Köpek çobanlığı ve kültürümüzde erozyon

Reklam
Reklamı Gizle

Bu ülkede yıllarca sığır ve koyun çobanları aşağılandı, onlar toplumun en cahil kesimi olarak görüldü, ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldı. Demokratik bir ülkede, “Dağdaki vatandaşla benim oyum bir mi?” denilerek, seçimlerde kullandıkları oyun başka insanların oylarıyla eşit olamayacağı bile gündeme getirildi.

Bu gün geldiğimiz noktada başka bir çobanlık çok revaçta; Köpek Çobanlığı

Günümüzde evinde(bahçesinde değil) köpek besleyenlerin sayısı her geçen gün artmakta, hatta iki veya daha fazla köpeği olanlarda bulunmaktadır.  Köpeklerin özel klinikleri, kıyafetleri, mamaları var. Rutin orak sağlık kontrolleri yaptırılıyor. Bu kliniklerde her türlü görüntüleme cihazı da var. Hatta köpeklere çocuğum diye hitap ediliyor.

İnsanlar köpekleriyle yataklarını, yemek masalarını ve banyolarını paylaşıyorlar. Kendilerinin yıkandığı küvette köpeklerini de yıkıyorlar. Onların özel şampuanları bile var. Köpekleri çocuk arabalarında ve kucaklarında gezdiriyorlar.

Dinimiz köpeğin salyası ve terinin necis(pis) olduğunu ve evin içinde bakılmasının mekruh olduğunu emrediyor. Bilim de köpeklerin salyalarında mikropların olduğunu, bağırsaklarında kist, kılları arasında da bit, pire gibi asalakların olabileceğini kabul ederek, köpeğin necis olduğunu tasdik ediyor.

Köpekler kediler gibi disiplinli değiller. Çiş ve kakaları geldiğinde bulundukları yere yaparlar. Bu nedenle günde iki kez dışarı çıkarılıp, çiş ve kakalarını yaptırmak gerekir. Bu görevi ya ev halkından birisi her gün yerine getirmek zorundadır, ya da bu iş için bir çoban tutmak gerekmektedir. Bu kapsamda son yıllarda köpek çobanlığı bir görev, hatta bir meslek haline gelmiştir. Günümüzde oturduğumuz semtlerdeki parklarda, çok sayıda köpek gezdiren,  köpek çobanlığı yapan insanlara rastlamanız mümkündür. Bu insanların içerisinde bürokrat, akademisyen, öğretmen, doktor, mühendis, başörtülü kadınlar vb üniversite mezunu, hatta lisansüstü eğitim almış elit insanlar bulunmaktadır. Sığır ve koyun çobanlarımız cahil veya ilkokul mezunu iken, köpek çobanlarımız lisanslı, hatta yüksek lisanslı kişilerden oluşmaktadır. Bu konuda çağ atladığımızı söyleyebilirim.

Avrupa ve Amerika’da özellikle üniversite öğrencileri üç veya dört evle anlaşarak onların köpeklerini dolaştırarak para kazanıyorlar. Yani köpek çobanlığı revaçta bir meslek haline gelmiş…

Çağdaş köpek çobanlarının bir elinde köpeklerinin tasmaları, diğer ellerinde bir poşet, parklarda köpek gezdiriyorlar. İneğin yanından geçerken burnunu tutanlar, köpek kakasını eline geçirdikleri poşetle alıp çantasında taşıyabiliyorlar ya da çöp bidonuna atabiliyorlar.

Köpek beslenen evde ne kadar hijyenik davranılsa da değişik, pis bir koku oluyor. Köpek kendisi kokan bir hayvan, çok ter salgılıyor. Ayrıca zaman zaman çiş ya da kakasını kaçırdığı da oluyor. Diğer taraftan dışarıda gezdiği ayakları ile evin içine girip dolaşıyor. Tüm bu etkenler evlerin kokmasına zemin hazırlıyor.

Evde köpek beslemek ve köpek çobanlığı yapmak kültürümüzde de büyük erozyonlara sebep oluyor. Sığır ve koyun çobanlığı çok aşağılayıcı bir meslek olarak görülürken, köpek çobanlığı kabul gören bir meslek haline gelmiş bulunmaktadır. Birçok elit insan köpek çobanlığı yapmaktan gocunmamakta, hatta ondan zevk almaktadır. Bu elit insanlar, köpek kakasını alıp çöpe atmaktan da tiksinmiyorlar.

