KAHRAMANKAZAN’DA AHİ KÜLTÜRÜNÜN İZLERİ-2

Reklam
Reklamı Gizle

Murtazaabad/Kahramankazan’da Ahilere ait sadece zaviye, cami, medrese ve vakıflara ait izler bulunmaz. Bunların yanında Ahilerin örf ve adetleri ile ilgili bir çok ize de rastlamak mümkündür.  Tüm bu nedenlerle günümüzde Kahramankazan halkı halen Ahilerin özelliklerini taşımakta ve Ahi kültürünün izleri  Kahramankazan’da görülmektedir.

 

Murtazaabad/Kahramankazan’da görülen Ahi kültürüne ait diğer izler:

1.Ahi İsmail/Ahi Köyü

Kahramankazan’da Ahilerin en çok izlerinin olduğu köy Ahi Köyü’dür. Ahi Köyü’nün inaçlarında, geleneklerinde ve göreneklerinde ahilere ait izler hala yaşamaktadır. Ahi Köyü, bilinen kayıtlara göre 1438 yılından itibaren Ahi dervişlerinin vakıf mütevellisi olarak görev yaptığı  bir köydür. Adı önceleri Ahi İsmail köyü iken XIX. yüzyılın başlarından itibaren Ahi Köyü olarak anılmaya başlamıştır.

1463 tarihli Ankara Tahrir Defterine göre Ahi İsmail (Ahi) Köyü de Mürted Ova Nahiyesine bağlıdır.[1] Ahi Köyü ismini 1463 tarihli Tapu Tahrir kayıtlarına göre Ahi İsmail’den almıştır.  Köyün eski adı Ahi İsmail Köyüdür.  Murtazaabad Kazasına bağlı olan Ahi İsmail Köyü’nün ismi, 1830’lu yıllara ait kayıtlarda “Ahi Köyü’’ olarak geçmektedir.

 

Kazan ve çevresinde vakıf ve tahrir kayıtlarında tespit edilebilen ahi zaviye, cami ve medreselerine  ait bir çok vakıf, çiftlik, mezra ve köyler bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Ahi İsmail Köyü’dür.

Ahi İsmail ve Alpagut köylerinin arazilerinin bir kısmının yıllık gelirinin yarısı,  Ankara’da bulunan ve günümüze ulaşmayan “Ahi Yakup Medresesi Vakfı’’na,  diğer yarısı da “Yeşil(Yeşilhane) Ahi Medresesi Vakfı’’na ait bulunmaktadır. Ahi İsmail  Köyü arazisinin  diğer kısmının geliri de tımarlı sipahi yetiştiren bir vakfa aittir.

 

Ahi Hacı Murad oğlu Ahi Şemseddin Ahmed ait 1438 tarihli vakfiyede, Ankara Mürted Ova Nahiyesine bağlı Ahi İsmail Köyü’nde hissesine düşen payın tamamını vakfa bağışlandığı belirtilmektedir.[2] Buradan da anlaşılacağı üzere Ahi İsmail Köyü 1438 yılından önce kurulmuştur. Ahi İsmail’de bu tarihten önce köydeki vakıf arazilerini  işletmek üzere Ankara Ahi teşkilatı tarafından mütevelli olarak görevlendirilen bir Ahi dervişidir.

 

Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Döneminde Kazan[3]  adlı çalışmada ki nüfus bilgileri ve nüfus kayıtlarına göre 1785 doğumlu olan Mehmed oğlu Molla Mehmed,  1800’lü yılların başında Ankara Kaleiçi veya Hamamönü’nden Ahi Köyü’ne, Ankara’da bulunan vakıflara ait Yeşil Ahi  Medresesi Vakfı arazisini işletmek üzere gelmiştir. Kendisi Ahilik teşkilatı tarafından vakıf arazisini işletmek üzere “mütevelli(yönetici)” olarak görevlendirilmiştir. Bir “Ahi Dervişi” olan Molla Mehmed, bu vakıf arazisini işletmek üzere görevlendirilen son mütevellidir. 1860 yılından sonra bu vakıflarla ilgili kayıt bulunmamaktadır. Muhtemelen Ahilikle ilgili gedik sistemi 1861 yılında kaldırılınca vakıf lavığ edilerek, arazi köylüye dağıtılmıştır. Molla Mehmed de görevi sona erince Ankara’ya dönmemiş Ahi Köyün’nde yaşamaya devam etmiştir. Halen Ahi Köyü’nde Yüksek, Yüksekcan, Yurtseven, Satılmış, Yasin, Gökdere ve Pekdemir soyadlarını taşıyanlar Molla Mehmed’in soyundan gelen ahilerdendir.[4]

 

2.(Ahi) Aydın Köyü

Kahramankazan’ın Aydın köyü, adını Ahi Aydın isimli bir Ahiden  almış olmasına rağmen, bu konu ile ilgili olarak aşağıdaki kayıttan başka bir kayda rastlanmamıştır.

