Emin Acar ve Tarikat-ı Muhammediye

Reklam
Reklamı Gizle

Kısaca Hayatı

İnegöl-Deydinler Köyü’ünde 1926 yılında doğan Emin Acar, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nöroloji dalında ihtisas yaptı. İhtisas eğitimini müteakip, Sağlık Bakanlığı’nın çeşitli birimlerinde nöro-psikiyatri uzmanı (o zamanki adıyla Akliye ve Asabiye Mütehassısı)  ve doktor olarak görev yaptı. Devlet Planlama Teşkilatı’nda Sağlık ve Gıda Uzmanlığı yaptığı sırada, Bursa Milletvekili seçilerek 1973-77 yılları arasında TBMM’de yasama faaliyetlerine katıldı. Emin Acar, Fransızca, Almanca ve İngilizce biliyordu.[1]

Dr. Emin Acar, tasavvuf yolundaki irşat faaliyetlerinin yanı sıra, muhaddis İsmail Turan Hoca ile beraber yıllarca Hadis dersleri okuttu. 3 Nisan 2016 günü Ankara’da kalp krizi sonucu Hakk’ın rahmetine kavuştu. Naaşı, Bursa’nın İnegöl ilçesi Deydinler köyünde toprağa verildi.[2]

Mekânı

Dr. Emin Acar, milletvekilliğinden sonra, Ankara Hacı Bayram Veli Camii’nin yanındaki iki katlı ahşap bir toprak evi muayenehane, imarethane, dergâh ve sohbet meclisi olarak kullanmaya başladı. Hacı Bayram semtindeki bürosunda kendisini sevenlere Hacı Bayram Veli’nin yolunda tasavvuf ve İslâmi ilimler konularında dersler vererek ilim ve irfan hizmetlerinde bulundu. Sobalı bu eski evin yaz-kış maddi ve manevi havası daima sıcak olurdu. Bu eski Ankara evi adeta tarihten günümüze intikal etmiş bir tekke gibiydi. Bu eve girdiğinizde, Ankara’nın içinde farklı bir mekân ve boyuta geçmiş gibi olurdunuz. Ayrıca Alperen tekkelerinde ki mütevazılık ve muhabbet de buraya dolardı.[3]

Kişiliği

Dr. Emin Acar, tıp doktoru, siyaset adamı, milletvekili, kanaat önderi, tasavvuf ehli, Ankara’da İslâmi camiadan ve farklı düşüncelerden birçok insanın ağabeyi, gönül ehli bir insandı.

Ankara Hacı Bayram Cami’sinin alt sokağında, dergâhında sohbetlerine zengin-fakir, siyasetçi- bürokrat, genç-yaşlı, öğrenci-akademisyen, her toplum kesiminden insanlar merak ve iştiyakla katılır, istifade ederdi. Zenginle-fakir, meczupla-müdür, esnafla-milletvekili bir arada oturur sohbet dinlerdi. Dr. Emin Acar’ın sohbetlerinde kitaplarda bulamayacağınız hayat dersleri, ilim ve irfan damlaları alırdınız. Son derece sade ve mütevazı yaşayan bir insan olduğunu, sakin, yumuşak bir sesle ve sürekli tebessüm ediyor hissi veren bir ifadeyle konuştuğunu görürdünüz.[4]

Uzun beyaz pardösüsü, başında örgü beyaz takkesi, beyaz ceketi, beyaz pantolonu, elinde doksan dokuzluk derviş tespihi, beyaz sakalı ve tatlı bir tebessüm ile aydınlanan yüzü ve hoş sohbeti ile ziyaretçilerde tecrübeli ve bilgili bir hekim ve mütevazı bir “Derviş” intibası bırakırdı. Beyaz giymenin sünnet olduğunu, Efendimiz(s.a.v.)’in sürekli beyaz giydiğini söylerdi. Ayrıca Bayramiye tarikatı mensupları ile Hacı Bayram-ı Veli ve Akşemsettin hazretleri de beyaz giyerdi.[5]

İkramları

Emin Acar Efendi, kendisini dinlemeye gelen dostlarına ikramda kusur etmez. Çok orijinal ikramlarda bulunurdu.

– Dilimlenmiş somun ekmeği (tam buğday) bir geniş kaba konur, yanında küçük bir tabakta da öğütülmüş kristal kaya tuzlu, pul biberli(Maraş), çörek otlu baharat karışımı bulunurdu. Dilimlenmiş ekmeğin üzerine baharat karışımı ekilerek tüketilirdi. Başlangıçta basit bir ikram gibi gelen bu baharatlı ekmeği insanın yedikçe yiyeceği gelirdi.

 

-Kuşburnu ve çekirdekli siyah kuru üzüm karıştırılarak yapılan hoşaf şerbeti çok hoştu. Sıcak yaz aylarında soğuk olarak tüketilirdi. Karışımın alışılmadık görünüşünden dolayı çekinerek içenler, şerbetin nefis tadından dolayı birkaç bardak daha içmekten kendini alamazdı. 

– Ana maddesi kuşburnu ve çekirdekli siyah kuru üzüm olan “dergah çayı,”[6] kış aylarında sobanın üzerinde büyükçe bir çaydanlık içerisinde sürekli bulunur ve gelenlere ikram edilirdi. Canı isteyen bardağını doldurup istediği kadar içebilirdi.

