ÇALILAMA VE BUDLA KEBABI

Reklam
Reklamı Gizle
Saat gecenin üçü bu saatte tatlı tatlı uyumak varken çalılama nereden düştü aklıma? Taktı mı takıyorum işte. Sonrası mı uyku hak getire…
Hafta sonu aile efradıyla mısır közleyelim dedik. Sadece mısır olmaz, yanına bi şeyler de almak lazım dediler. E hadi alalım dedim cep delik, kart delik…
Kasaptan biraz antrikot, tavuk kelebek; bahçeden patlıcan, biber, domates, kuru soğan ve kocaman bir çuval mısır…
Ateşi yaktık közleşti, etleri közlemeye sıra geldi baktım ki önce etleri közlersek bu kadar insana et yetmez, mısır közlemesi de fazlasıyla yenmez. Büyüklerimizin çay pınarında gece oğlak közlerken yaptıkları aklıma geldi.
Büyüklerimiz oğlağı kesip hazırlarmış, sonra ateşi yakarmış, bazıları bu oğlak yetmez, “ben tek başıma yerim.” dermiş. Sonra gelsin iddialar…
İçlerinden uyanıkları önce patlıcanları patlatır, domates, biber, vs katarak salata yaparlarmış, şimdilerde ismi unutulmuş ama adına “budala kebabı” denirmiş. Sonra oğlak eti dinlenirken akciğer ve karaciğerini közlerlermiş. Isıtılmış bazlama ile birlikte orada bulunanlar iştahla yerlermiş, közleme et yemek isteyenler bir iki alır, çekilirlermiş. Sonra oğlak közlenirmiş ama budala kebabı ve ciğeri yiyenlerin pek yiyesi gelmezmiş, çünkü ciğer közlemesi ve budala kebabı iştahı kesermiş. Bunun adına da “çalılama” derlermiş. Közlenen oğlağı diğerleri iştahla yerlermiş.
Bende ateşin közünde önce patlıcanları patlattım, sonra mısırları közledim. Herkes doyasıya mısır közlemesi yerken etler közlenmeye başlandı. Budala kebabı yapıldı masalara servis edildi. Budala kebabının tamamı yendi. Ama ne hikmetse yetmez dediğim etin bir kısmı arttı.
Sonra aile efradına çalılamayı ve budala kebabının öyküsünü anlattım. Bir kahkaha tufanı koptu, görülmeye değerdi.
Atalarımız boşuna dememiş, “iktisat eden, bereket bulur.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!