AHİ İSMAİL/AHİ KÖYÜ TARİHİ

Reklam
Reklamı Gizle

Bu yazımdan itibaren zaman zaman Murtazaabad/Kahramankazan köylerinin tarihini tanıtmaya çalışacağız. İlk olarak kendi köyüm Ahi’den başlıyoruz.

TDK sözlüğüne göre ahi kelimesi Arapça kökenli olup, kardeş, arkadaş, dost manasına gelmektedir. Türkçede ise yiğit, cömert, eli açık anlamına gelen akı sözcüğünden gelmektedir.

Günümüzde Kahramankazan’a bağlı olan ve halk arasında Aaa/Ağa köyü olarak bilinen Ahi Köyü, Kazan’ın 10 km doğusunda Kazan-Çubuk yolu üzerinde bulunmaktadır. Kuzeyde Keçiören/Geldibuldu köyü, güneybatıda Kılıçlar, batıda Alpagut, kuzey batıda İçören, kuzeyde Ucarı, doğuda Sancar köyleri ile komşudur.

Selçuklular Öncesi Dönem

Ahi Köyü’ne ait ilk kayıtlar, Ahi Hacı Murad oğlu Ahi Şemseddin Ahmed’e ait 1438 tarihli vakfiyede bulunmaktadır. O tarihten önce de köyün olduğu yerde bir yerleşim yerinin bulunduğuna dair rivayetler olmasına rağmen, herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Sözlü aktarımlara göre köyün, önceleri halen Köy İlkokul binasının bulunduğu yerde(Kabalar’da) olduğu ve mezarlığının da halen Yeni Köy Camisi’nin bulunduğu yerde olduğuna dair rivayetler vardır. Yeni Köy Camisi’nin olduğu yer, cami yapılmadan önce Aktaş(mezarlık) diye anılmaktadır.

Ayrıca köy arazisi içerisinde yer alan Yıkık/Sarayburnu denilen yerde,  bir yerleşim yeri olduğuna dair mezar(Beypınarı’ında) ve kalıntılar bulunmaktadır. Kaynak kişiler 1920’li yıllara kadar buradaki kalıntıların görülebildiğini ifade etmişlerdir.

Diğer taraftan Yuğcak(Ücek) mevkiinde de bir köy olduğu ve Aşağı Aktaşlar mevkiinde de köyün mezarlığının bulunduğuna dair de rivayetler bulunmaktadır. Aşağı Aktaş mevkiinde yakın zamana kadar mezarlık kalıntıları görülebilmekteydi.

Sancar köyünün güneyinde Çayırpınar’ı denilen mevkide de İslamiyet öncesi döneme ait kalıntılara rastlanmaktadır.

Diğer taraftan Başpınar olarak bilinen mevkide de bir köyün olduğundan bahsedilmektedir. Derecik mevkiinde, Geldibuldu köy yolu kenarında bulunan mezarların bu köye ait olabileceği söylenmektedir. Köyü ilk kuranların Başpınar’da ki köyden gelenler ile Yuğcak(Ücek) köyünden gelenlerin olabileceği rivayet edilmektedir.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri

Oğuz Türkmen Boylarının ve Ahilerin Ankara Civarına Yerleşmesi

Köylerin kurulmasına “gazi-derviş” ruhlu önder şahsiyetler öncülük yapmıştır. Bunlar “gazi, derviş, baba, şeyh, bacı, dede, ahi, beğ ve alp” ünvanlı bilge kişilerdir. Murtaza-abad Ovası ve yamaçlarında Ahi İsmail, Ahi Ahmed, Ahi Tura, Ahi Şerafeddin, Ahi Mahmud, Ahi Mesud gibi dervişler zaviye kurarak konar-göçer Türkmen Yörük cemaatlerinin tarım ve hayvancılıkla uğraşmasına öncülük etmişlerdir.[1]

Murtaza-abad Ovası ve yamaçlarında bulunan bütün köyler, tamamen Oğuz boylarına mensup kabilelerin yerleştiği köylerdir. Bu özelliği ile de “Kazan, Oğuz Türkmen diyarıdır.” denilebilir.[2]

Murtazaabad Ovasındaki birçok köy Türkler’in Anadolu’yu fetihleriyle yukarda bahsedilen dervişler tarafından kurulmuştur. Köylerin çoğunluğunun isimleri Türk boy isimleriyle aynıdır(Peçenek, Eymür, İğdir, Kayı, Kınık gib).

Ahi Köyü ismini köyü ilk kuran Ahi dervişi Ahi İsmail’den almıştır. Görüleceği üzere Ahi Köyü’nü kuranlar Türkmen Ahilerdir.

1463 tarihli Ankara Tahrir Defterine göre Ahi Köyü çevresinde, bu gün bulunmayan Derecük (Sancar Köyü arazisinde), Oyum Ağaç(Ucarı ile İçören Köyleri arasında), Kemer Köyü(Ahi Köyü arazisinde, Ahi ile Kılıçlar arasında) ve Kırkkavak mezrası(Ahi Köyü arazisinde, köyün 500 m güneyinde), Eğiktaş Mezrası ve Bayır Mezrası bulunmaktadır. 1523 tarihli Ankara Tahrir Defteri’nde yukarıdakilere ilave olarak Abu Yahşi Mezrası’da geçmektedir.[3]

Ahi Hacı Murad oğlu Ahi Şemseddin Ahmed’e ait 1438 tarihli vakfiyede, Ankara Mürted Ova Nahiyesine bağlı Ahi İsmail Köyü’nde hissesine düşen payın tamamının vakfa bağışlandığı belirtilmektedir.[4] Buradan da anlaşılacağı üzere Ahi İsmail Köyü 1438 yılından önce kurulmuştur. Ahi İsmail’de bu tarihten önce Ahi İsmail ve Alpagut köylerindeki vakıf arazilerini işletmek üzere Ankara Ahi teşkilatı tarafından mütevelli olarak görevlendirilen ilk Ahi dervişidir.

1463 tarihli Ankara Tahrir Defterine göre Ahi İsmail (Ahi) Köyü Mürted Ova Nahiyesine bağlıdır.[5] Ahi Köyü ismini 1463 tarihli Tapu Tahrir kayıtlarına göre Ahi İsmail’den almıştır.  Köyün eski adı Ahi İsmail Köyüdür.  Murtazaabad Kazasına bağlı olan Ahi İsmail Köyü’nün ismi, 1830’lu yıllara ait kayıtlarda “Ahi Köyü’’ olarak geçmektedir. Bu tarihten sonra Ahi Köyü diye anılmaya başlamıştır.

Ahi İsmail’den sonra da Ahi teşkilatı tarafından köye mütevelli olarak Ahi Dervişleri gönderilmiştir. Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Döneminde Kazan[6]  adlı çalışmada ki bilgiler ve nüfus kayıtlarına göre, 1785 doğumlu olan Mehmed oğlu Molla Mehmed,  1800’lü yılların başında Ankara Kaleiçi veya Hamamönü’nden Ahi Köyü’ne, Ankara’da bulunan Yeşil Ahi(Yeşilhane) Medresesi Vakfı arazisini işletmek üzere Ahilik teşkilatı tarafından “mütevelli(yönetici)” olarak görevlendirilen son Ahi Dervişi’dir. 1860 yılından sonra bu vakıflarla ilgili kayıt bulunmamaktadır. Muhtemelen Ahilikle ilgili gedik sistemi 1861 yılında kaldırılınca vakıf lağıv edilerek, arazi köylüye dağıtılmıştır. Molla Mehmed de görevi sona erince Ankara’ya dönmemiş, Ahi Köyün’nde yaşamaya devam etmiştir. Köydeki Yüksek, Satılmış, Yüksekcan, Yurtseven, Yasin, Gökdere ve Pekdemir soyadını taşıyanlar Molla Mehmed’in soyundan gelmektedir ve Ahi’dir.[7]

Murtazaabad/Kazan ve çevresinde vakıf ve tahrir kayıtlarında tespit edilebilen Ahi zaviye, cami ve medreselerine ait birçok vakıf, çiftlik, mezra ve köy bulunmaktadır. Bu köylerden birisi de Ahi İsmail(Ahi) Köyü’dür. Ahi İsmail Köyü’ne ait birçok vakıf bulunmaktadır. Bu vakıflar şunlardır:

Ahi Yakup Medresesi Vakfı(Hacı Bayram Gülbaba Türbesi yanı):Ahi İsmail/Ahi ve Alpagut köyleri arazisinin bir kısmının(muhtemelen Yuğcak deresi ile Alpagut Köyü Kumlu Dere arasındaki arazi) yıllık gelirinin yarısı Ankara’da bulunan ve günümüze ulaşmayan “Ahi Yakup Medresesi Vakfı”na aittir.

Yeşil Ahi Medresesi(Yeşilhane Medresesi) Vakfı(Hamamönü): Ahi İsmail/Ahi ve Alpagut köyleri arazisinin bir kısmının(muhtemelen Yuğcak deresi ile Alpagut Köyü Kumlu Dere arasındaki arazi) yıllık gelirinin diğer yarısı da “Yeşil Ahi(Yeşilhane) Medresesi” veya “Ahi Yeşil Medresesi Vakfı”na aittir.

Tımarlı Sipahi Yetiştirme Vakfı(Cebelü/Eşkincülü Vakfı): Ahi İsmail/Ahi Köyü arazisinin diğer kısmının geliri de tımarlı sipahi yetiştiren bir vakfa aittir. 1530 tarihli Ankara Tahrir Defterine göre bugün bulunmayan ancak o tarihte var olan Ahi Köyü çevresindeki köy ve mezralardan olan Derecük, Kemer ve Kırkkavak arazisi “savaşta başarı ve yiğitlik gösterenlere verilen tımar arazisi” olarak gözükmektedir.

Ahi İsmail/Ahi Köyü Osmanlı döneminde sırasıyla;

-1463-Tapu Tahrir Defterleri[8](Ahi İsmail Köyü ilk kayıt), Murtad Ova Nahiyesi

-1513-Ankara Akdiye Defteri(Ahi İsmail), Murtazaabad Kazası

-1523-Tapu Tahrir Defteri(Ahi İsmail), Murtazaabad Kazası

-1571-Tapu Tahrir Defteri(Ahi İsmail), Murtazaabad Nahiyesi

-1844/1845 Temettüat(Varlık) Defteri(Ahi Köyü ilk kayıt), Murtazaabad Kazası

-1872-Ankara Vilayeti Salnamesi(), Murtazaabad Nahiyesi/Zir Kazası

-1895-Ankara Vilayeti Salnamesi(Ahi Köyü), Zir Kazası[9]

-1907-Ankara Vilayeti Salnamesi(), Zir Nahiyesi-Merkez(Altındağ) ve Ayaş Kazası’na(1907-1920) bağlı kalmıştır.

1844/1845 Temettüat(Varlık) Defteri’ne göre o yıllarda köyde tütün ekilmektedir.

Üzerinde Latince kitabe ve hac işareti de bulunan köyün tarihi pınarı(çeşmesi) H:1236(M.1820/1821) tarihinde, devşirme blok andezit taş ile yapılmıştır.[10] Pınar antik çağda değil XIX. yy’da yapılmıştır. Latince kitabe taşının, antik çağdan kalma çevredeki bir harabeden getirilerek pınarın yapımında kullanıldığı rivayet edilmektedir. Pınar iki bölümden oluşmaktadır. İki kurnanın ve Latince kitabenin olduğu bölüm önceden yapılmış olup, yapım tarihi bilinmemektedir. Tek kurnanın ve yapım tarihi kitabesi olan ikinci bölümün 1820/1821 yılında Molla Mehmed tarafından yaptırıldığı rivayet edilmektedir.

1900’lü yılların başında Molla Mehmed sülalesinden Ali oğlu Hüseyin Efendi İstanbul’da medrese tahsili yapmış ve Molla unvanını alarak, o tarihten itibaren Molla Hüseyin diye anılmaya başlamıştır.  Molla Hüseyin’ne 1910’lu yıllarda Ankara kadılığı teklif edilmiş fakat o, bu görevi kabul etmemiştir.[11]

Yine Molla Mehmed sülalesinden Mehmed oğlu Ülfet(Rıfat)’de 31 Mart Vakası’nın olduğu tarihte İstanbul’da medresede okurken, askerler medreseyi basarak dağıtmış, o da eğitimini tamamlayamadan köyüne dönmek zorunda kalmıştır.[12]

Köyde Molla Mehmedoğulları, Kethüdaoğulları, Çelebioğulları gibi tarihi sülale isimleri, Sarayburnu/Yıkık, Beypınarı, Zindancık, Yahşi Bey, Bedirhan ağzı, Kadıoğlu çukuru, Hüyük gibi tarihi yer isimleri mevcuttur. Serneç denilen mevkide(Ahi Köyü-Kılıçlar Köyü arasında) yel değirmeni, Kocaçayırlar mevkiinde(Ahi Köyü-Ucarı Köyü arasında) su değirmeni harabesi bulunmaktadır.