Oysa günümüzde bir çok insan anne ve babasına bakmaktan eriniyor, onların altlarını değiştirmekten tiksiniyorlar. Aynı insanlar evlerinde köpek besleyerek onlara bakıyor, anne-babalarını da yaşlılar yurduna teslim ediyorlar. Anne babalarına göstermedikleri şefkati ve merhameti köpeklerine gösteriyorlar. Köpeklerinde şefkate ihtiyacı olduğunu, onlara da şefkatli davranmak gerektiğini söylüyorlar?!…

Son iki yüz yıldan beri karşılarında kendimizi küçük gördüğümüz, her fırsatta öykündüğümüz, taklit ettiğimiz Batı kültürünün, Avrupa kültürünün, Roma kültürünün geldiği nokta burası… Toz kondurmadığımız, öve öve bitiremediğimiz medeniyet bu… İnsanın anne-babası da olsa pek bir değeri yok, fakat “köpeklere şefkatli davranacağız” öyle mi?!.. Anne-babalar huzur evine, köpekler evimizin baş köşesine… Annenin-babanın altını değiştirmekten tiksin, fakat köpeklerin yaptığı kakaları elinle topla… İnsanlığın besin kaynağı olan sığır ve koyun bekçiliğini hor gör, köpek bekçiliğini onayla, bu ne yaman bir çelişki…

Dünyada milyonlarca insan açlık tehlikesi çekerken, hatta açlıktan ölürken, onlar için bir TL. bile yardım yapmazken, evde beslediğin köpeğe ve kediye on binlerce TL. para harcayacaksın ve bunu da medenilik, çağdaşlık adına yapacaksın. Bu mudur medeni olmak?  Bu mudur aydın olmak? Bu mudur Batılı olmak?

Kimseye köpek beslemeyin demiyoruz. Bahçeli müstakil bir evin varsa, köpeği evin içerisine almayacaksan sahiplen bir köpeği ve bak. Hem evini korusun, evinin bekçiliğini yapsın. Hem de hayvan sevgini gider. Hayvanları sevmeyen insanları da sevmez. İnsanları sevmek istiyorsan önce hayvanları seveceksin. Bunun için bir kedi veya köpek sahiplenebilirsin[1]. Evin içinde kedin, bahçende köpeğin olabilir. Ancak hiçbir zaman hayvan ve köpek sevgisi, insan ve çocuk sevgisinin yerini almamalıdır. Bu yazılanlardan köpeklere kötü muamele yapılım manası da çıkarılmamalıdır. Tüm hayvanlara olduğu gibi köpeklere de iyi ve merhametli davranmalıyız.

Bu yılın Anneler Günü’nden önce bir markanın reklamında bir anne köpek annesi olarak oynatıldı. İnancımıza ve ahlakımıza göre kutsal olan annelerimize bunun reva görülmesi beni derinden üzdü.  Annelerimize bu hakaretin yapılmasını şiddetle kınıyorum.

Selam ve dua ile…

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

[1] Yazarında evinde bir kedisi var, 10 tane sokak kedisine bakıyor.

“Köpek çobanlığı ve kültürümüzde erozyon” için 4 Yorum

  1. Alkışlanacak tespit. Bizde, evimize alanayacağımız kadar, bir sürü sokak kedisiyle ilgileniyoruz. Hayvanlarla bir derdimiz yok ama hayvan sever iddiasındakilerle derdimiz var. Hele o gönlü geçince sokağa terk ettikleri hayvanları görünce yüreğimiz yanıyor.

  2. Tebrik ederim Komutanım. Kültürel yozlaşmayla birlikte; toplumsal sağlık ve hijyen açısından da dikkat edilmesi gerekli olan bir konuda, çok isabetli tespitler yapmış ve olması gereken sınırları da çok net belirlemişsiniz. Selâm, duâ ve saygılarımla…

  3. Tebrik ederim Komutanım. Kültürel yozlaşmayla birlikte toplumsal sağlık ve hijyen açısından da çok önemli bir konuda çok isabetli tespitler yapmış ve olması gereken sınırları da çok net bir şekilde belirtmişsiniz. Selâm, duâ ve saygılarımla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!