Siyaset ve Kazan üzerine

Reklam
Reklamı Gizle

Kıymetli okurlarım;

Geçtiğimiz ay içerisinde tarafıma tevdi edilen Cumhuriyet Halk Partisi Kahramankazan İlçe Başkanlığı görevini gururla ve onurla kabul ettim.

Bu görev benim için yalnızca bir siyasi sorumluluk değil; doğup büyüdüğüm topraklara hizmet etmenin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan partime sahip çıkmanın ve Kahramankazan’a karşı duyduğum sorumluluğu daha güçlü bir şekilde taşımanın ifadesiydi.

Görevi devraldığım günlerde parti binamızı açtığımızda dikkatimi çeken ilk şeylerden biri, diğer ilçelerden farklı bir tabloyla karşılaşmamız oldu.

Ankara’nın bazı ilçelerinde siyasi gerilimlerin ilçe binalarına kadar taşındığı, yakıp yıkmanın, hakaretin ve tahammülsüzlüğün siyasetin önüne geçtiği günlerde Kahramankazan’daki parti binamız sapasağlamdı. Küçük birkaç münferit olay dışında herhangi bir zarar görmemiş, hatta yeni tadilat görmüş haliyle bizi bekliyordu.

İşte o an, bütün ekip arkadaşlarımla birlikte şunu düşündüm:

Acaba Kahramankazan’da siyasetin de bir kırmızı çizgisi olabilir miydi?

Genel siyasette farklı düşünmek, farklı partilerde yer almak elbette demokrasinin gereğidir. Ancak söz konusu Kahramankazan olduğunda, hepimizin üzerinde birleşebileceği bazı ortak değerler yok muydu?

İlçe başkanlarının önemli bir bölümünü zaten tanıyordum. Siyasi görüşlerimiz farklıydı ama Kahramankazan’a hizmet etme noktasında birbirimizi anlayabilecek bir zeminin bulunduğunu da biliyordum.

Bu düşüncemi ilçe başkanlarıyla paylaşmaya başladığımda olumlu karşılıklar aldım. Hatta ben ilçe başkanı olmadan önce de benzer bir fikir üzerinde çalışmalar yapıldığını öğrendim.

Bana göre asıl kıymetli olan da buydu.

Çünkü siyaset, insanları birbirine düşman etmek zorunda değildi.

Kahramankazan için rekabet edebilir, Türkiye için farklı düşünebilir ama Kahramankazan’ın ortak meselelerinde yan yana durabilirdik.

Nitekim bu düşüncenin ilk somut meyvesini Satıkadın Kentsel Dönüşümü konusunda belediyeye birlikte verdiğimiz dilekçeyle aldık.

Ardından Sayın Ankara Valimizin Kahramankazan ziyareti sırasında yaşanan protokol tartışmasının ardından, ilçemizin altı siyasi parti ilçe başkanı olarak bir araya geldik.

Öyle gösterişli salonlarda, protokol masalarında değil, Gençlerin sıkça oturduğu bir kahvehanede…

Belki de fotoğrafın kendisi bile anlatmak istediğimiz şeyi anlatıyordu.

O fotoğrafı çeken genç kardeşimize, “Bu fotoğrafı Kahramankazan tarihinde çeken ilk kişisin sevgili kardeşim.” derken hissettiğim mutluluğu tarif etmek kolay değil.

Çünkü mesele yalnızca altı ilçe başkanının aynı kareye girmesi değildi.

Mesele, Kahramankazan siyasetinde yeni bir anlayışın mümkün olduğunu göstermekti.

Bizler bir taraftan siyasette yeni yüzlere ve yeni fikirlere alan açmaya gayret ediyoruz.

Yönetimimize daha önce siyasetle herhangi bir bağı olmayan, biri avukat, biri muhasebeci iki pırıl pırıl arkadaşımızı dahil ettik.

Belki bugün sadece ilçe yönetiminde görev alıyorlar.

Ama kim bilir?

Yarın Kahramankazan’ın yönetiminde, belki Ankara’nın, belki Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olacaklar.

Siyasetin en önemli görevlerinden biri de budur zaten:

Kendinden sonrasını yetiştirmek.

Aynı anlayışla Kahramankazan’ın geçmişiyle bugününü de aynı karede buluşturmak istedik.

İlçe binamızın girişine Kahramankazan’ın 2000 ve 2025 yıllarındaki panoramik görüntülerini astık.

İçeri giren hemen herkes eski ve yeni Kahramankazan arasındaki değişimden bahsetti. Kimi yıllar önce yaşadığı bir anıyı anlattı, kimi eski bir sokağı, kimi çocukluğunun geçtiği bir mahalleyi hatırladı.

Fakat 2025 görüntüsüne baktığımızda hepimizin gözüne aynı yer takıldı:

Satıkadın Mahallesi.

İlçenin birçok noktasında değişim yaşanırken Satıkadın Mahallesinin mevcut görüntüsü, yeni bir düzenin içerisinde geçmişten kalmış bir yapılaşma görüntüsü veriyor.

Burada artık siyaseti bir kenara bırakıp mahallelinin taleplerini dinlemenin ve somut bir adım atmanın zamanı gelmiştir.

Üstelik mesele yalnızca kentsel dönüşüm de değildir.

Uzun zamandır bakıma ihtiyaç duyan, çatısı adeta kaderine terk edilmiş olan Kapalı Pazar Yeri de önümüzde durmaktadır.

Belediye Başkanımız, uzun zaman önce belediye meclisinde bu sorunun çözüleceğine ilişkin bir irade ortaya koymuştu.

Aradan geçen bunca zamana rağmen ise bu konuda belediyenin maddi kaynak oluşturma noktasındaki somut gayretini göremedik.

Oysa mesele çok basit:

Yağmur yağdığında zaten ekonomik sıkıntılar içerisinde ayakta kalmaya çalışan vatandaşımızı, zar zor satış yaparak evine ekmek götüren pazarcımızı bir de yağmur altında bırakmanın mantıklı bir açıklaması yoktur elbet.

Pazar yeri, siyaset üstü bir meseledir.

Vatandaşın ekmeği üzerinden siyaset yapılmaz.

Elbette Kahramankazan’da yapılan güzel işleri de görmek ve hakkını teslim etmek gerekir.

Yakın zamanda ilçemizde düzenlenen Gastronomi Festivali bunun güzel örneklerinden biriydi.

Kavunumuzun ve kavurmamızın özellikle gençlerin yoğun katılım gösterdiği bir etkinlikle tanıtılması kıymetlidir.

Kahramankazan kavununun yeniden canlandırılması noktasında Sayın Mahmut YILMAZ ağabeyin ve Seyfettin ARSLAN Başkanımızın hakkını teslim etmek gerekir.

Projede emeği bulunan ve ismini burada sayamadığım tüm arkadaşlarım da haklarını helal etsinler.

Ancak özellikle bu iki ismin Kahramankazan kavununu yeniden gündeme taşıma ve geliştirme konusunda yoğun gayret gösterdiklerine bizzat şahit oldum.

Aynı şekilde Örencik Göleti Kapalı Kanal Sulama Sistemi de ilçemiz adına doğru ve önemli çalışmalardan biridir.

Doğru yapılan işe doğru demek de siyasetin bir gereğidir.

Bizim anlayışımız budur.

Yanlışa yanlış diyeceğiz.

Doğruya da kim yaparsa yapsın doğru diyeceğiz.

Çünkü mesele bizim için sadece bir siyasi partinin başarısı değil, aynı zamanda Kahramankazan’ın kazanmasıdır.

Fakat her güzel şeyin yanında bir de değiştirmemiz gereken alışkanlıklarımız var.

Kahramankazan için etimizle tırnağımızla mücadele etmeye çalışırken, enerjisini dedikodu siyasetine harcayan bir anlayışın hâlâ varlığını sürdürdüğünü de görüyoruz.

İnsanları “Ahmetçi”, “Mehmetçi” diye yaftalayan…

Birilerinin yaptığı işe, ortaya koyduğu projeye veya verdiği mücadeleye bakmadan sırf kim olduğuna göre tavır alan…

Meyve veren ağacı daha meyvesini toplamadan taşlamaya hazır olan bir siyaset anlayışından söz ediyorum.

Oysa Kahramankazan’ın buna ihtiyacı yok.

Bizim ihtiyacımız olan şey birbirimizi tüketmek değil, ilçemizi büyütmektir.

Kimin hangi partiden olduğundan önce ne ürettiğine bakmalıyız.

Kimin kimi desteklediğinden önce Kahramankazan’a ne kattığını konuşmalıyız.

Çünkü siyaset gelip geçicidir.

Kahramankazan ise hepimizin ortak evidir.

Ben inanıyorum ki Kahramankazan’da zaman içerisinde siyasetin dili de değişecektir.

Dedikodu yerine proje konuşanların, kişisel menfaat yerine ilçenin menfaatini önceleyenlerin, birbirini aşağı çekmek yerine birbirine omuz verenlerin daha fazla söz sahibi olduğu bir siyasi kültürün oluşması mümkündür.

Bunun için hepimize görev düşüyor.

Biz üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.

Yeni insanları siyasete kazandıracağız.

Gençlerin önünü açacağız.

Farklı siyasi görüşlerden insanlarla Kahramankazan’ın ortak meselelerinde bir araya gelmeye devam edeceğiz.

Yanlış gördüğümüzü söyleyeceğiz.

Doğru gördüğümüzü de kim yaparsa yapsın takdir edeceğiz.

Çünkü bizim meselemiz koltuk değil, Kahramankazan.

Ve inanıyorum ki gün gelecek;

Kahramankazan’da siyasetin ölçüsü insanların birbirine ne kadar yakın olduğu değil, ilçeye ne kadar fayda sağladığı olacak.

İşte o gün, hep birlikte kazanmış olacağız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!