Cumhuriyet Dönemi

Ahi Köyü, Cumhuriyet döneminde sırasıyla;

-Zir Kazası’na[13]-(1920-1928)

-Karalar Nahiyesi-Merkez(Altındağ) ve Ayaş Kazalarına(1928-1931)

-Bitik Nahiyesi-Merkez(Altındağ) Kazası-Yenimahalle Kazası’na[14](1931-19?)

-Halkavun Nahiyesi-Yenimahalle Kazası’na(19?-1961)

-Kazan Nahiyesi-Yenimahalle Kazası’na(1961-1987)

-Kazan İlçesi’ne(1987-2016) bağlı kalmıştır. 29 Ekim 2016’dan itibaren Kahramankazan İlçesi’ne bağlılığı sürmektedir.

Köyden bir kişi Bağdat/Kütül Amare Muharebesi’nde,  üç kişi Çanakkale Muharebeleri’nde, bir kişi İç Güvenlik Harekâtında, bir kişi de 15 Temmuz kalkışmasında şehit olmuştur.

– Ahi İsmail Köyü, 1463’de bir hane, 1521’de 17 hane 90 kişi, 1571’de 42 hane 210 kişi,[15]

– Ahi Köyü, 1835’de 20 hane 78 kişi,[16]

-Ahi Köyü, 1845’de 30 hane yaklaşık 150 kişilik nüfusu [17] ile orta büyüklükte bir köydür.

Ahi Köyü Cumhuriyet döneminde, 1935’de 434 kişi yaklaşık 72 hane, 1945’de 504 kişi yaklaşık 84 hane, 1955’de 492 kişi yaklaşık 82 hane, 1965’de 484 kişi yaklaşık 80 hane, 1975’de 444 kişi yaklaşık 74 hane[18] ile Kazan’ın en büyük köylerinden birisi olmuştur. Harf inkılabından sonra ilk  okul açılan köylerden olmuş, en az iki öğretmen görev yapmış, 1960’lı yıllarda da köye sağlık ocağı açılmış ve ebe atanmıştır. 27 Mayıs darbesinden sonra bir dönem(1960-1961), köydeki ilkokul öğretmeninin babası emekli başçavuş muhtarlık yapmıştır.

Selam ve dua ile…

[1] Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi yayını, Ankara, 2009

[2] Abdülkerim Erdoğan, a.g.e

[3] Fatma Acun, Prof. Dr., Fatih, Kanuni ve II. Selim Dönemlerinde Kahramankazan, Kahramankazan Belediyesi yayınları, Ankara, 2024

[4]Abdülkerim Erdoğan, Ankara Ahileri ve Eserleri, ABB yayınları, Ankara, 2011

[5]Bu tarihten sonraki kayıtlarda bir daha Mürted  Ova ismi geçmemekte, Murtazaabad ismi geçmektedir.

[6]Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Döneminde Kazan, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, İstanbul, 2016

[7]Hüseyin YÜKSEK, Ahi İsmail/Ahi Köyü Tarihi ve Kültürü, SAGE Yayınları, Ankara, 2019

Molla Mehmed, yazarın dedesinin dedesi olmaktadır.

[8] Fatma Acun, Prof. Dr., a.g.e.

[9] Bu tarihten sonra kayıtlarda Murtazabad ismi geçmemektedir.

  Abdülkerim Erdoğan a.g.e.

[10] Pınardaki kitabede yapım tarihi Hicri 1236 olarak belirtilmektedir. Bu da miladi olarak 1820/1821 yılına tekabül etmektedir.

[11] Ahi Köyü’nden Molla Hüseyin torunu Hüseyin Avni Yüksek, Ahmet oğlu,  1942 doğumlu

[12] Ahi Köyü’nden Molla Hüseyin torunu Hüseyin Avni Yüksek, Ahmet oğlu,  1942 doğumlu

[13] 21 Ekim 1921 tarihinde TBMM’nin kararıyla Zir kaza merkezi yapılmıştır.

[14] 1957 yılında Yenimahalle kaza yapılınca Yenimahalle’ye bağlanmıştır.

[15]Fatma Acun, Prof. Dr., a.g.e.

[16] Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Döneminde Kazan, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, İstanbul, 2016

[17] Ankara/Murtazaabad Kazası 1844-1845 Yıllarına ait Temettuat Defteri

[18] Hüseyin Yüce, Kazan 1935-2013 Nüfus Kronolojisi, Kazan Belediyesi yayınları, Ankara 2013

 

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

Ahi Mahallesi

“AHİ İSMAİL/AHİ KÖYÜ TARİHİ” için 2 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!