ÇAĞIMIZIN SOSYAL VEBASI: “BOŞANMA”

Reklam
Reklamı Gizle

Boşanmaları nasıl azaltabiliriz?

Çağımızın sosyal vebası olan boşanmalar her geçen gün artmaktadır. Günümüzde evlilikler birkaç ay veya bir yıl gibi kısa bir zamanda boşanmayla sonuçlanabilmektedir. İlk beş yıl içerisinde boşananların oranı da oldukça yüksektir. Malum olduğu üzere boşanmaların bir çok nedeni vardır. Ancak boşanmaların bir kısmı bu yazı dizisinin (Sinsinli Düğün) konusu olan  söz kesme, nişanlanma ve düğün yapmayla da ilişkili olabilmektedir. Bu açıdan “Boşanmaları nasıl azaltabiliriz?” konusu üzerinde de durulacaktır. Boşanmaları azaltmak için bazı basit tedbirler alabiliriz:

 

1.Kız isteme ve söz kesme, gençlerin beğenmesi anne-babanın onaylaması ya da anne-babanın beğenmesi ve gençlerin onaylaması (karışık usul) şeklinde yapılırsa; aileleri ve adayları yeteri kadar tanıyamamaktan ve hayat tarzlarının uyuşmamasından kaynaklanan boşanmalar asgari seviyeye inecektir.

 

2.Keza nişanlılık döneminin uzun tutulması sonucu adaylar arasında laubalilikler artmakta buda ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir.  Nişanlılıklar uzun tutulmaz ve bu sürede fazlaca masraf yapılmazsa, bu hususlardan kaynaklanan ayrılıklar ve boşanmalar da azalacaktır.

 

3.Erkek (damat) ve kız (gelin) baba evinden ayrılıp kendi evini kurmaya giderken babası oğluna, “Oğlum, gözüne, eline, diline, beline dikkat et!”[1] diye, annesi de kızına, “Kızım, işine, aşına, eşine dikkat et!”[2] diye nasihat ederek gönderirse, gençlerde bu nasihatlere uyarsa gençlerin kaynaşması ve yeni evlerine alışmaları daha kolay olacaktır. Ancak bu konu hemen bir nasihatle olacak bir iş değildir. Anne ve baba çocuklarını bu kriterlere uygun yetiştirmelidir.

 

5.Düğünler çok şatafatlı yapılarak çok masraf yapılmakta, bu masrafları bazen yeni damat ve gelin kredi çekerek ve borçlanarak karşılamaktadır. Bazen de bu masrafları aileler üstlenmekte, bu durum da ilerde sıkıntılar yaratmaktadır. Her iki durumda da genç çiftler olumsuz olarak etkilenmekte ve bu durum boşanmalara sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle çok masraflı, çok israflı, çok şatafatlı düğünler yapmaktan kaçınılmalıdır.

 

6.Söz kesmeden düğünün sonuna kadar ki her önemli faaliyet başlangıcı ya da sonunda dua yapılarak, duanın manevi ikliminden istifade edilmelidir.

 

7.Karım değil yarım: Bir erkek, eşini karısı olarak değil yarısı olarak görmelidir. Kendisinin yarım olduğunu kabul etmeli, ancak eşi sayesinde tam olabileceğini, eşinin onun eksiklerini tamamladığını bilmelidir. Bir kadın da eşini sadece kocası olarak değil yarısı olarak görmelidir. Eğer her iki tarafta böyle düşünürse ailede birlik ve beraberlik daha kolay sağlanabilir ve boşanmaların önüne geçilebilir.

8.Nikâhtan sonra eşler birbirlerine isimleriyle değil de, ya sevgi sözcükleriyle(hatunum, kadınım, aşkım, hayatım, sevgilim v.b.) ya da (Mehmet) bey, (Hatice) hanım, hatun diye hitap ederlerse aralarında ki sevgi, saygı ve muhabbet daha da fazla olacaktır.

 

9.Ev hanımlığı bir meslek olarak kabul edilerek, kadına sosyal güvence sağlanmalıdır. Bu durum kadın ve erkek istihdamı sorununu çözülebileceği gibi, ailenin birliği de sağlanmış olacaktır. Ayrıca anneler çocuklarına daha fazla zaman ayırabilecektir. Bu sayede ailenin birliğinin bozulmasından kaynaklanan  boşanmaların da oranı azalacaktır.[3]

10.Eşler arasında 4S+M formülü (Sevgi-Saygı-Sadakat-Sabır ve Merhamet) muhafaza edilmelidir.

Sevgi her şeyin başıdır. Sevgi olmadan sözlülükte olmaz, nişanlılıkta olmaz, evlilikte olmaz… Gençler arasında sevgi yoksa evlilik yoluna hiç girilmemelidir.

Sevgi saygıyı doğurur. Saygı varsa sevgi yaşar, yoksa ölür. İkinci olarak, eşler birbirlerine saygılı olacak ve saygı göstereceklerdir. Saygıyı sağlayacak çok basit söz ve davranışlar vardır. Bu tüm medeni insanlar için geçerli olduğu gibi eşler içinde geçerli olan, “lütfen de- teşekkür et- özür dile” formülüdür. Yani saygı; “lütfen, teşekkür ve özür” kelimelerinde gizlidir. Bu basit ve sihirli formül saygıyı artırdığı gibi tüm kapıları da açacaktır.

-Eşinden bir şey yapmasını isteyen eş, emreder gibi değil rica eder gibi istemeli ve “lütfen” demeyi alışkanlık haline getirmeli,

-Eşi, iyi bir şey yaptığında ona hemen “teşekkür” etmeli,

-Hata yapan eş derhal “özür” dilemelidir.

Üçüncü olarak, eşler birbirlerine sadık olacak ve sadakat gösterecektir. Yani birbirlerine yalan söylemeyecek, birbirlerini aldatmayacak ve birbirlerini kandırmayacaklardır.

Dördüncü olarak, eşler her konuda(sosyal, psikolojik, ekonomik) sabırlı olacaklar, zorluklara beraber göğüs gerecekler, engelleri aşmayı bilecekler… Mücadeleden çabuk vazgeçmeyeceklerdir.

Son olarak, erkek hanımına, hanım da beyine merhametli olacaktır. Bu Kuran’ın da emridir. Nitekim bu konuda yüce kitabımız “Yine O’nun ayetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır(Rum Suresi 21. Ayet).[4] buyurmaktadır. Şefkatli olmak ve şefkatli davranmak da merhametin içerisindedir. Acıma duygusunu yitiren eşler birbirlerine daha merhametsizce davranacaklar, bu durum da ilişkileri zedeleyecektir.

 

Bu alışkanlıklar hemen ve sonradan kazanılamaz. Bu nedenle tüm anne ve babalar çocuklarına bebeklikten itibaren bu alışkanlıkları(yalan söylememek, lütfen demek, özür dilemek, teşekkür etmek, emreder gibi değil rica eder gibi konuşmak, sabırlı olmak, sadakat, merhametli olmak v.b.) kazandırmak için çaba sarf etmeli ve onları bu konularda eğitmelidir. Okullarda verilen eğitimlerde de bu konular sık sık vurgulanmalı ve üzerinde durulmalıdır.

 

Yukarda açıklanan hususlara riayet edilir ve yerine getirilirse evlilikler daha uzun süreli olacak ve çağımızın sosyal vebası boşanmaların oranı azalacaktır. Ailenin birliği sağlanarak, sağlıklı toplumlar, sağlıklı milletler ve devletler oluşturulabilecektir.[5]

Selam ve dua ile…[6]

Şatafatlı hazırlanmış düğün salonu
Kavga eden çiftler

[1] Ahilerin erkek evlatlarına verdikleri nasihat. Ahilik ve Ankara, ABB yayınları, Ankara, 2023

[2] Ahilerin kız evlatlarına verdikleri nasihat. Yusuf Ekinci, Dr., Ahilik ve Hoşgörü, Ahilik ve Ankara, ABB yayınları, Ankara, 2023

[3] Bu konu ayrı bir makale konusudur.

[4] Elmalılı M. Hamdi Yazır Kuran Meali

[5]Fotoğraflar,https://www.hurriyet.com.tr/mahmure/bosanma-riskini-artiran-10-sasirtici-neden-41739094,Cemile Gelgeç’den alınmıştır.

[6] Bir daha ki yazımızda AİLENİN KORUNMASI, SAĞLIKLI NESİLLER VE KADINA SOSYAL GÜVENCE üzerinde durulacaktır.

 

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

Anahtar Kelime: ,

“ÇAĞIMIZIN SOSYAL VEBASI: “BOŞANMA”” için 5 Yorum

  1. Güzel bir çalışma olmuş. Allah razı olsun. Keşke bu hususlar gençlere ders olarakta örf ve adetlerimiz olarak okutulabilse…
    Not; Evlilik ile önemli bir hususta Üniversite bitirdiği halde iş bulamadığı için evlenemeyip 35-40 yaşını bulan binlerce gencimiz var.
    Hepimizi ilhgilendiren bu hususda da bir çalışma yapılabilir diye değerlendiriyorum. Sevgi ve saygılarımla.

  2. Allah razı olsun toplumun kanayan yaralarına parmak basıyorsunuz.
    Milli ve manevi değerlerimize uygun çözüm yollarını sunmanızı memnuniyetle karşılıyorum. Yapılarınızı zevkle okuyorum.
    Saygılar…

  3. Çok güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Şunu da ilave etmek isterim ki; maalesef televizyonlarda yayınlanan diziler boşanmaları körüklüyor. Tüketim ve israf hastalığını yayıyor. Gençler, kendilerini film artistleri ile özdeşleştiriyor, kendilerini Türkan Şoray ya da Cüneyt Arkın gibi görmeye, karşı tarafı küçümsemeye başlıyor.
    Eğitim sistemimiz ise başarı ve bol kazanç’ı kutsuyor. Buna ulaşamayan milyonlar eşlerini suçluyor. Oysa toplumda, israf yerine kanaat, başarı yerine Allah rızası kültürü yerleşirse kültürümüzde olmayan diziler engellenebilirse bir nebze de olsa boşanmalar azalır kanaatindeyim.

  4. Toplumumuzun son yıllarda en büyük yarası olan boşanma konusunu yazıya almanız çok yerinde olmuş. Gerçekten de ülkemizde yapılan istatistiklere göre boşanmalar son on yıl içinde evlenmelere karşı beş kat artmış durumdadır. Devlet yetkililerinin en kısa sürede bu konuya el atmaları ve yeni evlenen gençleri evlilikte uzun ve mutlu bir yaşam nasıl olmalıdır konusu üzerinde hem tatbiki hem görsel anlamda bilgilendirmelidir. Özellikle aile yuvalarını derinden sarsan örf ve adetlerimizle uzaktan yakından alakası olmayan dizi ve filmlerin derhal kaldırılması ve oynatılması yasaklanmalıdır. Ayrıca dizinde değindiğiniz gibi düğünlerde fazla masraflardan kaçınmalıdır. Ülkemizin genclerinin daha az hatta hiç boşanmamalari dilek ve temennisi ile selam eder hayırlı günler dilerim. Rabbim e emanet olun

  5. Değerli hemşerim yöne toplumun kanayan bir yarasına el atmış olmanızdan dolayi teşekkür ederim. Gerçekten de ülkemizin çıban başı olan boşanmalar hem gençlerimizi hemde anne ve babalarımızı derinden yaralamakta ve üzmektedir. En çok da çocuklarımız bu durumdan çok etkilenmektedir. İnşallah bundan sonra boşanmalar oldukça azalması ve sağlıklı nesiller yetişmesi dileğiyle Allah’a emanet olun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!