ULUYOL-ESKİ ANKARA/İSTANBUL KERVAN YOLU

Reklam
Reklamı Gizle

Tarih boyunca yolar hep önemli olmuştur. Köyler, nahiyeler, kazalar ve şehirler yol güzergâhlarında kurulmuştur. Hanlar, hamamlar, kervansaraylar, tekkeler, derbent(karakol)ler, köprüler, çeşmeler, pınarlar vb. hep yollar üzerine yapılmıştır. Bir şehirden bir şehre insanlar, hayvanlar ve mallar yollar vasıtasıyla aktarılmıştır. Yani yollar ticaretin kan damarları olmuştur. Dolayısıyla medeniyetler de bir ülkeden diğer ülkeye yollar vasıtasıyla aktarılmıştır. Bu nedenlerle yollar bir beldenin ve ülkenin gelişmesinde en önemli unsurdur.

Ulaşım ve ticaret yolları üzerinde bulunduğundan dolayı eski çağlardan beri Ankara, hep önemli bir şehir olma hüviyetine sahiptir. İstanbul(Kostantinopol), Roma, Bizans ve Osmanlı’ya başkentlik yapmıştır. Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir köprü konumunda olan İstanbul(Kostantinopol)’a Anadolu’dan giden yollar, bu nedenle hep önemli olmuştur. Bu yollardan en önemlilerinden birisi de Murtazaabad/Kahramankazan’dan geçen ve Uluyol’da denilen eski Ankara-İstanbul kervan yoludur. Bu yol Ankara’yı İstanbul’a bağlayan tali yoldur.

Eski kervan yolları, ırmak, çay, dere kenarlarına, bu akarsulardaki köprülere, derbentlere(dağ geçiti) tabidir. Kervan yolları höyükleri ve köprüleri takip eder. İki höyük arası genellikle bir günlük yaya yolu mesafesindedir. Höyükler eski yerleşim yerleridir ve buralarda yolcuların ihtiyaçlarını karşılayabileceği tesisler(han, hamam vb.) bulunur.

Ankara’dan İstanbul’a gitmek üzere yola çıkan bir kervan ya da atlı Yenimahalle’de ki Akköprü’den Ankara Çayını geçerek yoluna devam eder ve İstanos(Zir[1])’a ulaşır. Zir, Ortaçağ dönemlerinden itibaren ya nahiye merkezi ya da kaza merkezidir. Dolayısıyla Zir’de yolcular için her zaman bir han bulunmuştur. Tarihi kaynaklar bize Zir’de Roma/Bizans döneminde ve Ova Çayı üzerinde ahşap bir köprünün olduğunu, daha sonraları bu köprünün yerine Osmanlı tarafından(1913) taştan kemerli bir köprünün yapıldığını söylemektedir. Taş köprü günümüze kadar ulaşmış ve 1938 yılında yeni Ankara-İstanbul karayolu açılıncaya kadar da kullanılmaya devam etmiştir. Yolcular bu köprüyü kullanarak Ova Çayı’ndan karşıya geçmişlerdir.

Ova Çayı’nı karşıya geçince yol ikiye ayrılır. Güney batı istikametinde ilerleyen güzergâh tarihi İpek Yolu’nun Ankara-İstanbul arası bölümünü oluşturur. Tarihi İpek Yolu güzergâhı, Ankara-İstanbul üzerinden Avrupa’ya ulaşır. Ayaş-Sapanca koridoru diye adlandırılan bu güzergâh, Ankara, Bolu, Sakarya(Adapazarı) illerini kapsamakta ve Ayaş-Güdül-Beypazarı- Nallıhan-Mudurnu- Göynük-Taraklı(Sakarya)- Geyve- Sapanca istikametini takip etmekteydi.[2] Bu yol Ankara-İstanbul arasındaki en kısa istikamet olup, Ankara’yı İstanbul’a bağlayan ana yoldur.  Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kervanlar ile at ve öküz arabaları bu yolu takip ederek İstanbul’a ulaşırlar.

Ova Çayı’nı karşıya geçince doğu istikametinde ilerleyen güzergâh ise Uluyol diye adlandırılır ve Ova Çayı ve Ciğir çayı kıyılarını takip eder. Zir’den sonra bu yol Mülk Köyü güneyi- Kışla Köyü-Bitik Köyü- Emirgazi Köyü- Halkavun(Yazıbeyli) Köyü-Kazan Köyü kuzeyi(Kamışlı) istikametini takip ederek, burada güneye yönelir ve Ciğir Çayı batı kıyısını takiben Kurtboğazı Deresi’ndeki köprüden karşıya geçerek Pazar(Pazardivanı) Nahiyesi-Üçbaş Köyü-Karga Sekmez-Soğuksu-Yabanabad(Kızılcahamam)-Akyarma-Gerede-Bolu-Düzce-Adapazarı güzergâhı ile İstanbul’a ulaşır.[3] 1934 yılında Atatürk karayolu ile ilk defa İstanbul’a giderken de bu şose yolu kullanmıştır. Günümüzde bu yolun bazı kesimleri halen kullanılmaktadır.

Uluyol’un yukarda anlatılan güzergâhtan geçtiğine dair güzergâh üzerinde pek çok emare ve yapı bulunmaktadır:

-Bunlardan ilki höyüklerdir. Bitik köyüne bitişik Bitik Höyüğü M.Ö. V. yy’da başlayan bir klasik çağ iskânıdır.[4] Ayrıca 1942 yılında Remzi Oğuz Arık Halkavun(Yazıbeyli) köyü yakınlarında da bir höyük bulmuştur.[5]

-Yol güzergâhındaki Emirgazi büyük bir köydür. Baykurt, burasının Murtazaabad’ın kaza merkezi olabileceğini söyler. Köyde han kalıntıları bulunmasa da bir zamanlar on civarında köy odası olduğu belirtilmektedir.[6]

-Yol güzergâhına birkaç km. mesafede bulunan Örencik köyünün hemen güney batısında “Gavurtepesi/Sinap Tepe” denilen mevkide bulunan höyük de Bizans Karakolu kalıntılarına rastlanmıştır. Bu karakol derbent özelliği taşıyan Kurtboğazı Deresi’ne de çok yakındır. Muhtemelen bu karakol bu yolun emniyetini sağlamak maksadıyla kurulmuştur.

-Kurtboğazı Deresi içerisinde, günümüzde baraj sularının altında kalmış, kemerli tarihi bir taş köprü bulunmaktadır. Sular çekildiğinde köprü görülebilmektedir.[7] Bu köprü kullanılarak Pazar Nahiyesi(günümüzde köy)’ne geçiş sağlanmaktadır.

-Pazar(Pazardivanı) Selçuklu döneminden beri önemli bir yerleşim yeridir ve sürekli Pazar kurulan bir yerleşim yeridir. Önceleri Yabanabad(Kızılcahamam) kazasına bağlı bir nahiye merkezi iken 1840 yılından itibaren bir dönem Şorba Kazasına merkezlik yapmıştır.

Günümüzde Şorba kazâsı köyleri, Kızılcahamam, Çubuk, Kahramankazan ve Çankırı hudutları içerisinde kalmıştır. 19. Yüzyılda(1842) kaza merkezi Pazar kasabası idi. 1794 numaralı ve 1842 tarihli Nüfus Defteri’nde, Şorba kazasına ait 64 köy bulunmakta olup kaza merkezi Pazar köyüdür. [8]

Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Döneminde Kızılcahamam kitabına göre XVIII. yy sonu ile XX. yüzyılın başlarında Pazar’da ortaokul açıldığı ve belediyelik kurulduğu belirtilmektedir.[9] Dolayısıyla Pazar her dönemde önemli bir yerleşim yeri olmuş ve Ankara-İstanbul yolu bu yerleşim yerinden geçmiştir.

Uluyol olarak da bilinen Ankara-İstanbul kervan yolu Murtazaabad tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu yol sayesinde hem Ankara hem de İstanbul ile ulaşım kolaylıkla sağlanmış, bu yolun bölgenin gelişmesine önemli katkıları olmuştur. Murtazaabad/Kahramankazan’ı batıdan doğuya kat eden bu yol Kahramankazan tarihi ve kültürü içinde büyük önem arz etmektedir. Yapılacak araştırmalarla bu tol güzergâhı ve güzergâh üzerindeki tarihi eserler açığa çıkarılabilir.

Selam ve dua ile…

[1] Günümüzde Sincan/Yenikent

[2] https://www.kosebucakanadolu.com/i-pek-yolu-i-%C3%A7-anadolu

[3] Bu güzergâh sözlü kaynakların ifadelerinden yola çıkılarak belirlenmiştir.

[4] Burhanettin BAYKURT, Ankara Akıncı Ovası Tarih ve Kültürü, Ankara, 2003

[5] Burhanettin Baykurt, a.g.e.

[6] Burhanettin Baykurt, a.g.e.

[7] 2025 yılının Nisan ayında sular iyice çekildiğinden köprü açığa çıkmıştır.

[8]Melike Demircan-Hatice Beyza Çuhadar, 1794 (H. 1258/ M. 1842) Numaralı Nüfus Defterine Göre Şorba Kazası Kişi ve Yer Adları, Uslararası Eğitim ve Tarih Araştırmaları Dergisi (Eta Journal) Internatıonal Journal Of Educatıon And Hıstory Research, Yıl: 5, Cilt: 5, Sayı: 8, Ocak 2023, S. 88-106

[9] Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Döneminde Kızılcahamam, Başbakanlık Devlet Arşivleri Gn. Md.lüğü, İstanbul, 2016

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!