Genç Osman ve Ankara Cümbüşü
Cümbüş deyince Ankara’nın saz üstadı Genç Osman (Osman Genç Türk. D. 1900. Ö.1963.)’dan bahsetmeden geçmek doğru olmazdı. Genç Osman’ın yaveri olduğunu söyleyen ve onunla birlikte cümbüşlerde saz çalan Rasim GÖZÜBÜYÜK Genç Osman’ı şöyle anlatır: “Çok temiz ve mert bir insandı. Yumuşak bir tezenesi vardı. Sazı göğsüne alıp çalmaya başlayınca herkes kendinden geçer, vecd içerisinde dinlerdi.”
Gerek Haluk Balaban gerekse “Genç Osman Amcam.” diye hitap eden Necmettin Palacı’nın anlattığına göre Seyran Bağları’nda bir evin bahçesinde saz çalarken bir bülbül geliyor ve sazına konuyor. Sazına bülbül konduran tek sanatçı belki de.
Haluk Balaban’a göre Genç Osman cümbüşte sürekli saz çalıp bıktırmazdı. Sazı bırakıp sohbetler yapardı. Şiir okur, öğüt verici nasihatlerde bulunur, Neyzen Tevfik ile atışmalar yapardı. “Saz başlayınca söz susar.” deyişi ona aitti.
Şeref Erdoğdu (Erdoğdu, 2001: 310) ya göre “Sazıyla, sözüyle, nüktesiyle, hicviyle Ankara’nın Neyzen Tevfik’i dir Genç Osman.
Çok sıkıntılı günler geçirmesine rağmen, sazını hiçbir zaman satmamış, belirli yerlerde bağlama çalması için büyük miktarlarda para teklif edilmesine rağmen asla para kazanmak için saz çalmamıştır. Seymenlik geleneğine uygun olarak yaşamış, yalnız kendisi, dost ve ahbabı için saz çalmıştır. (Erdoğdu, 2001: 310-311)
“Çok içmemek için çok fazla gayret sarf ederdi. Fakat bazen fazla kaçırırdı, bundan kendisi de şikayetçi idi. Şu şiiriyle bunu ne güzel izah etmiştir. (Erdoğdu, 2001: 311)
KENDİME NASİHAT
İçkiyi çok içme hem paran gider
Üstelik mideni bozarsın Osman
Bu zıkkım insanı divane ider
Kendini kaybeder sızarsın Osman
Üç kadeh içince dördüncüden sakın
Derlenip toplanıp şanını takın
Kadehler idince ardı ardına akın
Şahlanır, hırslanır, akarsın Osman
Sarhoşluk kötüdür insanı yiner
Erbabı insanı içkide dener
Az içip çok gülmek bu işte hüner
Üstelik kendine nasihat edersin Osman
Haluk Balaban’a göre Atatürk en geç üç ayda bir seymenleri çağırır cümbüş benzeri geceler yapardı. Bu gecelerde kendisi de zeybek oynardı. Bu gecelerin birinde seymenlere hitaben: “Sizler bu vatanı kurtaran, Cumhuriyetin manifostosunu yazan koçlarsınız, yiğitlersiniz.” demiştir.
Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.

