Milli Mücadelede Kullanılan Dini/Milli Tema, Terim ve Ritüeller
Milli Mücadelede Ankaralıların Kullandığı Dini/Milli Tema, Terim ve Ritüeller
30 Ağustos yaklaşıyor, 30 Ağustos Türk Ordusu’nun Yunan Ordusu’na karşı kesin zafer kazandığı “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nin yıl dönümüdür. Bu nedenle 30 Ağustos her yıl, Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü olarak kutlanır. Zafer Bayramı’mız Kutlu Olsun! Bu nedenle bu haftaki yazımızda Milli Mücadele’den bahsedeceğim.
Milli Mücadele yıllarında, milli ve dini duyguları yüksek olan Ankara halkı tarafından çokça dini ve milli tema, terim ve ritüel kullanılmıştır. Çünkü Ahi kültürü ve Ahi ahlakı ile yetişmiş olan Ankara halkı dindar insanlardı. Ayrıca 24 Oğuz boyuna ait insanlardan oluşan ve seğmen ruhuyla yetişen Ankara gençlerinin milli duyguları yüksekti. Milli Mücadele’ye bu dini ve milli duygularla önderlik ettiler ve Milli Micadele’yi can-ı gönülden desteklediler.
Milli Mücadele’de Ankara halkı tarafından kullanılan dini/milli tema, terim ve ritüelleri bir Ankara uzmanı olan Abdülkerim Erdoğan, Gökçe Günel’le birlikte İstiklal Savaşı’nda Ankara[1] adlı eserlerinde çok güzel ve ayrıntılı olarak belirtmişlerdir. Gelin beraber takip edelim:
-İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine 21 ve 29 Mayıs 1919’da telin mitingleri düzenlenir. Bu mitinglere binlerce Ankaralı katılır. İtilaf devletlerine telgraflar çekerek Anadolu’nun bütünlüğü konusunda hassasiyetlerini bildirirler(Erdoğan a.g.e. sf:72).
-Ankara valisi Muhittin Paşa’yı Mustafa Kemal Paşa’nın talimatı ile tutuklarlar(Erdoğan a.g.e. sf:92).
-Damat Ferit Paşa’ya karşı çıkarlar. Ankara’ya Damat Ferit Hükümetince atanan valiyi tanımazlar. Defterdar Yahya Galip Bey’i vali olarak seçerler(Erdoğan a.g.e. sf:94).
-Azm-i Milli(Milli Azim)Cemiyeti’ni kurarak ve Ankara Kuvay-ı Milliye-i Azime kuruluş çalışmalarını yaparak; Ankara halkını aydınlatırlar ve Ankara halkını Kuvay-ı Milliye ruhuna hazır hale getirirler(Erdoğan a.g.e. sf:68,78).
-Ankara Anadolu Müdafai Hukuk Cemiyeti’ni kurarlar. Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya geldikten sonra Heyet-i Temsiliye’nin bütün ihtiyaçları bu cemiyet tarafından karşılanır(Erdoğan a.g.e. sf:101).
-Ankaralıların tepkisi ve isyanı kesinlikle halifeye değildir. Onlar Damat Ferit ve kabinesine karşıdırlar. Mevcut hükümetle irtibatlarını keserler. Bu görüşlerini “Padişahımız ile milletin arasına girmeye cesaret etmeyecek meşrû ve millî bir kabine iş başına gelinceye kadar sözümüzde durarak, Sivas’ta teşekkül eden ve pek yüksek hayat-ı diniye ve milliye ile hayat-ı millet namına her türlü fedakârlığı göstermekten çekinmeyen Milli Kongre ile çalışmaya başladık” sözleriyle dile getirirler(Erdoğan a.g.e. sf:83).
-5 Ekim 1919 günü Cuma Namazı topluca Namazgahtepe[2]’de kılınır. Namaza binlerce Ankaralı katılır. Cuma hutbesinde halk “Cihad”a davet edilir ve topluca dua edilir(Erdoğan a.g.e. sf:97).
