EKREM HOCA’DAN HÜZÜNLÜ VEDA

Reklam
Reklamı Gizle

Yaklaşık 1 ay oldu diye geçirdim içimden. Ekrem Bey henüz yeni köşe yazısını göndermemişti. Bir süre daha bekler sonra hatırlatırım diyerek kapadım telefonu.

 

Telefonumu masaya bırakmamla watsap mesajı bildirim sesinin çalması bir oldu. Ekrem Bey’dendi ve köşe yazısını göndermişti. Kalp kalbe karşı demek de zaten böyle bir şeydi.

 

Yazıyı okudum. 34 yılı Kahramankazan’da olmak üzere 42 yıllık meslek yaşamını sonlandırdığını ve diş hekimliğini bıraktığını anlatıyor, 34 yılın kısa bir muhasebesini yapıyordu. Aslında muayenehanesini kapatacağından bilgim vardı ama yine de sürpriz oldu. Benim beklediğim Kahramankazan’ın yakın tarihine ışık tutan ‘’Nereden nereye’’ yazı dizisinin üçüncüsü idi.

 

Hastaneden biliyordum ancak kendisini daha ziyade milliyetçi muhafazakar düşünce yapısı dolayısıyla tanımıştım.

 

Kendisini ilk tanıdığımda dikkatimi çeken, biraz da tuhaf karşılayıp anlam veremediğim şey konuşma tarzı olmuştu. Hızlı konuşuyor, cümlenin tamamını bitirmeden bir başka cümleye geçiyor, sanki acelesi varmış gibi biraz da heyecanla konuşuyordu. Sonradan anladım ki yaşam deneyimi ve bilgi birikimi yüksek olan insanlar anlattıkları konuyu karşısındakine daha iyi aktarabilmek için dağarcığındaki bütün bilgileri bir çırpıda söylemeye çalışıyormuş.

 

Çevresinde kimine iyi bir arkadaşı, kimine kadim bir dost. Ama hepsinden önemlisi samimi, mütevazi ve iyi bir diş hekimi. Bütün bunların yanında resme, müziğe aşık bir sanatsever. Anlattığı fıkralarla etrafına neşe saçan, bulunduğu ortamın havasını değiştiren özelliğini de unutmamak gerek.

 

Muayenehanesine gittiğinizde içeriden gelen ney, ut ya da kabak kemani sesini duyarsanız hiç şaşırmazdınız. Aslında bu bir müzik tutkusunun ötesinde hastaları için yardımcı bir tedavi yöntemiydi belki de. O enstrümanları dinleyip de rahatlamayan, dişçi koltuğuna oturup korkularından bir nebze olsun kurtulmayanımız yoktur.

 

Kendine has bir tedavi yöntemi de vardır Ekrem Bey’in. Dişçi koltuğuna oturup tedaviye başladığında ‘’Hemen bitiyor, sıkma kendini rahat ol çok az kaldı, neredeyse bitti.’’ sözlerini duymak bile insana kendini iyi hissettirirdi.

 

Yardımsever, hayırsever, adına ne derseniz deyin. Sığınmacılardan maddi durumu iyi olamayanlara, sokak hayvanlarından muayenehanesine gelen satıcılara kadar herkese yardımda bulunur, kimseyi boş çevirmezdi.

 

Bir vesile ile Hüseyin Biçer Bey ile sohbet ediyoruz. Konu Ekrem Tepecik. İki kadim dost. Yılların birikmişliği var tabi. Anlattıkça anlatıyor. Buradan bir tanesini aktarmakla yetinelim.

 

”Ekrem Bey’in sığınmacılara karşı ayrı bir hassasiyeti vardır. Onlardan tedavi ücreti almaz. Bunu duyan Suriyeli bir çocuk dişini tedavi ettirmek için gelir ve Ekrem Bey çocuğun sığınmacı olduğunu anlamaz ve tedavinin ücretini alır. Bunun üzerine çocuk bir süre sonra muayenehaneye geri gelir ve ‘’Hani siz Suriyelilerden para almıyordunuz’ der. Durumu anlayan Ekrem Bey aldığı parayı çocuğa iade eder.

 

İnsanların doktorlara soru sormaya çekindiği zamanlarda Ekrem Bey gecenin bir yarısı çalan telefonunu açar, gerekirse evinden kalkıp muayenehanesine gider ve hastanın tedavisini yapardı.

 

Diş Hekimliğinin yanı sıra müzik, resim ve tarihle de hobi olarak ilgilenen ve renkli bir kişiliğe sahip olan Ekrem Tepecik, kaleme aldığı ve kendi köyünü anlattığı Kızık adlı kitabın yazarı olduğunu da hatırlatmış olalım. İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz. https://kazanpostasi.com/2018/05/03/beklenen-kitap-cikti/

 

Hayatını dolu dolu yaşayan, ama sadece kendisi için değil biriktirdiği dostlarıyla paylaşan, tanımış olmaktan mutlu olacağınız bir insandır Ekrem Bey.

 

Kahramankazan’ın yakın tarihinin canlı tanıklarından olan Dr. Ekrem Tepecik henüz ikincisini yazdığı ‘’Nereden nereye’’ köşe yazı dizisiyle bizlerle olmaya devam edecek.

 

Allah sağlıklı uzun ömürler versin. Daha hayatta iken gök kubbede hoş bir seda bıraktın güzel insan.

Selam ve dua ile

 

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.

“EKREM HOCA’DAN HÜZÜNLÜ VEDA” için 1 Yorum

  1. Numan Kardeşim… İlgin için çok teşekkür ederim… İlgi içi doldurulduğunda çok önemli bir kavram. 2500 nüfuslu bir Kazan’dan 80.000 nüfuslu bir Kahramankazan’a geldik. Bu süreçte bir çok güzellikler yaşadık, bir çok acılar da gördük. O günlerde birbirimize yakındık bu günlerde de yan yanayız. Bu hususu bilmekle beraber yine de yazıya dökmen minnet duyulacak bir husus. Sağlıcakla kal hep böyle kal… Hatırnaz, dost canlısı, vefakar… İlgili ve kadirşinas…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir