ve yol göstericiliğiniz takdire şayan.
    Lakin günümüzde tabiri caiz ise kumaş bozulmuş kalite düşmüş.
    Temennilerin gönlümüzü feth etse de malesef günümüzde uygulayacak kalitede irade gözükmüyor.
    Duygularımıza tercüman olduğun için Allah razı olsun. Ne diyeyim! İçimden;
    Tohum saç, bitmezse toprak utansın.
    Hedefe varmayan mızrak utansın…
    Diye seslenerek ümit verici çalışmalarını alkışlıyorum.
    Selamlar….

  2. Çok güzel yol gösterici güçlü bir yazı olmuş, hemşerimiz yazarımızı tebrik ediyorum. Umarım ilgili merciler dikkat kesilir de bu güzel bilgiler/ değerlendirmeler hayata geçer; kanımca bu konu da başarılı olunabilinirse ahlaki ve toplumsal bir çok sorun da ortadan kalkar diye düşünüyorum.

  3. Sayın yazar güzel yazmışsınız, güzel hayalleriniz var lakin;
    Fon kazancının daha tatlı olduğu bir dönemde yaşıyoruz.
    Akla sığmayacak vurgun imkanına kavuşmanın tadını alan bir nesil ahlaki değerleri kazançlarının önünde engel olarak görecek ve senin yazdıklarına yüz çevirmeden başka bir tavır sergilemeyeceklerdir.
    Hem ahlak, hem de iliklerine kadar hazı alınmış kolay vurgun zenginliği!
    İkisi bir arada nasıl olacak. Kim hangisinden feragat edecek?
    Gel de işin içinden çık çıkabilirsen?
    Malesef kan emicilerin baskın olduğu bir dönemde yaşıyoruz.

  4. Sevgili komutanım, duygu ve düşüncelerimizi çok güzel bir sekilde yazıya dökmüş sunuş. Bu yazınızin üstüne daha ilave edecek bir şey bulamıyorum. İnşallah bu yazınızı baştaki idarecilerde dikkate alirlar da uygulama safhasına geçiş yaparlar. Kaleminize sağlık.

  5. Değerli kardeşim çok güzel bir yazı kaleme almışsınız. Aydınlatıcı ve yol gosterici yazınızdan dolayı tebrik ederim. Dilerim bu düşünceleriniz uygulamaya geçer. Selam ve dua ile.

  6. Değerli Komutanım; her köşe yazınız bizlere yol gösteren, ufuk açan, ışık saçan ‘değerler’ öğretiyor/gösteriyor. Verdiğiniz emekleriniz için çok teşekkür ederim. Sağlık ve afiyet dileklerimle; saygılarımı sunuyorum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!