-5 Ekim 1919 günü Namazgahtepe’de kılınan cuma namazından ve yapılan toplu yeminden sonra Ankara’da bir Milli Alay kurulmasına başlanır. Alay’ın mevcudu kısa sürede 3.000 kişiyi bulur. Milli Alay’ın Komutanı ve Sancaktarı Hacı Rıfat Efendi, Müftüsü Hacı Atıf Efendi, 1. Tb. K. Hafız Mehmet Efendi(Hacı Bayram Cami imamı), kaydı yapılan ilk er Müftü M.Rıfat(Börekçi)Efendi’dir. Görüleceği üzere alayın yöneticilerinin tamamı din adamıdır. Ankara şehir merkezinde kurulan Milli Alay’a bağlı olarak Ankara kazalarında da alaylar kurulmaya başlar. Daha sonra bu alay, Anadolu’da bulunan diğer vilayetlere örnek olur(Erdoğan a.g.e. sf:98).
-Yunanlıların Anadolu’ya doğru ilerlemeleri üzerine, Ankara’da bir Kuvay-ı Milliye Müfrezesi oluşturulmasına karar verilir. Atlı ve yaya olarak teçhiz edilen Ankara Müfrezesi; Ankara’da bulunan 400 jandarma talebesi, Ankara Seğmenlerinden bir grup ve civardan gelen 3000 mahkûmdan oluşur.[3]
-Seymen alayı kızılca günlerde kurulur. 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişinden önce seymen düzülür ve Seymen Alayı(Ahi Alayı, Yiğit Alayı) kurulur. Seymen Alayı kurulmadan önce, Efeler Kahvesi önüne sancak dikilir(Erdoğan a.g.e. sf:108).
-Mustafa Kemal Paşa’yı karşılamak için Ulucanlar’dan kalkan Seymen Alayı, Hacı Bayram Cami’nin önünde toplanır. Seymen düzülme efelerce kutsal sayılır. Seymen Alayı dua okunmadan ve kurban kesilmeden hareket etmez. Seymenler, Hacı Bayram Camii önüne gelir, seymen duasını Hacı Bayram-ı Veli dergâhı kayyumu Kayyum Dede yapar. Hacı Bayramı Veli Türbesi’nin önünde kurban kesilir(Erdoğan a.g.e. sf:109).
-27 Aralık 1919 günü Mustafa Kemal Paşa, tam 700 yaya seymen ve 3000 atlı zeybek kıyafetinde seymen düzülerek karşılanır. Ayrıca seksen-yüz bine yakın Ankaralı ve civar köy, kaza ve şehirlerden gelen bir kalabalık da karşılamada bulunur. Ankara’nın her yanını doldurur. Bu kapsamda Murtazaabad(Kahramankazan) Ovası köylerinden de yüzden fazla atlı seymen ve yaya seymen ile kalabalık bir halk karşılamada hazır bulunur(Erdoğan a.g.e. sf:110).
-Angara halkı, Milli Mücadele’yi yapacak ordunun “Yeşil Ordu” yani “İslam Ordusu” olduğunu bilerek, tüm canıyla, kanıyla ve malıyla Milli Mücadele’yi destekler(Erdoğan a.g.e. sf:107).
-“Atatürk ve Seğmen Alayı” adlı eserinde Enver Behnan Şapolyo karşılama ve Yeşil Ordu’yu şöyle anlatır: “Ankara’nın meşhur tellallarından Ali Dayı gür sesiyle çarşıdan bağırarak geliyordu:
-Mustafa Kemal Paşa ve Yeşil Ordu geliyor! Herkes aşağı yüze insin!
Davul sesleriyle uyanan halk tellal Ali’nin avaz sesiyle haberi almış oluyordu. Esasen Ankaralılar Mustafa Kemal ve Yeşil Ordu’nun geleceğini, geçen perşembe Sivas’tan hareket ettiği günden beri sabırsızlıkla bekliyordu.”[4]
Abdülkerim Erdoğan, bu gün için “Böyle matemli günün yegane tesellisi, Erzurum ve Sivas kongrelerini yapan Mustafa Kemal Paşa’da idi. Onun arkasında da bir Yeşil Ordu vardı. Bu mucizevi ordu Türk’ün mefkûresi idi.”[5] ifadesini kullanır(Erdoğan a.g.e. sf:108).
Ankara halkı, “Yeşil Ordu”yu “İslam Ordusu” olarak bilmektedir. Milli Kongre’nin de dini hayat namına her türlü fedakârlığı göstereceğine inanmaktadır. Bu nedenle tüm canları, kanları ve mallarıyla Milli Mücadele’yi destekler.
-Ankaralılar Heyeti Temsiliye’ye olan inançlarını “…Sivas’ta teşekkül eden ve pek yüksek hayat-ı diniye ve milliye ile hayat-ı millet namına her türlü fedakârlığı göstermeden çekinmeyen Milli Kongre ile çalışmaya başladık.’’ [6]sözleriyle dile getirirler.
– Seymen Alayı’nın arkasını Ankara’da bulunan muhtelif tarikatlara mensup dervişler takip eder. Ankara’da o zaman Nakşibendi Dergâhı, Sadi Dergâhı, Rufai, Kadiri dergahları, Mevlevi Dergâhı, Hacı Bayram Veli müritleri, esnaf Ahileri, civar köylerdeki kızılbaşlar ve bir kısım da gizli olarak Bektaşiler vardır. Yani Milli Birlik gününe alevi ve sünni tüm tarikatlar katılır. Mevzu bahis olan vatan olunca tüm ayrılıklar unutulur. Herkes vatanın kurtarılmasına odaklanır ve Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında toplanır(Erdoğan a.g.e. sf:111).
– Seymen Alayı’nın arkasından ilerleyen Dervişler Alayı, ellerindeki tunç haileleri vururlar. Kudüm dedikleri bir nevi dümbeleği, bir meşin parçasıyla çaldıkları zaman dervişler; “Ya Rahîm”, “Ya Gafur” diye “hu” çekerek (diyerek) ilerler(Erdoğan a.g.e. sf:113).
– Çankaya ve Dikmen tepelerinden güzel sesli hafızlar sala ve ezan okurlar(Erdoğan a.g.e. sf:114).
– Çankaya sırtlarındaki Kızıl Yokuş’un altına iki büyük sancak dikilir. Burada iki kurban kesilir. Otomobiller, Genelkurmay’ın bulunduğu sahada bulunan ahşap bir evin önüne geldiği zaman, seymenler tarafında burada alaca bir dana kurban edilir(Erdoğan a.g.e. sf:115).
– Seymenler, Mustafa Kemal Paşa’yı “Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik!..” sözleriyle karşılarlar(Erdoğan a.g.e. sf:115).
– Mustafa Kemal Paşa, hükümet konağına gelince, medreseler müdürü Hoca Hasan Efendi, Mustafa Kemal’in Ankara’ya teşriflerinin memlekete hayırlı olması için Allah(cc)’a niyazda bulunur ve bir dua okur(Erdoğan a.g.e. sf:118).
– Ankara halkı Mustafa Kemal ve arkadaşlarını büyük bir coşkuyla karşılar ve bağırlarına basarlar. Her türlü fedakârlığı da yaparlar. Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyelerinin Ankara’ya gelişinden, birinci meclisin açılışına ve hükümetin kurulmasına kadar geçen süre içerisindeki bütün malî giderleri Ankaralılar tarafından karşılanır(Erdoğan a.g.e. sf:125).
– Damat Ferit Hükümeti’nin Mustafa Kemal Paşa hakkında yayınladığı fetvaya karşılık Ankaralılar da 16 Nisan 1920’de karşı bir fetva yayınlarlar(Erdoğan a.g.e. sf:144).
-Milli Hareket’in beyni durumuna gelmiş olan Ankara’dakilerin üzerinde ısrarla durdukları husus: “Padişah ve Halife dahi esirdir. Makam-ı Hilafet ve saltanatın tahlisi (kurtarılması) lâzımdır.” Başta Ankara Müftüsü Mehmet Rifat (Börekçi) Efendi olmak üzere, Ankara’da bulunan beş müftü, dokuz alim ve medrese müdürü ile altı kişilik ilmiye sınıfından müteşekkil yetkili bir grup bu fetvayı hazırlar(Erdoğan a.g.e. sf:144).
-Ankara halkı, Büyük Millet Meclisi için yeniden yapılan seçimlerde Mustafa Kemal Paşa’yı Ankara’dan milletvekili seçer(Erdoğan a.g.e. sf:139).
– Darülmuallim Mektebi milletvekillerine tahsis edilir. Bu mektebin koridoruna şöyle bir levha asılır: “Tavla vesair oyun oynamak yasaktır!” Vilayet tarafında tutulmuş bir müezzin de beş vakit, bu binanın merdiven başında ezan okur ve herkesi namaza davet eder(Erdoğan a.g.e.sf:151).
-26 Ağustos 1921 Cuma günü 10.000 Ankaralı, cuma namazını Namazgahtepe’de kılar ve ordumuz için dua eder. O gün binlerce göğüsten kopan “Âmin” çığlıkları Ankara’nın tozlu göğünü doldurur. O gün şehirde bulunan herkes erkenden Namazgahtepe’de saf tutar. Askeri-sivili, köylüsü-şehirlisi, kalpaklısı-sarıklısı, zengini-fakiri, göçmeni-misafiri Namazgahtepe’ye gelir(Erdoğan a.g.e. sf:267).[7]
-Sakarya Savaşı’nda verilen şehitlerin yarıya yakını Ankara merkez, kazaları ve köylerinin nüfusuna kayıtlıdır. Kurtuluş Savaşı’nda 2.317 şehitle, Ankara[8] en başta gelen iller arasındadır(Erdoğan a.g.e.sf:295).
– Milli Mücadele yıllarında Angaralılar devamlı Mustafa Kemal’in yanında olur ve İzmir’den Ankara’ya döndüğü gün (5 Ekim 1922) onu hemşehri ilan eder. Ankara Belediye Meclisi toplanarak bir karar alır ve Mustafa Kemal Paşa’yı Ankara’nın Hacı Bayram Mahallesi’nin nüfus kütüğüne kaydeder. Nüfus hüviyet cüzdanını da buna göre düzenler(Erdoğan a.g.e.).
Bir Ahi şehri olan Ankara, Ahi kültürünü Milli Mücadele günlerinde de yaşatmaktadır. Ankaralılar çocuklarını Ahi terbiyesi ile yetiştirerek, onlara dini ve ahlaki değerler kazandırırlar. Bu nedenle Ankaralıların dini duyguları yoğundur ve Milli Mücadele’yi yapacak orduyu da bir İslam Ordusu gibi görürler.
Diğer taraftan Ahilerdeki “Seymen Düzülme” ve “Seymen Alayı” onların askeri olarak da eğitimli olmalarını zorunlu kılmıştır. Tarihin birçok döneminde kendi güvenliklerini kendileri sağlamak zorunda kalmışlardır.
Ayrıca Ankara çevresindeki köylerin çoğu Oğuz’un 24 boyunun adını taşır. Bu köylerde yaşayan Türkmenlerin milli duyguları yüksektir. Ankara ve çevresi Türklerin Anadolu’ya yerleştiği günden itibaren hiç toplu göç almamış, göç vermemiş, hiç bir isyana karışmamış homojen yapısını korumuş bir şehirdir. Ankara halkı, devletine bağlı, vatan sevgisi yüksek, vergisini veren ve gençlerini devlet her istediğinde askere ve cepheye gönderen bir halktır. Ankara’nın “Mevzubahis olan vatansa gerisi teferruattır.” diyen gençleri vardır.
Sonuç olarak; tüm bu nedenlerle, Milli Mücadele yıllarında milliyetçi ve dinine bağlı olan Ankara halkı, dini ve milli tema, terim ve ritüelleri yoğunlukla kullanarak, Türk’ün Ülküsü’nü gerçekleştirmeye çalışmışlardır.
Selam ve dua ile…
Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.
[1] Abdülkerim Erdoğan,Gökçe Günel, İstiklal Savaşı’nda Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2007
[2] Günümüzde Etnoğrafya Mmüzesi’nin olduğu yer.
[3] ÖZASLAN Metin, Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi ve Ankara’nın Başkent Olma Nedenleri, Bilge Dergisi, Sayı 35, Sayfa 22, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara
[4]ŞAPOLYO, Enver Behnan, Atatürk ve Seğmen Alayı, Ankara Kulübü Yayınları, Ankara 1971
[5]ERDOĞAN, Abdulkerim – GÜNEL Gökçe, İstiklal Savaşı’nda Ankara, 2007
[6]ERDOĞAN, Abdulkerim – GÜNEL Gökçe, a.g.e
[7]Özakman, Turgut, Şu Çılgın Türkler, Bilgi Yayınları, Sf. 385, Ankara, 2005
[8] O tarihte Çorum, Kırşehir ve Yozgat Ankara vilayetine bağlı sancak merkezleridir.




Kıymetli kardeşim, harika bir yazı olmuş. Kalemine sağlık. Bir Ankaralı olarak çok yararlandım. Dedemden çok şey dinledim ama bu kadar detayını bilmiyordum. Bence her Ankaralı bu yazıyı okumalı. Allah razı olsun. Selam ve dua ile.