Eski kasım, mihrican ve pastırma yazı
Eski Kasım(19 Eylül-7 Kasım)[1]
Halk takvimine göre Eski Kasım, Hızır(yaz) günlerinin dördüncü(son) evresidir. 19 Eylül’de başlayıp, 7 Kasım’da sona erer ve Ağustos’tan sonraki 50 günlük süreyi kapsar.[2]
Mihrican[3] Soğukları ve Mihrican Bayramı
Mihrican Kubbealtı Lügatine göre “Sonbahar”, TDV İslam Ansiklopedisine göre “Güneşin kış başlangıcında yerin altına inmesi, yani tabiatın uykuya dalmasını” ifade eder.
Mihrican dönemi içerisinde Ağustos Evresi’nin sonunda Eski Kasım’ın(Eylül) başında, yaza veda ederken sonbaharın başladığını gösteren, dolayısıyla bir mevsim geçişine işaret eden Mihrican fırtınası görülür. Bu dönemde Mihrican soğukları yaşanır ve sebzeleri soğuk vurabilir.
Mihrican soğukları, halk takviminde yaz ile sonbahar arasında gerçekleşen ve genellikle 2-3 Eylül tarihlerinde görülen soğuk hava ve fırtına dalgasıdır. İç Anadolu bölgesinde Eylül’ün ilk haftasına denk gelir ve Büyük Mihrican ile Küçük Mihrican olarak ikiye ayrılır; aralarında yaklaşık bir haftalık fark bulunur. Bu dönemde hava genellikle soğuk ve rüzgârlı olur, bazı bölgelerde mahsullere zarar verebilir. Bu soğuklar Mihrican soğukları olarak adlandırılır[4]
Küçük Mihrican(7-8 Eylül): Bir-iki gün devam eder. Çok soğuk rüzgârlar eser. Sebze ve bostanları soğuk alır, mahsullere zarar verebilir. Sabahleyin çiğ ve kırağı düşer, sis olur. Bostan bozumu zamanını işaret eder.[5]
Büyük Mihrican(15 Eylül): Küçük Mihrican’dan bir hafta sonra(15 Eylül) görülür. Hava yine soğur ve mahsuller yine zarar görebilir.[6] Mihrican, özellikle İran’da Nevruz gibi bayram olarak da kutlanır.
Mihrican Günü: Teşrin-i Evvel Ayı’nın ikinci yarısının başladığı 16. günüdür(Miladi 29 Ekim). Bahar mevsiminin başlangıcında Nevruz bayramının kutlanması gibi sıcaklara veda edilirken “Mihrican” bayramı kutlanır.[7] Yani bir anlamda ilkbahar mevsiminde kutlanılan Nevruz bayramının sonbaharda kutlanan şeklidir.[8] Mihrican, ismi halk arasında öyle yer etmiştir ki; Anadolu’da erkeklere ve kadınlara Mihrican ismi de verilir.
Pastırma Yazı(4-12 Kasım)[9]
4 Kasım’da başlayıp 12 Kasım’a kadar devam eden ve havaların ısındığı, adeta yazdan kalma günlerin yaşandığı dönemdir. Pastırmalar bu dönemde yapılıp kurutulduğu için bu isim verilmiştir.
Pastırma yazı, sonbahar mevsiminin sonundaki güneşli, hava sıcaklığının mevsime göre yüksek olduğu günler için kullanılan deyimdir. Buna göre, pastırma sıcakları her yıl Ekim ayı sonundan Kasım ayı ortalarına kadar hissedilir. Pastırma Yazı, Türkiye Takvimine göre 4-12 Kasım tarihleri arasında yaşanır.[10] Gündüzler güneşli, hafif rüzgârlı ve puslu, geceler serin geçer; yağış olmamakla birlikte geceleri ayaz görülebilir.[11]
Pastırma yazı, genellikle 3-7 gün süren kısa süreli sıcaklık artışıdır. Hava koşullarına bağlı olarak bu dönem 10 güne veya iki haftaya kadar uzayabilir. Bu süreçte gündüz sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyreder ve gece-gündüz farkı belirgin olur.
1960’lı yıllarda Kazan ve köylerinde Eski Kasım döneminde kış hazırlıkları yapılırdı. Ekinler süzülür, su değirmenlerinde un öğütülür, bulgur kaynatılır, bulgur ve yarma dibeklerde dövülür, el değirmeninde bulgur ve yarma çekilir, tarhana karılır ve kurutulur, pastırma ve sucuk yapılırdı. Bağlar bozulur ve pekmez yapılarak küpeciklerde saklanırdı. Bağ bozumu sırasında şenlikler yapılır, yağlı güreş müsabakaları[12] düzenlenirdi. Pancar, patates ve soğanlar sökülür, kuru fasulye hasadı yapılırdı. Ayrıca güzden ekilmesi gereken buğdaylar bu dönem içerisinde ekilirdi. Kısaca köylü kışa hazır olurdu.
Aslında bulgur ve tarhana köylünün temel gıda maddeleriydi. Köylünün bulguru ve tarhanası varsa, başka bir şeye gerek kalmadan kışa hazır olur ve kışı çıkarabilirdi. Bulgur pilavı ve tarhana aşı köylünün demirbaş yemekleriydi. “Ne pişireceğim?” telaşesi olduğunda, köylü kadını tarhana aşı ve bulgur pilavı pişirerek öğünü savabilirdi. Tarhana aşının içine köy peyniri ve kuru nane serpilir, dilimlenmiş turpla birlikte yenirdi. Bulgur pilavı yanında ayran, hoşaf, kuru soğan, yeşil soğan, turşu gibi takviye gıdalarla birlikte tüketilirdi. Günümüzde ne tarhana aşı eski tarhana aşı, nede bulgur pilavı eski bulgur pilavı… Bugün ki bolluğa rağmen o günler daha mı güzeldi acaba?!..
Selam ve dua ile…


[1] Bu döneme Mihrican diyenlerde vardır.
[2] Nuh oğlu, 1951 Ahi Köyü doğumlu, Sami Yüksek’ten alınan sözlü bilgi
[3] Mihrican: Sonbahar, güz mevsimi
[4] https://www.hurriyet.com.tr/bilgi/galeri/mihrican-soguklari-ne-zaman-baslar-2025-mihrican-soguklari-nedir-nasil-olusur
[5] https://heracidankayseri.wixsite.com/kayseri/sayili-gunler
[6] https://heracidankayseri.wixsite.com/kayseri/sayili-gunler
[7] Özellikle İran’da
[8] https://www.facebook.com/100064427306439/posts/29-ekim-iydul-mihrican-iyd-nisf-tisriynmihrican-
[9] 2025 Türkiye Takvimi
[10] 2025 Türkiye Takvimi
[11] https://www.hurriyet.com.tr/bilgi/galeri/2025-pastirma-sicaklari-tarihi-pastirma-sicaklari-ne-zaman-2025-hangi-ayda-pastirma-yazi-basladi-mi-yazdan-kalma-gunler-geliyor
[12] Kazan’ın Aşağı Karaören bağlarında, Örencik bağlarında ve Sancar/Peçenek’in Karabayır bağlarında yağlı güreş müsabakaları yapılırdı.
Okunma: 242

Aslinda,bahsettiğiniz ürünler doğal ve insanımızın besin kaynakları.
Ancak,ilkokul çağlarımızda abd yardı
mı olan nemenem”süt tozu” bizlerin zekâ seviyesine menfi yönde etki ettiği kanaatini taşıyorum.
Elinize,yüreğinize sağlık
Tebrikler komutanım. Gayet güzel bir yazı olmuş. O günleri özlüyor insan.