FELSEFE DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETİR

Reklam
Reklamı Gizle

Bu memlekette oldum olası felsefeden öcü görmüş gibi korkulur. Siyasetçimiz korkar, ilahiyatçımız korkar. Öğretmenimiz korkar. Analarımız korkar, babalarımız korkar. Dahası toplumun çoğu katmanı korkar. Çocuğum felsefe öğrenecekte faydasız işlerle uğraşacak, sonrada dinsiz olacak diye yanlış bir algı oluşmuş halkımızda; üstelik felsefe asık suratlı görülür.

 

Oysa insanı olanca güler yüzüyle karşılar, kucaklar, sarmalar ve ona soru sordurur. Felsefe nedir diye soracak olursanız. Felsefe: mantıklı soru sormaktır derim, kısaca. Hatta hatta sadece “soru sormaktır” derim. Örneğin “Bilgi nedir? Din nedir? Tanrı kimdir? Vs. diye bir soru sorduğunuzda felsefe sorusu sormuş olursunuz. Buna kendinizce anlamlı yanıtlar bulabilirsiniz. İşte o zaman felsefe yapmış olursunuz. Felsefe insana düşünmeyi öğretir, düşündürür, düşünmesini sağlar. Sorduğu sorulara yanıt verebilmesi için insanın düşünmesi gerekmektedir.

 

Doğa, insan, tanrı bağlamında insanın kendi kendine düşünmesi bazı fikirler üretmesi gerekmektedir. İnsan kendi kendine düşünme yetisini geliştirdiği zaman hiçbir bilgiye araştırmadan, sorgulamadan, bazı bilgileri sınamadan, düşünce süzgecinden geçirmeden körü körüne inanmaz. Böylesine bir düşünce gücü oluşturan insan tanrıya daha çabuk ulaşır.

 

Yarım yamalak felsefe bilgisi ve kendi kendine düşünme yetisi gelişmemiş, zayıf kalmış bir insan dinden ve tanrıdan uzaklaşabilir ancak. Bu tür bir insana felsefenin yapabileceği hiç bir şey yoktur.

Yukarıda saydığım toplum katmanlarının felsefeden korkmasının nedeni insanın kendi kendine düşünmesini öğrenmesidir. Onların dikte ettiği ya da edeceği hiçbir fikri akıl süzgecinden geçirmeden kabul etmeyecek olmasıdır. Pek meşhur bir sözde vardır. “Balı bal olarak yemek varken, bir gram bal almak için bir çuval keçiboynuzu yemenin ne anlamı var? diye eleştirirler, felsefeyle uğraşmayı. felsefeyle uğraşmalarının, onu eleştirmelerinin nedeni budur işte.

 

Felsefe insan kalitesinin artırdığından toplumda kurnaz, ahlaksız, ikiyüzlü, sahtekar, kıskanç ve cahil insanda azalacaktır. İnsanlar hiçbir şeye körü körüne inanmayacaktır. İnsanlarda bireysel bilinç gelişeceğinden sürü psikolojisi içerisinde hareket etmeyeceklerdir. Topluma yön vermeye çalışan toplum mühendisleri böyle bir insandan korkar elbette. Dolayısıyla bu insanı yaratan felsefe onlar için boş uğraştır, öcüdür. Şeytandır…1

 

Birde fikirlerine İnsanları inandırmak için Aristo’yu değil, Sokrates’i değil, platonu değil, Farabi’yi değil ki onları hiç anlamazlar zaten. Hani Platon “boş kafa şeytanın çalışma ofisidir.” demiş ya oradan yola çıkarak okumadan, okuduklarından önermeler çıkarmadan, bu önermelere mantıklı yanıtlar vermeden İmamı Gazeli’nin felsefeyi bitirdiğini söylerler. Oysa İmamı Gazali’nin büyük felsefeci olduğunu bilmezler.

Akılları başkalarının fikirlerinin yürütecinde gezdiğinden kendilerine ait fikirleri olmaz, hiçbir zamanda olmayacaktır. Törpüyü yalayan kedinin sürekli kendi kanını yaladığının farkında olmadığı gibi, başkalarının düşüncelerini kendi fikirleri sanıp kendi kendilerini kandırdıklarının farkında olmadan insanları da kandırmaya çalışacaklardır.

 

Bugün ülkemizde bırakın liseleri, üniversitelerimizde bile doğru dürüst felsefe öğretilmiyor. Felsefeye en çok gereksinim duyulan bir alan olan İlahiyat Fakültelerinde bile felsefe eğitimi yoktur.

Kulağıma felsefenin günahı neydi diye bir soru geliyor.

Dedik ya “felsefe insana düşünmeyi öğretir.”

Gerisini siz düşünmeyin isterseniz!

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir