Navrız (nevruz) ve Navrız (nevruz) Bayramı
Halk takvimine göre, Kasım(kış) günlerinin dördüncü evresi olan Navrız(Nevruz) 21 Mart’ta başlar, 6 Mayıs’ta Hıdırellez günü sona erer. Cemreler, Nevruzun öncü kuvvetleri gibidirler. Üçüncü Cemre 6 Martta toprağa düştükten iki hafta sonra, Rumi takvime göre Mart Dokuzunun başladığı gün olan 21 Mart, Nevruz günüdür. Yani Nevruz hem Hızır(kış) günlerimin son 45 günlük , hem de 21 Mart günü itibariyle Nevruz(Bahar) Bayramı’nı ifade eder.
Nevruz’da havanın yumuşaması ile birlikte kümes hayvanları araziye çıkar ve yumurtlamaya başlar. “Mart mart martlar, kaz tavuk yumurtlar.” sözü de buradan gelir. Bununla birlikte, Nevruz Bahar Bayram’ı olarak kutlansa da hava tam olarak ısınmamıştır. Her an soğuk hava dalgaları görülebilir. Halkımız bunu “Onarsa[1] Navrız, onmazsa çocukların sırtında donar havrız(havuz)” sözleriyle ifade etmişlerdir.
Navrız/Nevruz Bahar Bayramı(21 Mart)
Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin coşkuyla kutlandığı bir gündür. Kültür Bakanlığı’nın resmi sitesinde Nevruz şu şekilde anlatılmaktadır:
“Nev(yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve Yenigün anlamını taşıyan Nevruz, Orta Asya’da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlılar tarafından yılbaşı ve bayram olarak kutlanır.
Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart’ta, güneş ve göçmen kuşlar kuzey yarımküreye yönelir. 21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar yuvalarına dönmeye başlar. Bu nedenle 21 Mart bütün canlılar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilerek, Nevruz/Yenigün Bayramı adıyla kutlanır. Bazı yörelerde Navrız şeklinde de telaffuz edilmektedir.
Türklerde Nevruz hakkında başlıca rivayet, bugünün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir. Yani Ergenekon’dan çıkıştır. İşte bu nedenle bugün Türklerde Nevruz, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayram olarak kutlana gelmiştir. Orta Asya’daki Türk topluluklarından Azeri, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır.”[2]
21 Mart, Divânu Lügati’t-Türk‘te ise ilkbaharın gelişi olarak belirtilmektedir. Ayrıca Nevruz, on iki hayvanlı Türk Takvimine göre yeni yılın başladığı gündür.
Nevruz Ateşi, Türk milletinin tarihten gelen barış ve huzura yaptığı bir çağrıdır. Toprağın uyanışının, baharın gelişinin, kardeşliğin, dostluğun ve dayanışmanın sembolü olan ve geniş bir coğrafyada kutlanan Nevruz, Türk milletinin Bahar Bayramı’dır.[3]
21 Mart Nevruz şenlikleri gerek Asya Türk boylarında gerekse Selçuklu ve Osmanlı Türklerinde büyük bir coşkuyla kutlanmıştır. Selçuklularda Nevruz resmî bayramdı. Osmanlılar döneminde kaleme alınan Nevrûziyyeler, hekimbaşılar tarafından saraya takdim edilen Nevruz macunları ve Nevruz bahşişleri bilinmektedir. Takvimler müneccimbaşı tarafından her yıl Nevruz’da hazırlanır, padişaha, sadrazama ve diğer devlet ricâline takdim edilirdi. Nevruz, Osmanlı devlet adamlarının ve aydınlarının birbirlerini tebrik ettikleri bir bayramdır. Nevruz kutlamaları özellikle 1980’li yıllardan itibaren Türk cumhuriyetlerinde resmî bayram halini almıştır.[4]
Neruz kutlamalarında en çok dikkat çeken hususlar arasında ateş ve su ile ilgili unsurlar yer almaktadır. Nevruz günü ve akşamı insanlar meydanlarda yakılan ateş başında toplanarak günahlarından arınmak ve talihlerini düzeltmek için ateş üzerinden atlarlar. Bazı Türk boylarında Nevruz günü ateşte demir ısıtılıp dövülür. Nevruz öncesi buğday, mercimek vb. tahıllar ıslatılıp çimlendirilir; elde edilen yeşil bitkiler ilâve taze yapraklar ve çiçeklerle birlikte evlerde hazırlanan Nevruz masalarında kullanılır. Nevruz masalarına Kuran-ı Kerim, boyalı yumurtalar, ayna, su dolu kâse, çeşitli meyve, tatlı ve baharatlar konulur. Nevruz için özel olarak pişirilen yemeğin topluca yenilmesi, bayram süresince çeşitli yarışmalar düzenlenmesi ve oyunlar oynanması gibi âdetler de yaygındır.[5]
Nevruz, Türkiye de bir gelenek, Türk Cumhuriyetleri‘nde resmî bayram olarak kutlanırken, 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından Bayram olarak kabul edilmiştir. Ayrıca 21 Mart gününü içine alan hafta “Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası” olarak da kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler de 23 Şubat 2010 tarihinde 21 Mart gününü Dünya Nevruz Günü ilan etmiştir.
Anadolu’da Navrız/Nevruz
Navrız’la beraber ağaçlar budanmaya, meyvelerin çiçekleri açmaya, toprağın tavlanması ile birlikte tarlalar sürülmeye, fiğ, mercimek, nohut gibi baklagiller, arpa, yulaf, buğday gibi tahıllar ekilmeye başlanır. Özellikle söğüt, kavak ve selvi dalı(fidan) dikilir. Ayrıca meyve fidanları da bu mevsimde dikilir. Bu mevsimde süt veren hayvanların sütü bol olduğundan kışlık peynir, tereyağı ve tarhana yapımında kullanılan katık yoğurdu[6] yapılmaya ve küpeciklerde saklanmaya başlanır.
21 Mart’ta Navrız/Nevruz şenlikleri yapılır ve Anadolu’da 21 Mart Nevruz(Bahar) Bayramı olarak kutlanır. Bazı etkinlikler şu şekildedir:
-Nevruz gününde ateşte demir ısıtılıp dövülür.
-Yakılan Nevruz Ateşi üzerinden atlamakta bir Nevruz geleneğidir.
-Nevruz öncesi buğday, mercimek vb. tahıllar ıslatılıp çimlendirilir.
-Yumurta dövüştürülür(tokuşturulur) ve yumurta boyanır.
-Bu tarihte evler baştan aşağı temizlenir.
-Bu gün baharın ve tarım faaliyetlerinin başladığı gün olarak bilinir.
-Kazan ve çevresinde Navrız diye adlandırılır.
-Anadolu’da olduğu gibi Kazan’da da bazı kız çocuklarına Navrız ismi verilir.
Navrız/Nevruz süresi içerisinde iki tane de soğuk hava dalgası görülür. Bunlar Aprul Beşi ve Sitte-i Sevir soğuklarıdır.
Aprul Beşi(Aprilin Beşi)/18 Nisan
Rumi takvime göre 5 Nisan, Miladi takvime göre ise 18 Nisan civarına denk gelen, halk arasında fırtınası ve zirai donuyla bilinen soğuk günü ifade eder. Genellikle “Kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden” sözüyle, bu tarihte tarımsal faaliyetleri etkileyecek kadar sert soğukların olabileceği belirtilir. Kış bitti sanılırken yaşanan son sert soğuklar, fırtına ve bazen kar yağışıyla karakterize edilir. Tohumların donabileceği ya da tarımsal işlerin aksayabileceği tehlikeli bir dönem olarak görülür.
Sitte-i Sevr Fırtınası(21-26 Nisan)[7]
Sitte-i Sevr, Halk takvimine göre Güneş’in sevr(boğa) burcunda bulunduğu Nisan ayında (21-26 Nisan) Aprul Beşi’nden hemen sonra fırtınaları ile ön plana çıkan altı günü ifade etmek için kullanılır. “Boğanın altı günü” veya “Öküz öldüren soğukları” olarak da bilinir.
Bu tarihlerde, rüzgâr, fırtına gibi önemli hava olayları meydana gelir. Fırtınası ve soğuğu ile meşhur bu altı günden önce, özellikle Anadolu’da yaşayan çiftçiler, ”Sitte-i Sevir, her saati bir devir” sözleriyle insanları uyarmışlardır.
Ülkemizde 40 yıldan beri bölücü terör örgütünce istismar edilen, Türklerin yüzyıllardan beri Bahar Bayramı olarak, çeşitli etkinliklerle kutladığı Nevruz/Navrız’u bilmek, gençlere ve gelecek nesillere tanıtmak ve sahip çıkmak bizlere bir görev olmalıdır. Ayrıca Nevruz’da yapılan geleneksel etkinlikleri yapmak ve unutturmamakta da görevimiz olmalıdır. Öte yandan atalarımızın Navrız/Nevruz, Aprul Beşi ve Sitte-i Sevr gibi tabiat ve iklim olaylarını yüzyıllardan beri Halk takvimlerinde yaşattıkları da bilinmelidir.
Selam ve dua ile…
[1] Onmak: İyi olmak, daha iyi bir biçime girmek
[2] https://yakegm.ktb.gov.tr/TR-12646/nevruz-nedir.
[3] https://www.bursa.gov.tr/nevruz-atesi-turk-milletinin-tarihten-gelen-baris-ve-huzura-yaptigi-bir-cagridir
[4] https://islamansiklopedisi.org.tr/nevruz
[5] https://islamansiklopedisi.org.tr/nevruz
[6] Katık yoğurdu: Tarhana yapmak için tuzlanıp bekletilen torba(süzme) yoğurdu
[7] 2026 Yılı Diyanet Takvimi
Okunma: 689


Kıymetli kardeşim, eline, kalemine saglik. Çok doyurucu, detaylı bir yazı olmuş. Tarihimize , kültürümüze ışık tutan, unutulmuş geleneklerimizi gün yüzüne çıkaran bu tür yazılarına devamını dilerim. Selam ve sevgiler.
Çok teşekkür ederim Nuh Abi
Sayın yazar, sizi tebrik ediyorum. Yazılarınızı takip ediyorum. Kendinizi kadim Türk kültürünün gelecek nesillere doğru aktarılmasına adamışsınız.
Kaleminize kuvvet, yüreğinize sağlık.
İrfan Paşam çok teşekkür ederim
Babacım çok akıcı bir yazı olmuş bir solukta okudum. Eline sağlık🩷 kızın Merve