Bitik Köyünde bulunan Sungur Seydi Zaviyesine ait vakfın belgelerinde adı zikredilen Ahi Aydın’ın oğlu Mustafa’ya Bitik Köyü’nde bulunan bir mezra zamanın padişahının beratı ile sadaka olarak verilir. Kahramankazan Aydın Köyü adını Ahi Aydın’dan almıştır. [5]

 

3.Köy Delikanlı Teşkilatları

İşlevini çoktan yitirmiş ve zamana yenik düşmüş adetlerimizden birisi de Delikanlı Teşkilatıdır. Bu teşkilat, ilk defa köylerde Osmanlı idaresi devrinde, köyleri eşkıya saldırısından korumak amacı ile kurulmuş ve bir başa (lidere) bağlanmıştır. Tümünü köy gençlerinin oluşturduğu bu kuruluşa “Köy Delikanlı Teşkilatı”, liderine de “Delikanlıbaşı” denilmiştir. O günlerden 1970’li yılların ortalarına kadar, “Köy Delikanlı Teşkilatı” geleneksel bir kurum olarak köylerde yaşamıştır. Bu kuruma komşu köylerde(Kazan H.Y.), tüm Ankara merkez ve Kızılcahamam köylerinde de rastlanmaktadır. Bir zamanlar, Ankara’nın başkent olduğu sıralarda Ankara Seğmenler Teşkilatı’na Örencik köyü (Kahramankazan) Delikanlı Teşkilatından seğmen giysili üyelerin gönderildiği yaşlılar tarafından hikaye edilmektedir. Böylece, teşkilatın bir yanı ile de Ankara Seğmenler Teşkilatı’na bağlı olduğunu öğrenmiş oluyoruz.[6]

 

1.Zeki Oral, Anadolu köylerindeki gençlik derneklerinin(delikanlı örgütü gibi H.Y.), Ahiliğin devamı olduğunu belirtmiş,[7] Mahmut Tezcan ise geleneksel delikanlı örgütlerini Ahilik kaynaklı olarak görmüştür.[8]

 

Köy Delikanlı Teşkilatına üye olmak için “hırsızlık, ahlaksızlık, ırz ve namus düşmanlığı yapmamış olmak” gerekir. Diğer taraftan üyelikten ceza yoluyla çıkarılmada vardır. Örneğin, “kocası askerde bir geline kötü gözle bakan veya sataşan, hırsızlık, yolsuzluk yapan ve her türlü yüz kızartıcı hareketlerde bulunanların önce, uslandırma yolu sınanır, kınanır, suçun derecesine göre gerekirse dövülür. Netice alınmazsa, üyelikten çıkarılarak baskı yapılır ve gerekirse köyü terk etmesi sağlanır.”[9]

Köy Delikanlı Teşkilatına üye olma ve üyelikten ceza yoluyla çıkarmaya ilişkin ahlaki kurallar Ahilik teşkilatına girme ve çıkarılmada da aynen bulunmaktadır.

 

Ali Rıza Balaman’ın da belirttiği gibi köy Delikanlı Teşkilatlarının Ankara Seğmenler Teşkilatı ile bir ilgisi ve bağlılığı vardır. Seğmen Alayı’nın diğer adı Ahi Alayı’dır.  Görüleceği üzere Murtazaabad/Kazan köylerdeki Delikanlı Teşkilatları Ahilik kaynaklı ve Ahiliğin devamı niteliğindedir.

4.Damat Giydirme Törenleri

 

Ahilik’e giriş diğer tarikatlar gibi, özel bir tören ile olur. Ahilik teşkilatına girecek olan kişi önce şerbet içerek, sonra peştamal kuşanıp, şalvar giyerek teşkilatın mensubu olabilmektedir.  Törende adaya kuşak bağlanmasını müteakip, tüm insanlara karşı sevgi dolu, saygılı olması, doğruluk ve yiğitlikten ayrılmaması öğütlenirdi. Üyelerden kesin bağlılık, sonsuz itaat ve ketumiyet istenirdi. [10]

Kuşak bağlamada beş peygambere uymak, onları benimsemek gerekirdi. Hz. Adem, Hz. Şid, Hz. Nuh, Hz. İbrahim  ve Hz. Muhammed(s.a.v.)’e salavat getirilir, Fatiha okunurdu.[11]

 

Murtazaabad/Kazan’da 1980’li yıllara kadar icra edilen Damat(güvey) Giydirme Törenlerinde de Hz. İdris, Hz. Hızır, Hz. Şid ve Hz. Muhammed(s.a.v.)’e salavat getirilirdi. Ayrıca Ahilerin Şed Bağlama Törenlerinde olduğu gibi damada da kuşak(şed) bağlanırdı. Ceketin altına sağ omuzdan aşağı sarkacak şekilde konulan “peşkir’’ denen bir tür havlu da Ahilerin kıyafetlerini tamamlayan aksesuarlardandır. Bu nedenlerle Ahilere ait bu geleneğin bir yönüyle XX. yüzyılın ikinci yarısına kadar Kahramankazan’ın köylerinde devam ettiğini söyleyebiliriz.[12]

 

5.Yaren/Yaranlık Kültürü

Temeli Ahilik müessesesine dayanan ve sosyo-kültürel yapıya yön veren Yâran geleneği günümüzde kış mevsiminde erkekler arasında yapılan sohbet toplantılarıyla aslına sadık kalınarak yaşatılmaktadır. Orta Asya günlerimizin izlerini de barındıran bu önemli gelenek Ahilik kültüründen de etkilenmiştir. Yaran iki temel kaynaktan beslenir. Birisi Türk töresi, yani eski gelenek ve göreneklerimiz, diğeri İslami inanışlar. Bunlar Ahilik ve fütüvvettir.[13]

 

Yaren,  dost, arkadaş demektir. Murtazaabad/Kahramankazan köylerinde özellikle aynı yaştaki arkadaşlar için bu ifade kullanılmıştır. Hatta bu yarenlerin bir araya geldiği, yaren gecelerinin düzenlendiği yaren odaları da vardır. Bu oda bazen köy odalarından birisi, bazen de yarenlerden birisinin evlerindeki bir odadır. Yaren, yaren gecesi ve yaren odası terimleri 1980’li yıllara kadar Kahramankazan’da sıkça kullanılmıştır. Yarenlerin meydana getirdiği topluluğa da yaran ismi verilmiştir. Yukarda da açıklandığı gibi yarenlik geleneği Ahi kaynaklıdır ve Ahilikten etkilenmiştir.

 

6.Ferfeneler

Ferfene, özellikle uzun kış geceleri yapılan bir eğlenti toplantısıdır. Günü önceden tespit edilmez. Üyelerden biri; “Bugün bir ferfene  yapalım” der. Diğerleri de karar verirlerse bu istek Delikanlıbaşına duyurulur. Birlikte akşam ne yapılabileceği kararlaştırılır. Teşkilatın hazır parası varsa o paradan, yoksa ferfeneye katılacak üyelere salma yapılır, ivedi toplanan para ile çeşitli yemekler, tatlılar yaptırılır, pişmaniye çekilir. Ortak köy odasında veya kısmen köy dışında olan bir evde gürültüleri ile çevreyi rahatsız etmemek için toplanılır, yemek yenilir, oyun oynanır, bazı köy oyunları (teatral) çıkarılır, geç vakitlere kadar eğlenilir.[14]

 

Fas’lı seyyah İbn-i Batuta, 1325-1354 yılları arasında yaptığı seyahatlerde Anadolu’ya da uğramış ve yazdığı seyahatnamesinde Ahileri anlatırken”…Bir yabancı ve misafir olmasa bile yemek zamanında hepsi bir araya gelip beraber yerler, türkü söylerler, raks ederler.” demektedir.[15]

 

Murtazaabad/Kahramankazan  köylerinde 1980’li yıllara kadar devam eden “ferfene geleneği” yukarda açıklandığı gibi bir Ahi geleneğidir. Ferfene, hem köy Delikanlı Teşklatı, hemde yaren geleneği ile ilgilidir. Bu gelenek, İbn-i Batuta’nın da dediği gibi Ahilerin XIII. ve XIV. yüzyıllardan beri tekke ve zaviyelerinde hemen hemen her akşam yaptıkları eğlentilerden birisidir. Yemek yeme, türkü söyleme ve oyun oynamayı kapsayan bu eğlentiler, hem birlik ve beraberliği, hem de akşama kadar çalışan Ahi gençlerinin eğlenmesini, dinlenmesini ve morallerinin yüksek olmasını sağlıyordu.

 

Selçuklu ve Osmanlı döneminde bir Ahi diyarın olan Murtazaabad’da Ahilere ait pek çok kültürel iz bulunmaktadır. Unutulmaya yüz tutmuş Ahilik kültürüne ait pek çok izi, günümüzde Kahramankazan’ın köylerinde de görmek mümkündür. Bu kültürleri muhafaza etmek ve canlandırmak da bizim görevimiz olmalıdır. Özellikle Damat Giydirme Törenleri, Ferfeneler ve Yaren geleneği…

Selam ve dua ile…[16]

Seğmen/Yiğit/Ahi Alayı
Ahilerde Şed Kuşanma Töreni

[1] Bu tarihten sonraki kayıtlarda bir daha Mürted  Ova ismi geçmemekte, Murtazaabad ismi geçmektedir.

[2]Abdülkerim Erdoğan, Ankara Ahileri ve Eserleri, ABB yayınları, Ankara, 2011

[3] Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı Döneminde Kazan, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, İstanbul, 2016

[4] Ahi Molla Mehmed, yazarın dedesinin dedesidir. Hüseyin YÜKSEK, Ahi İsmail/Ahi Köyü Tarihi ve Kültürü, SAGE Yayınları, Ankara, 2019

[5] Abdülkerim Erdoğan, Ankara Ahileri ve Eserleri, ABB yayınları, Ankara, 2011

[6] Ali Rıza Balaman, Örencik Köyü Delikanlı Örgütü, Ankara, 1973 

[7] M. Zeki Oral, Anadolu Köylerinde Gençler Derneği Yahut Ahiliğin Devamı, Türk Etnografya Dergisi, 1958, S. III, s. 60-66

[8]Mahmut Tezcan, Ahilik Kaynaklı Geleneksel Delikanlı Örgütleri, I. Uluslararası Ahilik Kültürü Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1993, s. 157-161

[9]Ali Rıza Balaman, Örencik Köyü Delikanlı Örgütü, Ankara, 1973

[10] Cihangir Gener, Ahilik, 2002

[11] Cihangir Gener, Ahilik, 2002

[12] Hüseyin YÜKSEK, Ahi İsmail/Ahi Köyü Tarihi ve Kültürü, SAGE Yayınları, Ankara, 2019

[13]  http://www.cankiri.gov.tr/yaran,Çankırı Valiliği

[14] Ali Rıza Balaman, Örencik Köyü Delikanlı Örgütü, Ankara, 1973

[15] Ahmet Gündüz Prof. Dr., Selma Yel Prof. Dr., İbn-i Batuta Seyahatnamesi ve Ahilik, Ankara ve Ahilik, ABB yayınları, Ankara, 2023

[16] Bir sonraki yazımızda ANGARALI MI? ANKARALI MI? Konusu üzerinde durulacaktır.

 

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

“KAHRAMANKAZAN’DA AHİ KÜLTÜRÜNÜN İZLERİ-2” için 5 Yorum

  1. Mükemmel ve akıcı bir dil kullanılmış.Hepimizin rahatça anlayabileceği bir tarihi süreç anlatılmış.
    Devamını bekliyoruz.Tebrik ederim
    Selâm ve Saygılarımla

  2. Yazınız için teşekkürler. İzninizle, ilave bilgi sunmak istedim. Kendi köyüm olan Aydın ile ilgili tahrir defterleri üzerine yaptığım araştırmada aşağıdaki bilgiler mevcuttur. Çalışmam kitap halinde yayınlanmak üzeredir. Saygılarımla.

    AYDIN
    Aydıncık adıyla kayıtlı olan Aydın köyü, adını Oğuz boylarından almaktadır. 1463 tarihi defterde kaydına rastlanmamıştır. 1530 tarihinde 37 hane 6 bekar erkek, 1 imam, 1 muhassıl/tahsildar ve 1 sipahizade kayıtlıdır. Geliri ise 6.787 akçedir. Bu haliyle köyün nüfusu 194 kişidir (37×5= 185+6+1+1+1= 194). 1571 tarihinde nüfusu 103 kişiye düşmüş, gelirleri ise aynı kalmıştır. Köyün gelirinin tamamı, Amasya’daki Sultan II. Bayezid medresesi ve imaretine gönderilmektedir. İncelediğimiz 1463 tarihli mufassal tahrir defterlerinde Aydın köyünün kaydının bulunmaması, vakıf köy olması sebebiyle diğer defterlere kaydedilmesindendir. Bu sebeple, 1530 tarihli, 438 numaralı Defter-i Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu’da, 6.787 akçelik geliri Amasya’daki Sultan II. Bayezid medresesi ve imaretine gönderilen vakıf köy olarak kayıtlıdır. Buradan hareketle, 1463 tarihindeki ilk kaydının, tahrir defterine değil de vakıf defterine yapıldığı tahmin edilmektedir.

  3. Muhterem hemşerim. Kaleme almış olduğunuz konular çok degerli ve bilgilendirici ölmüş. K.Kazan ve köyleri hakkında ne kadar da bilmediğimiz tarihi bilgiler varmış, yazılarınız sayesinde öğrenmiş oluyoruz. Bu doyurucu bilgiler için teşekkür eder yazılarınızın devamını merakla beklemekteyiz. Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!