MURTAZAABAD/KAHRAMANKAZAN’IN DİNİ ŞAHSİYETLERİ-2
Bu hafta da haklarında bilgi toplanabilen ya da haklarında tarihi bir kayıt bulunan veya mezarları bu güne kadar ulaşabilen, Murtazaabad’da yaşamış Murtazaabad/Kahramankazanlı dini şahsiyetleri tanıtmaya ve anlatmaya devam edeceğim.
Prof. Dr. Acun’un “Fatih, Kanuni ve II. Selim Dönemlerinde Kahramankazan” adlı kitabında da belirttiği gibi Murtaaabad’ın hemen hemen tüm köylerinde Ahi şahıslarına ait kayıtlar mevcuttur.[1] Ancak sadece üç köy(Ahi, Aydın ve Akçaören) Ahi dervişlerinin(Ahi İsmail, Ahi Aydın ve Ahi Mahmud) adı ile anılmaktadır.
Ahi İsmail-Ahi Köyü
Ahi Hacı Murad oğlu Ahi Şemseddin Ahmed’e ait 1438 tarihli vakfiyede, Ankara Mürted Ova Nahiyesine bağlı Ahi İsmail Köyü’nde hissesine düşen payın tamamının vakfa bağışlandığı belirtilmektedir.[2] Buradan da anlaşılacağı üzere Ahi İsmail Köyü 1438 yılından önce kurulmuştur. Ahi İsmail’de bu tarihten önce Ahi İsmail ve Alpagut köylerine ait vakıf arazilerini işletmek üzere Ankara Ahi teşkilatı tarafından mütevelli olarak görevlendirilen ilk Ahi dervişidir. Ondan sonrada Ahi teşkilatı tarafından köye mütevelli olarak Ahi Dervişleri gönderilmiştir.
1463 tarihli Ankara Tahrir Defterine göre Ahi İsmail (Ahi) Köyü Mürted Ova Nahiyesine bağlıdır.[3] Ahi Köyü ismini 1463 tarihli Tapu Tahrir kayıtlarına göre Ahi İsmail’den almıştır. Köyün eski adı Ahi İsmail Köyüdür. Murtazaabad Kazasına bağlı olan Ahi İsmail Köyü’nün ismi, 1830’lu yıllara ait kayıtlarda “Ahi Köyü’’ olarak geçmektedir. Bu tarihten sonra Ahi Köyü diye anılmaya başlamıştır.
(Ahi) Aydın Şeyh- Aydın Köyü
Bitik Köyünde bulunan Sungur Seydi Zaviyesine ait vakfın belgelerinde adı zikredilen Ahi Aydın’ın oğlu Mustafa’ya Bitik Köyü’nde bulunan bir mezra zamanın padişahının beratı ile sadaka olarak verilir. Kahramankazan Aydın Köyü adını Ahi Aydın’dan almıştır.[4]
Ahi Mahmud (Ese Dede)-Akçaören(Akçaviran) Köyü
Mezarı Kahramankazan Akçaören Köyü’nde bulunmaktadır. Akçaören Köyü içinde bulunan ve ahali tarafından “Ese Dede” olarak bilinen mezarın “Ahi Mahmud”a ait olması kuvvetle muhtemeldir. Belgelerde Ahi Mahmud Zaviyesi’nin yeri Akçaören Köyü olarak zikredilmektedir.[5] Köyde Ahi Mahmud’un kendi adını taşıyan bir zayiyesi de olmasına rağmen, günümüze intikal etmemiştir.
Ese Dede’nin mezarı yörede birbiriyle bağlantılı ziyaret yerleri arasında bulunan bir mezardır. Dua etmek ve şifa amaçlı yöre halkı tarafından mezarı ziyaret edilir.[6]
Çakmak Dede-Akçaören(Akçaviran) Köyü
Mezarı Kahramankazan Akçaören Köyü’nde bulunmaktadır. Özellikle yarası, beresi olanlar tarafından ziyaret edilmektedir. [7] Daha önceki ismi Akçaviran(halk arasında Ağacören) olan Akçaören köyünde Ahi Mahmud(Ese Dede)’dan başka birde Çakmak Dede’nin mezarı bulunmaktadır.
Şeyh Bahşayiş(Alpagut Dedesi)-Alpagut Köyü
Mezarı Kahramankazan Alpagut Köyü’nde bulunmaktadır. Bu Dede’nin adı vakıf kayıtlarında Şeyh Bahşayiş olarak geçmektedir. Şeyh Bahşayiş, bölgeyi Türk Yurdu yapan “gazi-dervişlerdendir”. Ömer Lütfi Barkan’a göre kolonizatör Türk Dervişlerindendir.[8]
Köyde, Şeyh Bahşayiş Zaviyesi ve bu zaviyeye ait bir Vakfın olduğu bilinmektedir, ancak günümüze intikal etmemiştir. Alpagut Köyü camii bitişiğinde bulunan Şeyh Bahşayiş Zaviyesi’nden günümüze sadece bir mezar kalmıştır. Halk arasında “Alpagut Dedesi” olarak bilinen bu mezar çevresinde yapının(zaviyenin) kalıntıları bulunmaktadır.[9]
Hüllem Dede-Günbaşı(Yılbant) Köyü
Türbesi Yılbant(Günbaşı) köyünde olup, başı ağrıyan hastalar şifa için buraya gelirler.[10] Sadece bir mezardan ibaret olan yeri, özellikle başı ağrıyan hastalar ziyaret etmektedir.[11]
Kılıç Dede-Kılıçlar(Çelençler) Köyü
Kılıçlar köyü camisinin yanında mezarı bulunan bu dedenin köyün kurucusu olduğuna inanılmaktadır. Yağmur duasına çıkılırken ve asker uğurlarken burada dua edilir.[12] Kahramankazan Kılıçlar Köyü’nde birde Sarıklı Dede’nin mezarı bulunmaktadır.
Gülperi Mezkit, Ankara Savaşı’nda Kılıç Dede’nin fonksiyonu ve Kılıç Dede isminin kaynağı ile ilgili olarak şunları söylemektedir: “1396 yılında Timur’un Anadolu’ya fethe çıkmasıyla birlikte, yeni kurulan Anadolu beylikleri birliği bozguna uğramıştır. Malatya, Sivas, Kayseri, Kırşehir, Tokat gibi Anadolu şehirlerini istila eden ve her girdiği bölgeye onarılması güç zararlar veren Timur, Tokat’tan Ankara’ya yöneldiğinde, Yıldırım Bayezid savaş hazırlığını da tamamlamıştır. Tatar askerleri ile işbirliğine gitmiş, teçhizatlarını bugün Kılıçlar adı ile bilinen o dönemde Çelençler adı ile anılan köye konuşlandırmış, bir diğer rivayete göre de o köye ordunun kılıçlarını gömmek suretiyle saklamıştır. Saklanan kılıçların muhafazasında da “Kılıç Dede” adı ile anılan ancak gerçek adını bilemediğimiz kişi sorumlu tutulmuştur. Bu rivayetin devamında, köyün, Timur’un askerlerince basıldığı ve bu kılıç teçhizatını korumakla görevli olan “Kılıç Dede” nin şehit edildiği ve şehit edildiği yere defnedildiği üzerinedir.
Kılıçlar Köyü’nün isim babası olan Kılıç Dede’nin de Horasan Erenlerinden olması muhtemel dâhilindedir. Bu öngörüye dayanak olarak görülen olgulardan ilki “Kılıç Dede” isimli erin muhakkak ki bir adının olduğu ancak ona yüklenen ilahi vasfın neticesinde “Dede” ve yaşanan olayın önemine binaen “Kılıç” adını almasıdır. İkinci olarak Alperenlik noktasını vurgulayan “Dede” unvanının verilmesidir. Bizim öngörümüz, dede vasfının Horasan Erenliği’nden gelmiş olabilirliği üzerinedir.
Burada dikkat edilecek bir diğer husus köyün kuruculuğunun da Kılıç Dede’ye atfedilmesidir. Ancak Türk kültüründe önemli bir yeri olan gazi-veli kültü bu noktada kendini gösterir. Çünkü Anadolu insanı kendilerine yurt kuran ve seçkin kişileri sonsuza değin yaşatmak, hem de kendi hayatlarını onlarla paylaşmak için bazı mekânlara kutsiyet vermişlerdir. Kılıç Dede’nin mezarının şehit edildiği yerde olması ve yiğitliğinden ötürü adının köye verilmesi bunun bir tezahürüdür.”[13]
Gülperi Mezgit, Kılıç Dede etrafında oluşan menkıbelerle ilgili olarak da şunları belirtmektedir:“ Kutsallığına inanılan Kılıç Dede etrafında oluşmuş en önemli kült, onun askerliğinin kutsal bir şekilde son bulması üzerinedir. Bu inanıştan hareketle Kılıçlar Köyü’nün ve civar köylerin gençleri askere giderken dualarını Kılıç Dede’nin mezarı etrafında yapar ve duası burada yapılan askerin şehit olmadan, sağ salim askerliğini bitirip geleceklerine inanırlar. Halk anlatısına göre de duası orada yapılan hiçbir asker şehit olmamış, hepsi sağ salim evlerine dönmüştür.
Yüzü suyu hürmetine edilen dualardan bir diğeri ise düğün törenlerinde kız evinden alındıktan sonra mezarın etrafında döndürülerek duasının okunmasıdır. Burada yapılan dua ile/yahut köyün ulusu olduğundan onun izni ile kurulan yuvanın, mutlu ve bir ömür süreceğine inanmalarıdır.
Köylünün yağmur duasına çıkmadan önce Kılıç Dede’ye gelip dua etmesi/ondan dua istemesi de Kılıç Dede’nin halk nezdinde veli makamında oluşunun bir diğer göstergesidir.”[14] Kılıçlar Köyü’ne komşu olan Ahi Köyü halkı da 1990’lı yıllara kadar yağmur duasına çıkmadan önce gelip, Kılıç Dede’nin mezarı başında dua etmişler, ondan sonra yağmur duasına çıkmışlardır.
Ankara Çubuk ovasında vuku bulan Ankara Savaşı (1402) sırasında Çubuk’a bağlı olan (daha sonra Kazan ilçesine bağlanan), Çelençler(Kılıçlar) Köyü’nde yaşanan, Yıldırım Bayezid’in esir edilmesinin, halk üzerinde yarattığı derin teessürün etkisiyle gölgelenen bir hadise yöre halkı tarafından sözlü hafızada saklanarak ve dilden dile aktarılarak korunmuştur. Yıldırım Bayezid’in ordusunda yer alan ve şehit düşen Kılıç Dede’nin köy kuruculuğu (köye adını vermesi) ve etrafında gelişen anlatmaların köyün tarihini yeniden kurmasındaki rolü büyüktür.[15]
Yakup Hasan, Yakup Derviş ve Yakup Abdal
Mezarları Kahramankazan Yakup Derviş, Çubuk Yakup Hasan ve Elmadağ Yakup Abdal Köylerinde bulunmaktadır. Rivayete göre Malazgirt Savaş’ından sonra vuku bulan Türkmen göçünde bu üç kardeş Ankara civarına gelmişler. Yakup Abdal (Yağbattal), şehrin(Ankara’nın) hemen güneydoğusunda ki kendi adıyla anılan köye; Yakup Hasan ve Yakup Derviş de şimdiki Kazan ilçesinin kuzeyindeki Yağı-basan(Yakup Hasan-Çubuk ilçesine bağlı) ve Yoğun-durmuş (Yakup Derviş-Kazan ilçesine bağlı) köylerine yerleşmişler. Köy adları daha sonra değişmiş ve bu dervişlerin adlarını almıştır. Bu öncü Türk dervişlerinin şehit olduğuna inanılmaktadır. Mezarları da bu köylerde olup saygı görmektedir.”[16]
Yakupderviş Köyü’nde anlatılanlara göre: “Buralara Yakupderviş, Yakuphasan ve Yakupbattal (Yakupabdal) isimli üç erkek kardeş gelmişler. Babalarının adı Yakup’muş. Kardeşlerin her biri ayrı ayrı yerlere yerleşmişler. Yakupderviş ile Yakuphasan köylerini karşılıklı kurmuşlar (aralarında 2-3 km. mesafe vardır.). Yakupbattal ise Ankara ili Elmadağ ilçesi yakınlarında köyünü kurmuş. Zaman içerisinde yöresel şivenin de etkisiyle Yakuphasan,”Yağbasan”, Yakupderviş ise “Yöğündürüş” şeklinde telaffuz edilmeye başlanmış. Anlaşıldığına göre Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması zamanlarında bu kardeşler Orta Asya’dan gelerek buralara yerleşmişler.
Yakupderviş Dede’nin kabri köyün karşısındaki Tepecik Mezarlığı’ndadır. Kabri yağmur dualarında ve bayramlarda ziyaret edilir. Yakupderviş Dede ermiş bir insanmış. Onun Allah’ın sevgili kullarından olduğu söylenmektedir.”[17]
Sonuç olarak; Kolonizatör Türk dervişleri olan Horasan Erenleri yaptıkları hizmetlerle Anadolu’yu Türk ve İslam toprağı haline getirmiştir. Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında büyük emeği ve fonksiyonu olan, bu erenlere, evliyalara, dedelere ve kahramanlara Anadolu’da büyük saygı duyulur ve değer verilir. Bizde aynı saygıyı duymalıyız ve onları unutmamalıyız. Bu şahsiyetlerin izlerini bulup çıkarmak her Türk ve Müslüman evladının görevi olmalıdır. Ancak bu şahsiyetleri ve bu şahsiyetlere ait mezarları duaya da vesile yapmamalıyız. Onların türbe ve mezarlarına yaptığımız ziyaretleri, çığırından çıkartarak, çirkin ve hesabı verilemeyecek uygulamalardan kaçınmalıyız.
Bir sonraki yazımızda Murtazaabad/Kahranmankazan’lı dini şahsiyetleri tanıtmaya ve anlatmaya devam edeceğiz.
Selam ve dua ile…



[1] Fatma Acun, Prof. Dr., Fatih, Kanuni ve II. Selim Dönemlerinde Kahramankazan, Kahramankazan Belediyesi yayınları, Ankara, 2024
[2]Abdülkerim Erdoğan, Ankara Ahileri ve Eserleri, ABB yayınları, Ankara, 2011
[3]Bu tarihten sonraki kayıtlarda bir daha Mürted Ova ismi geçmemekte, Murtazaabad ismi geçmektedir.
[4]Abdülkerim Erdoğan, a.g.e.
[5]Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi, Kazan Belediyesi Yayınları, Ankara, 2009
[6]I.Uluslararası Ankara-Kazan ve Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu, Kazan(Ankara) Yöresinde Bulunan Şifa Amaçlı Bazı Ziyaret Yerleri ile İlgili İnançların Etnolojik Değerlendirmeleri, Alparslan Santur, 06-07 Kasım 2012, Kazan/Ankara
[7]I.Uluslararası Ankara-Kazan ve Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu, Kazan(Ankara) Yöresinde Bulunan Şifa Amaçlı Bazı Ziyaret Yerleri ile İlgili İnançların Etnolojik Değerlendirmeleri, Alparslan Santur, 06-07 Kasım 2012, Kazan/Ankara
[8] BAYKURT, Burhanettin, Ankara Akıncı Ovası Tarihi ve Kültürü, Ankara 2003
[9]ERDOĞAN, Abdülkerim, a.g.e.
[10]BAYKURT, Burhanettin, a.g.e.
[11] I.Uluslararası Ankara-Kazan ve Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu, Kazan(Ankara) Yöresinde Bulunan Şifa Amaçlı Bazı Ziyaret Yerleri ile İlgili İnançların Etnolojik Değerlendirmeleri, Alparslan Santur, 06-07 Kasım 2012, Kazan/Ankara
[12] BAYKURT, Burhanettin, a.g.e.
[13] MEZKİT, Arş.Gör. Gülperi, Sözlü Tarih Kuramı Bağlamında Ankara-Kılıçlar Köyünün Kuruluşu ve Kılıç Dede’nin Efsanevi Kişiliği. 2013, Ankara
[14] MEZKİT, Arş.Gör. Gülperi, a.g.e.
[15] MEZKİT, Arş.Gör. Gülperi,a.g.e.
[16] BAYKURT, Burhanettin, Ankara Akıncı Ovası Tarihi ve Kültürü, Ankara 2003
[17]Yakupderviş Köyü tanıtım yazısından
Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.
Okunma: 1018
