Mesel Satma (Bilmeceler)
Bunalıyorum dostlar; bir yanda yazın bunaltıcı sıcakları, bir yanda savaşlar; insan hayatının bir böcek kadar bile değeri olmaması, dünyaya hükmeden megaloman, yalancı ve iki yüzlü liderlerin ihtirasları…
Eğer bu gidişe dur denilmezse dünyamızı büyük bir yıkım bekliyor, belki de çok yakın bir gelecekte…
Televizyon seyretmiyorum. Bıktım yalan dolan haberlerden; sahte gündemlerden, haksızlıklardan, hukuksuzluklardan, gözümüzün içerisine baka baka söylenen yalanlardan, bir türlü rayına oturtulamayan siyasal ve ekonomik konjonktürden…
Eskiden yaz sıcaklarından bunaldığım zamanlar Knut Hamsun ya da Jack London romanlarını okuyarak serinlerdim. Şimdi onlar da kesmiyor.
Her gün duş almak bedenimi serinletiyor ama ruhum serinlemiyor.
En sonunda gülerek, merak ederek, hoşça vakit geçirmenin de ruhsal serinlemeye yardımcı olabileceğini düşündüm. Bu yollardan birinin de eskilerin deyimiyle mesel satma (bilmece sorma) ve verilen yanıtlar olduğu gördüm. Hem rahatladım. Hem eylendim…
Böylece çocukluğumuzda sattığımız meselleri anımsadığım kadarıyla bir güzel topladım.
Yeni kuşaklarda yararlanır belki…
Kuşkusuz hepsi değil biliyorum ama şu anda aklıma gelenler bunlar.
Fil fillice burnu eğrice (Nohut)
Yer altında yağlı kayış (Yılan)
Yer altında sakallı dedem. (Sarımsak)
Cam çatladı, ardıç patladı üç gözel bi yire hopladı. (Sac Ayağı)
Kuyu, kuyunun içinde suyu, suyun içinde yılan, yılanın ağzında alev (Gaz lambası)
Kab kaba mantar, kabarır da kalkar, ustası gelmiş bıyığını kırkar. (Cayır ve Tırpancı)
Canı var kanı yok. (Çekirge)
Derede damı, deryada gemi, bir mahlukta görmedim göbeğinden yer yemi. (Değirmen)
Ağzı var dili yok, nefesi var canı yok, derisi var kanı yok. (Körük)
Bilmece bildirmece el altında kaydırmaca (Sabun)
Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca. (Dondurma)
Altı demir, üstü demir içinde bi garip emir. (Çörek)
Mesel mesel mali mesel, oturmuş baklava keser, baklavanın kesmesi gaça dediydim çildir çildir yüzüme bakar. (Sıçan)
Dağdan gelir, taştan gelir, kıçı açık eniştem gelir. (Keçi)
Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, ondan tatlı bir şey olmaz. (Uyku)
Ankara’dan vurdum kılıcı İstanbul’dan çıktı bir ucu. (Gök Kuşağı)
Elemez, belemez. Ocak başına gelemez, gelse de duramaz (Tereyağı)
Kırk yamalıklı şirin usta. (kelem)
Kıllı ağzını açtı, çıplak içine kaçtı. (Ayak ve çorap)
Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane. (Nar)
Mavi atlas, iğne batmaz, makas kesmez. (gökyüzü)
Küçücük, fıçıcık, içi dolu turşucuk. (Limon)
Gökte uçar kanadı yok, şekere benzer tadı yok (Kar)
Nar nar narladı, nar duvarda parladı, narcı kadın gelince nar duvardan inmedi (kilit)
Filfillice fili yok ip dakacak yiri yok (Yumurta)
Kapı arkasına sac koydum, geleni gideni aç koydum (Oruç)
Mavi atlas, makas kesmez, iğne batmaz, terzi biçmez (Gök Yüzü)
Oda odanın içinde, oda onun içinde (Ayna)
Pat didi, küt didi, git şuraya yat didi (Süpürge)
Çıt dimeden çalıya düşer (Güneş, Çiğ)
Yidi delikli tokmak, bunu bilmiyen ahmak (Baş, kafa)
El eker, dil biçer (Yazı)
Altı göl, üstü gül (Gaz Lambası)
Duvara galbur asdım (kulak)
Fini fini güccük sini (mercimek)
Hocanın gızı donu gırmızı. (İğde)
Gök gürledi, gülümen patladı, etli Fadime çayıra hopladı (Kurbağa)
Yer altında kilitli sandık (Mezar)
Pişirirsen aş, pişirmesen kuş olur (yumurta)
Kayaya kalbur astım, içine yağ bastım (Kulak)
Teptim tekerlendi, öptüm şekerlendi, balınan badem, ne güzel adem (Kavun)
Akşama kadar süzülür, sabaha kadar üzülür (Yatak)
Çalı dibine çıra yaktım (çiğdem)
Karanlıkta karakız iniler (Kovan)
Sıra sıra odalar birbirini kovalar (Tren)
Dam üstünde dana galgır (yuvak)
Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane (Nar)
Ben giderim , o giden, arkamdan tin tin eder (Gölge)
Sarı öküz yattı kalkmaz, gara öküz gitti gelmez (ateş ve duman)
Güccük mezer, her yerde gezer. (Ayakkabı)
Bi gızım var, gelenin gidenin elini öper. (Kapı kolu )
Yular vurdum sıpaya, hopladı gitti depeye. (İğne)
Çın çınlı hamam, gurnası tamam, aldığım gızın bobası imam. (Saat)
Dağdan gelir dat gibi, golları budak gibi, eğilir su içer, böğürür oğlak gibi (Kağnı)
Dağdan gelir, daşdan gelir, eğerlenmiş aslan gelir. (Sel)
Bi galbır cevizim var, sayarım sayarım bitmez. (Yıldız)
Uzun uzun uzalar, ot içine buzalar. (salatalık)
Yumruk gada anası, yüzden fazla danası. (nar)
İçi bitli, dışı kitli. (İncir)
Okunma: 129