-Hacı Bayram-ı Veli’nin geleneksel çorbası olan ve ana maddesi mercimek olan  “dergâh çorbası”[7] gelenlere ikram edilirdi. Emin Efendi, içinde çok çeşitli bakliyat olan bu çorbaya “tek kap yemek” der ve sadece bu çorba ile karnını doyururdu.[8]

Tarikat-ı Muhammediye

Belki kendisi, bir mürşide bağlıydı ve bir tarikatı temsil ediyordu, fakat bundan kimseye bahsetmezdi. Sohbetlerine katılanlara her Müslüman’ın “Tarikat-ı Muhammediye”ye katılmasının farz olduğunu söylerdi. Erkeklerin evlenmeden önce, kadınların da hiçbir zaman nafile tarikatlara girmemelerini tavsiye ederdi. Biz Tarikatı Muhammediyeyiz derdi.[9]

Ergun Yıldırım’ında bir yazısında belirttiği gibi “Emin Acar, bir Bayrami şeyhiydi. Ama kendisini şeyh diye anmazdı. Fatih’in İstanbul’u fethederken yanında bulunan Akşemsettin’in kurucusu olduğu Bayramiliğin son şeyhiydi bildiğim. Çok net hatırladığım bir şey söylemişti: “Biz Tarikatı Muhammediyeyiz. Allah ve Resulü’nün peşinden gideriz. Bunlara uymayan bize de uymaz”.[10] derdi.

Tarikat-ı Muhammediye’yi şöyle tarif ederdi; “Tarikat-ı Muhammediye, Yüce Allah’ın murakabesi altında olduğunu bilmek ve idrak etmektir. Hazret-i Peygambere rabıta etmektir.”

“Her gün;

-Yüz defa Estağfirullah(Günahlarından bağışlanma dilemek),

-Yüz defa Efendimze Salâvat-ı Şerife,

-Yüz defa Lailaheillallah(Yüzüncüde Muhammedun Resulullah) deyin, ardından;

-Bir defa Fatiha Suresi,

-Üç defa İnşirah Suresi(Elemneşrahleke),

-On bir defa İhlâs Suresi,

-Bir defa Fatiha Suresi,

-On bir defa Efendimize Salâvat-ı Şerife okuyun, sonra Peygamberimiz ve bütün peygamberlere, büyüklere ve geçmişlerimize bağışlayıp dua edin” diye tavsiye eder ve hazır bulunanlara okuturdu.

Önümüzdeki yazımızda Emin Acar Efendi’yi tanıtmaya devam edeceğiz.

Selam ve dua ile…

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

[1] www.biyografya.com

[2] www.biyografya.com

[3] Selahaddin Semiz, Ankara’da Sırlı Bir Veli: Dr. Emin Acar, Dünya Bizim Portalı, 27. 02. 2023

https://www.dunyabizim.com/ankarada-sirli-bir-veli-dr-emin-acar

[4] Selahaddin Semiz, adı geçen makale

[5] Otuz beş yıl Emin Acar Efendi’ye arkadaşlık eden Saim Ayaz Bey’in sözlü ifadeleri

[6] Dergâh Çayı: Ana maddesi kuşburnu ve çekirdekli siyah kuru üzüm olan bu çayın içine, az miktarda yeşil çay, mevsim meyveleri(elma, armut, kayısı, vişne,  mandalina, portakal gibi ),hurma, kuru incir katılarak kaynatılır. Osmanlı’da bu çaya “tükenmez” çayı derlermiş. (Otuz beş yıl Emin Acar Efendi’ye arkadaşlık eden Saim Ayaz Bey’in sözlü ifadeleri)

[7] Dergâh Çorbası: İçerisinde kırmızı mercimek, yeşil mercimek, nohut, kuru fasulye, pirinç, bulgur, çörek otu, pul biber, kristal kaya tuzu, zeytinyağı, et suyu ve doğranmış ekmek bulunan özel bir çorbadır. (Otuz beş yıl Emin Acar Efendi’ye arkadaşlık eden Saim Ayaz Bey’in sözlü ifadeleri)

[8] Otuz beş yıl Emin Acar Efendi’ye arkadaşlık eden Saim Ayaz Bey’in sözlü ifadeleri

[9]Otuz beş yıl Emin Acar Efendi’ye arkadaşlık eden Saim Ayaz Bey’in sözlü ifadeleri

[10]https://www.yenisafak.com/yazarlar/ergun-yildirim/bir-filozof-ve-bir-seyh-foucault-ve-emin-acar-efendi-2056245

“Emin Acar ve Tarikat-ı Muhammediye” için 6 Yorum

  1. İstikametle yaşamış bir Allah velisini izhar ettiğiniz için sizden de Allah razı olsun… Merhum Emin hocamızın dile getirdiği ve herkesi kucaklayıcı
    “Tarikat-ı Muhammed’i” hakikatına günümüzde ne kadar ihtiyaç var..
    Hürmet ve selamlar

  2. Güzel bir yazı, bu tür insanlar pek kalmadı sanırım. Çay ve çorba tarifleri denenebilir…

  3. Kendisiyle tanışma ve sohbetinde bulunma bahtiyarlığına eriştiğim, kıymetli Dr.Emin Acar’ı bizlere hatırlattığınız için size teşekkür ederim Komutanım.
    Mekânı Cennet olsun.

  4. Kendisiyle tanışmak, ikram ettiği kuru üzümden yemek nasip oldu. Allah rahmet etsin. Mekanı cennettir inşaAllah.
    Sayın yazar sizi takip ediyorum.
    Her defasında milli ve manevi değerlerimizi konu olarak işliyorsunuz. Allah razı olsun.
    Bizi biz yapan değerleri ön plana çıkartmak okuyucu ile buluşturmak, değerlerimize sahip çıkmada toplumu bilinçlendirmek ve motive etmek ne güzel bir çaba. Çabanızı alkışlıyorum .👏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir