Virancık/Örencik Köyü Tarihi

Reklam
Reklamı Gizle

TDK sözlüğüne göre ören kelimesi eski yapı, kent ya da kale kalıntısı manasına gelmektedir. Örencik harabe, virane yer demektir. Viran kelimesi ise yıkılmış, dökülmüş, bakımsız kalmış ve yıkık olan yapılar ve yerler için kullanılır ve viran olmuş, yıkılmış yer demektir.

 

Günümüzde Kahramankazan’a bağlı olan Örencik Köyü, Kazan’ın 6 km kuzeyinde bulunmaktadır. Kuzeyde Dutözü, doğuda Ciğir, güneydoğuda Günbaşı(Yılbant), güneyde Kazan, güneybatıda Yasaıören, batıda Sarıayak(Sayrak) köyleri ile komşudur. Sarıayak köy yolu Örencik’in içinden geçmektedir.

 

Selçuklular Öncesi Dönem

Virancık/Örencik bölgesi antik çağlardan itibaren devamlı iskân sahası olmuştur. Bağözü mevkiinde Bizans dönemine ait kale kalıntıları ile bu çağlara ait izler görülür.

 

Uluyol’da denilen eski Ankara-İstanbul kervan yolu güzergâhına bir kaç km. mesafede bulunan Örencik köyünün hemen güney batısında “Gavurtepesi/Sinap Tepe” denilen mevkide bulunan höyük de Bizans Karakolu kalıntılarına rastlanmıştır. Bu karakol derbent özelliği taşıyan Kurtboğazı Deresi’ne de çok yakındır. Muhtemelen bu karakol bu yolun emniyetini sağlamak maksadıyla kurulmuştur.

Delikayıncık mevkiinde yapılan araştırmalarda taşlaşmış hayvan fosilleri bulunmuş ve “Sinap Formasyonu”na dahil edilmiştir. 1989 yılından beri de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından uluslararası bir projeyle “Sinap Formasyonu” araştırmaları sürdürülmektedir.[1] Burada yapılan kazılarda Ankara Maymunu ve 10 milyon yıl öncesine ait fil fosillerine rastlanmıştır.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri

 

Murtaza-abad Ovası ve yamaçlarında bulunan bütün köyler, tamamen Oğuz boylarına mensup kabilelerin yerleştiği köylerdir. Bu özelliği ile de “Kazan, Oğuz Türkmen diyarıdır.” denilebilir.[2]

Murtazaabad Ovasındaki birçok köy Türkler’in Anadolu’yu fethinden sonra, dervişler tarafından kurulmuştur. Köylerin çoğunluğunun isimleri Türk boy isimleriyle aynıdır(Peçenek, Eymür, İğdir, Kayı, Kınık gibi).

 

1100 yılından itibaren bölgeye Oğuz Türkmen boyları gelmiş, Bizans döneminden kalma virane olmuş bu köye yerleşmişler ve adını “Virancık” koymuşlardır.[3] Köyün ilk kurucularının Avcıoğulları(Avcılar), Dazıroğulları(Dazırlar) ve Coduroğuları(Codurlar) olduğu bilinmektedir. Bu üç sülalenin köyün kurulduğu dereye gelerek çadırlar kurduğu, daha sonra çevredeki yerleşim yerlerinden de insanların gelerek köyü oluşturduğu rivayet edilmektedir.[4] Sözlü kaynaklarca, Kiremitlik, Harmanlar ve Tekke Sırtlarında da yerleşim yerlerinin olduğu, Virancık köyü kurulunca buraya gelip yerleştikleri söylenmektedir.

 

Kayaağzı, Pamuklu ve Kiremitlik(Roma dönemine ait[5]) mevkilerinde eski ören yerleri bulunmakta iken günümüzde tamamen kaybolmuştur.[6]

 

Virancık köyü ile ilgili ilk kayıt 1463 tarihli Ankara Tapu Tahrir Defteri’nde geçmekte ve köyün geçmişi Sultan I. Murat’a kadar uzanmaktadır.[7]

Osmanlı belgelerinde adı geçen ve Örencik Köyü’ne yakın olan “Yenice” köyü daha sonraki yıllarda meydana gelen “celali” saldırıları sonucu terk edilmiş, ahalisi Örencik Köyü’ne veya başka yere göç etmişlerdir.[8]

 

Kazan köyünün kuzeyinde Örencik ile Ciğir köyü arasında Durgutça denilen bir mevki bulunmaktadır. Rivayete göre Durgut Paşa adında bir Osmanlı komutanı Ankara savaşında şehit olmuş ve bu mevkie defnedilmiştir. Mezar taşları bugün kaybolmuştur.[9]

 

Sarıayak(Sayrak) ve Dutözü köyleri cumhuriyet dönemine kadar Örencik’in mezraları iken daha sonraları köy statüsü kazanmışlardır. Afır Köyü 1954-55 yılında Örencik’e bağlanmıştır.[10]

Virancık/Örencik Köyü Osmanlı döneminde sırasıyla;

 

-1463-Tapu Tahrir Defterleri[11](Virancık Köyü ilk kayıt), Murtad Ova Nahiyesi

-1530-Tapu Tahrir Defteri(Virancık Köyü), Murtazaabad Kazası

-1835- Murtazaabad Nüfus Sayım Sonuçları Defteri(Virancık Köyü)-Murtazaabad Kazası

-1844/1845 Temettüat(Varlık) Defteri(Virancık Köyü), Murtazaabad Kazası

-1872-Ankara Vilayeti Salnamesi(), Murtazaabad Nahiyesi/Zir Kazası

-1895-Ankara Vilayeti Salnamesi(Virancık Köyü), Zir Kazası[12]

-1907-Ankara Vilayeti Salnamesi(), Zir Nahiyesi-Merkez(Altındağ) ve Ayaş Kazası’na(1907-1920) bağlı kalmıştır.

 

Kızılcahamam ilçesine bağlı Örencik (Virancık) Köyü ile Kahramankazan ilçesine bağlı Örencik (Virancık) Köyü’nü birbirinden ayırt etmek için bölge insanı tarafından Kızılcahamam’da ki “Çakmak Örencik” Kazan’da ki ise  “Leblebici Örencik” adıyla anılmıştır. Cumhuriyetten sonra Örencik köyünde yıllarca leblebi tavasında nohut kavrularak leblebi üretilmiş, Pazar köyündeki pazarda ve Salı Pazarı’nda satılmıştır. Bu nedenle köy Leblebi Örencik’i adı ile anılmıştır.

 

Köyde kesme küfeki taşı[13]ndan yapılmış, iki kurnalı, kitabeli tarihi bir çeşme bulunmaktadır.[14] Kitabeden çeşmenin 1822 yılında “Hacı Tatar” tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

 

Köyde Çavuşlar, Kadıhüseyinler, Hatipler, Mülazımlar, Tahirefendiler, Halimefendiler gibi tarihi sülale isimleri, Hızır Tepe, Sinap Tepe, Delikayıncak Tepe, Gavur Tepesi, Kayaağzı, Pamuklu, Kiremitlik, Tekke Sırtı, Kezban Pınarı gibi tarihi yer isimleri mevcuttur.

 

Virancık/Örencik Köyüne Ait Vakıflar[15]

Murtazaabad/Kazan ve çevresinde vakıf ve tahrir kayıtlarında tespit edilebilen zaviye, cami ve medreselere ait birçok vakıf, çiftlik, mezra ve köy bulunmaktadır. Bu köylerden birisi de Virancık/Örencik Köyü’dür. Virancık/Örencik Köyü’ne ait birçok vakıf bulunmaktadır. Bu vakıflar şunlardır:[16]

 

Sultan II. Bayezıd adına, 1486 yılında Amasya valisi Şehzade Ahmet tarafından Amasya şehir merkezinde; cami, medrese, imaret, türbe, şadırvan ve çeşmeden ibaret bir “külliye” yaptırılmış, külliyenin giderleri için de bazı köylerin yıllık gelirleri vakfedilmiştir. 1530 yılında Virancık (Örencik), Yenice (viran olan köylerden) ve Saruayaklu (Sarıayak) köylerinin yıllık vergi geliri Amasya’da bulunan II. Bayezid Külliyesine vakfedilir.

 

Oğuz Türkmen boylarının iskânını sağlayan “gaziderviş”lerden “Şeyh Azîz” bölgede bir zaviye kurar ve zaviyenin giderleri için bir mezra(iki haneli) vakfeder.  Tımar sahiplerinden ve askeri sınıftan olan Emir Yakûb, Virancık Köyü’nde bir mezrayı(17 nefer vardır) vakfeder. Ayrıca Eymür-Taylu ve Virancık köylerinde 13 hane “Vakf-ı ber vechi Cebe vakfedilirlüyan”a aittir.

 

1571 yılında da Virancık (Örencik), Yenice ve Saruayaklı (Sarıayak) köylerinde bir kısım arazi Amasya’da bulunan Sultan II. Bayezid Medresesi ve İmareti’ne vakfedilmiştir.

Oruç Fakih tarafından da, Virancık (Örencik) Köyü’nde otuz müdlük bir yer “evlatlık vakıf” olarak vakfedilir.

 

Cumhuriyet Dönemi

Virancık köyünün ismi cumhuriyetle birlikte Örencik olmuştur. Örencik Köyü Cumhuriyet döneminde sırasıyla;

-Zir Kazası’na[17]-(1920-1928)

-Karalar Nahiyesi-Merkez(Altındağ) ve Ayaş Kazalarına(1928-1931)

-Bitik Nahiyesi-Merkez(Altındağ) Kazası-Yenimahalle Kazası’na[18](1931-?)

-Halkavun Nahiyesi-Yenimahalle Kazası’na(?-1961)

-Kazan Nahiyesi-Yenimahalle Kazası’na(1961-1987)

-Kazan İlçesi’ne(1987-2016) bağlı kalmıştır.

-29 Ekim 2016’dan itibaren Kahramankazan ilçesine bağlılığı sürmektedir.

 

1961 yılında komşu Kazan Köyü’nün nahiye merkezi olması üzerine Örencikliler, Ankara-İstanbul karayolunun kenarına evler yapmaya başlarlar ve buraya yerleşirler. Kazan’ın nahiye olması için birçok Örencikli ailenin nüfus kaydı Kazan’a taşınmıştır.[19] 1971 yılında Kazan Belediyesi’nin kurulması ile köyden göç hızlanır ve genellikle Örenciklilerin yerleştiği Fatih Mahallesi Kazan’ın bir mahallesi olur. 1967 yılında Kurtboğazı Barajı yapıldıktan sonra, bölgeye sulama kanalları açılır.  1996 yılında da Karanlık(Kozdere) Deresi üzerine sulama göleti yapılır. Bu tarihlerden sonra Örencik’te sulu tarıma geçilir.

 

Köyden iki kişi İstiklal Savaşı’nda, bir kişi de İç Güvenlik Harekâtında şehit olmuştur.

Aslında Örencikli olup, Sayrak’a  gelin giden, ilk kocası şehit olunca Ali Tunalı’nın babası ile evlenen ve Ali Tunalı(1890-1975)’yı okutan Çimenin Hatice(1846/7-1928) Örencik Köyü’nün önemli şahsiyetlerindendir.

 

Ali Tunalı Örencikli olarak bilinir, ancak Örencikli değildir. Babası Kazan(köyü bilinmiyor)’nın bir köyünden, öz annesi Merzifonlu, üvey annesinin birisi Sayrak’lı diğeri Örencikli(Çimenin Hatice) olan Ali Tunalı(1890-1975)’nın ilk eşi de Örencikli Demircihidayetlerden Refika Hanım’dır. İkinci eşi Bulgaristan göçmenlerinden Tunalıların kızıdır. Ali Tunalı Sayrak nüfusuna kayıtlı olduğu halde soyadını büyüdüğü, babasının ve ilk eşinin memleketi ile ilgili almamış,  ikinci eşinin soyadını almıştır. Ali Tunalı, bir dönem(1935-1939)de Samsun milletvekilliği yapmıştır.

 

1940 yılında lisans tezi hazırlamak için Örencik köyüne gelen Mehmet Tuğrul, köy hakkında özetle şunları yazmıştır:[20]

 

“Vakıflar kanunu değişmeden önce Örencik köyü öşrü (yıllık vergi geliri), Amasya II. Bayezid Camii vakfına ait olduğu için, köyden askere gidenler “evkaf uşağı” adı altında sevk edilir. Köyün nüfusu tahminen 750 kişidir.  “İmece” ve “delikanlı teşkilatı” vardır. Girit’ten gelen bir kadın köyde halk hekimliği ile uğraşır. Dikmen Dede(Sayrak Köyünde) ve Hızır(Hıdır) Dede ziyaret yerleridir.

 

Örencik’te Harmanlar mevkiinde bulunan “Sancı Taşı”nın etrafında, sancılanan hayvanların yedi kez dolandırılmaları halinde iyileşeceğine inanılır. Hastalar “Dede Palamudu” denen ağacın dibindeki çamura yatırılır ve orada uyutulursa iyileşeceği inancı yaygındır. Dilek tutulup bu ağaca bez bağlanır.”[21]

 

1940’lı yıllarda Ali Tunalı’nın kardeşi Abdurrahman tarafından Harmanpınarı kenarına gazyağı ile çalışan bir motorlu değirmen açılmış, fakat kısa bir süre sonra çıkan yangın nedeniyle kapatılmak zorunda kalmıştır.[22]

 

Köyün 1960’lı yıllarda güçlü bir Delikanlı Teşkilatı vardır. Hatta Ankara Seğmenler Teşkilatına Örencik Delikanlı Teşkilatı’ndan seğmen kıyafetli kişilerin gönderildiği hikâye edilmektedir.[23]

 

Murtazaabad’ın en büyük köylerinden birisi olan Örencik Köyü, Cumhuriyet döneminde de bu vasfını korumuştur. 1935 yılında 585 olan nüfusu, 1960 yılında 801 kişiye ulaşır ve Kazan’ın nüfusça en büyük köyü durumuna yükselir. Harf inkılabından sonra ilk  okul açılan köylerden olmuş, en az iki öğretmen köyde görev yapmış, 1960’lı yıllarda köye sağlık ocağı açılmış ve ebe atanmıştır. 27 Mayıs darbesinden sonra bir dönem, köydeki ilkokul öğretmeni Örencik köylü Galip Öztürk muhtarlık yapmıştır.[24]  

Selam ve dua ile…

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

Örencik mahallesinin genel görünümü

[1] https://kahramankazan.bel.tr/

[2]Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, Ankara, 2009

[3] Abdülkerim Erdoğan, a.g.e

[4] Ali Rıza Balaman, Örencik Köyü Delikanlı Örgütü, Ankara, 1973

Ali Rıza Balaman, Örencikte Meydana Gelen Kültür Değişmesi, Ankara, 1967

[5]Ünal Özçubuk, Şevket oğlu, 1944 Örencik doğumlu

[6] Abdülkerim Erdoğan, a.g.e

[7]Fatma Acun, Prof. Dr., Fatih, Kanuni ve II. Selim Dönemlerinde Kahramankazan, Kahramankazan Belediyesi yayınları, Ankara, 2024

[8] Abdülkerim Erdoğan, a.g.e

[9] Mehmet Demirhisar, Abdullah oğlu, 1919 Örencik doğumlu

   Burhanettin Baykurt, Akıncı Ovası Tarihi ve Kültürü, Ankara, 2003

[10] Ünal Özçubuk, Şevket oğlu, 1944 Örencik doğumlu

[11] Fatma Acun, Prof. Dr., a.g.e.

[12] Bu tarihten sonra kayıtlarda Murtazabad ismi geçmemektedir.

   Abdülkerim Erdoğan a.g.e.

[13]Deniz kabuklarının, çoğunlukla da küçük istiridye kabuklarının oluşturduğu bir istiridye kalkeridir.

[14] Osmanlıca kitabede: “Maşallah. Sahibü’l-hayrat vel hasenat el-hacı Tatar, gaffarallahü lehü … valideyhi vel cemi’il-mü’minin. 1237/1822” ibaresi yazılıdır.

[15] Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, Ankara, 2009

 

[17] 21 Ekim 1921 tarihinde TBMM’nin kararıyla Zir kaza merkezi yapılmıştır.

[18] 1957 yılında Yenimahalle kaza yapılınca Yenimahalle’ye bağlanmıştır.

[19] Ünal Özçubuk, Şevket oğlu, 1944 Örencik doğumlu

[20] Mehmet Tuğrul, Örencik ve Ahi Köylerinin Türküleri, Ankara Halkevi Neşriyatı, Ankara, 1945

[21] Abdülkerim Erdoğan, a.g.e

[22]Ünal Özçubuk, Şevket oğlu, 1944 Örencik doğumlu

[23] Ali Rıza Balaman, Örencik Köyü Delikanlı Örgütü, Ankara, 1973

[24] Ünal Özçubuk, Şevket oğlu, 1944 Örencik doğumlu

“Virancık/Örencik Köyü Tarihi” için 2 Yorum

  1. Rahmetli annem Örencikli. 1938 doğumlu. Okul yıllarına ait anılarında İhsan öğretmenden çok bahsetmiştir. Hatta birgün dedeme annemin çok zeki olduğunu Köy Enstitüsüne gönderelim öğretmen olmasına yardımcı olacağını söylemiş ama dedem kız çocuğu okutulmaz diye kabul etmemiş annem anlatır üzülürdü. Galip öğretmenle ilgili anılarında bahsetmiştir Giritli ebe vardı tosba (kaplumbağa) yerdi diye anlatırdı. Köyün delikanlılarından hatta önemli günlerde (örn.düğün gibi) delikanlı başı diye anılarında kalanları bize anlatırdı. Köyde yaşayan sülale lakaplarını bende hatırlıyorum. Zaten köylerde herkes lakabıyla anılır. Omarlar, hocagil, karagüdükler, dazırlar, demirci hidayet, çavuşlar, mülazımlar, halimendiler gibi gibi.
    İki kurnalının çok suyunu içtik kazan yakıp çamaşır yıkadık, teyze kızıyla koyun sağmaya gittiğimizde suyunu içtiğimiz Kezban Pınarı, çuval üzerine oturup Değirmenkaşından Kavakdereye kaydığımız çocukluk günlerimizi unutmak ne mümkün.
    Yazınızı baştan sona kadar okudum. Çok değerli bilgiler. Anılarımı hatırlamama sebep olan satırlar. Çok duygulandım. Çok teşekkür ederim. Kaleminize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir