Cenaze evinde yemek

Reklam
Reklamı Gizle

Türk gelenek ve ananelerimizde Kur’an ve sünnete dayalı yaşayan çok güzel adetlerimiz var. Bunlardan bazıları halen yaşamakta bazıları da zamanla değişime uğramıştır; cenaze evlerinde yemek vermek adeti de çıkış itibarıyla sünnete uygun ama bu günkü uygulaması itibariyle insanları zor durumda bırakan ve uygun olmayan bir hal almıştır.

Sünnete uygun  olan uygulama, cenaze evine komşuların veya akrabaların yemek götürmesidir. Amaç, cenaze sahiplerinin yas döneminde yemek telaşına düşmesini engellemek ve yüklerini hafifletmektir. Ancak bugünün şartlarında bunu uygulayabilmenin çok imkanı olamamakta.

Mekruh/yanlış olan uygulama ise cenaze sahiplerinin yemek pişirip veya yemek/pide vb sipariş verip taziyeye gelenlere ikram etme telaşına düşmeleridir.

Bugün maalesef birçok yerde uygulanan bu adet insanları madden ve manen zor durumda bırakmakta ve bazen israflara da sebep olmaktadır. Çünkü cenazesinin acısıyla yanarken bir taraftan ikram telaşesine düşülmesi hiç doğru değildir. Ayrıca herkesin bunu yapmaya maddi imkanı da olmamaktadır. Bazen de bin kişilik yemek yaptırılmakta ama cenazeye katılan birçok insan ikrama katılmadığı için yemekler artmakta ve israf da söz konusu olmaktadır.

Bundan dolayı Kahramankazan ilçemizde böyle bir uygulamanın başlamış olmasının hayırlara vesile olacağı kanaatindeyim.

Bunlara ilave olarak şunu da ifade etmek isterim; Vefat eden yakınlarımız adına yemek vermek gibi bir hayır hasenatta bulunmak iyi bir davranıştır. Ancak bu iyi niyetli davranışı cenazenin 7. 40. veya 52. gecesi gibi dinde aslı olmayan belli günlere tahsis etmek bir hurafeye uymaktır ve uygun bir davranış değildir.

Vefat eden yakınlarımız adına illa bir yemek vereceksek belli günlere tahsis etmeden yemek verilebilir. Veyahut da illa yemek ikram edilecekse bunu da gerçekten fakir olan insanlara dağıtılması veya evlerine gıda paketleri olarak ulaştırılması da tavsiye edilebilir.

Ancak bizim özellikle tavsiyemiz ve önerimiz vefat eden yakınlarımız adına yemek vermek yerine kalıcı hayır dediğimiz sadaka-i cariye yapmak yani tüm insanların yararlanabileceği bir hayır olarak cami, Kur’an kursu, çeşme, okul vb. yerlere yardım yapmak ve bağışta bulunmaktır.

Nitekim Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, bir adam “Babam öldü, geriye mal da bıraktı. Fakat vasiyette bulunmadı, onun için bağışta bulunursam, bu onun günahlarına kefaret olur mu?” diye sordu. Hz. Peygamber (asm) “Evet, (olur).” diye buyurdu. (Müslim, no: 1630)

Diğer bir rivayete göre, adamın biri Hz. Peygambere (asm) “Annem ansızın vefat etti. Eğer konuşmaya fırsat bulsaydı, tasaddukta bulunurdu. Onun için tasaddukta bulunsam, bana da ecir/sevap var mıdır?” diye sordu. Hz. Peygamber (asm) buna da “Evet” diye buyurdu. (Müslim, no: 1004)

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulumuzun bu konudaki fetvası şu şekildedir:  Cenaze sahiplerinin, merasime katılanlara yemek vb. ikramlarda bulunması uygun mudur?

Cevap: Bir yakınını kaybetmenin üzüntü ve sıkıntısı içinde olan cenaze sahiplerinin, taziye için gelen misafirlere yemek hazırlayıp sunması ilave bir telaş ve sıkıntıya sebep olacağından mekruh görülmüştür. (İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 2/240) Bunun yerine komşular veya yakınlarının, cenaze sahiplerine ve uzaktan gelenlere ikramda bulunmaları sünnettir. (Tirmizî, Cenâiz, 21 [998])

Cenaze sahiplerinin mezarlıkta veya evde helva, ekmek gibi şeyler dağıtmalarının ise dinî bir dayanağı yoktur. Dinî bir gereklilik olarak görmeden yapılmasında bir sakınca olmayacağı söylenebilirse de bu tür uygulamaların kısa süre sonra cenazeyle ilgili bir dinî hüküm olarak algılanması tehlikesi bulunmaktadır. Dolayısıyla bu ikramlar dinî bir zorunluluk olarak yapılırsa, bid’at ve hurafe sayılır.

https://kurul.diyanet.gov.tr/tr/fetva/cenaze-sahiplerinin-merasime-katilanlara-yemek-vb/0193c42d-62d7-735e-0b50-10cc11879eb9

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir