Kendi düşen ağlamaz

Reklam
Reklamı Gizle

Atasözlerini ve deyimleri çok severim. Uzun uzadıya konuşmanıza gerek kalmadan, kısacık bir cümleyle derdini derinlemesine anlatırsın. Bu atasözlerinden biri de: “Kendi düşen ağlamaz.” İnsanların verdikleri yanlış kararlar neticesinde karşılaştıkları olumsuzlukları ve üzücü tabloları şikâyet etme hakkının olmadığını anlatmak için kullanılan bu atasözü o kadar anlamlı ve yerinde bir cümle ki…

Ben bu atasözünü Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu için kullanıyorum. ‘Neden?’ diyenleri duydum gibi.

İlçemiz, üç dönem Adalet ve Kalkınma Partisinden seçilen Lokman Ertürk tarafından yönetildi. Daha sonra aynı Parti’den Serhat Oğuz başkan olarak seçildi. Kahramankazan toplamda, üst üste dört dönem aynı siyasi parti tarafından yönetildi.

Eski Başkan Serhat Oğuz’un halktan, esnaftan kopuk olması, kendisine başkan olması için destek olan başta Lokman Ertürk olmak üzere, ilçe siyasetinde ağırlığı olan insanlara sırt dönmesi ve kılavuz olarak Akıncı Ovası Gazetesi sahibi Hasan Polat’ı seçmiş olması koltuğunu kaybetmesi için yetti de arttı bile. Nitekim; dört dönem yüksek oylarla kazanılmış bir ilçeyi kaybeden Serhat Oğuz ‘un kariyer ivmesi, üniversitelerde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümüne “Nasıl kaybedilir?” dersi olarak bile konulabilir.

Başkan Selim Çırpanoğlu’nun en büyük avantajı, karşısında Serhat Oğuz’un aday olmasıydı. Personeline mobing uyguladığı videoları sosyal medyaya düşmüş, esnaftan uzaklaşmış, halkla bağı olmayan bir rakip! Sayın Çırpanoğlu’nun diğer bir avantajı ise geçmişte belediye başkanlığı yapmış, başkan yardımcılığı yapmış, başkan adayı olmuş insanların onu desteklemesiydi. Çünkü her birinin partilerden bağımsız kendi ağırlıkları vardı. Biz, bu isimler için olumlu konuşsak da Serhat Oğuz’un kılavuzu Hasan Polat “Kaybedenler kulübü” diyerek bu isimlerin Selim Çırpanoğlu’nu desteklemesini alaya alıyor, seçimi açık ara Serhat Oğuz’un kazanacağını köşesinde ilan ediyordu. ‘Ne de olsa kaybetmeye alışıklar!’ diyordu.

Hepinizin malumu; kılavuzu Hasan Polat olanın burnu kaybetmekten çıkmaz!

Seçim sathında sıkı bir Serhat Oğuz destekçisi olan Hasan Polat, seçim sonrası farklı bir renge bürünmeye, Selim Çırpanoğlu lehine manşetler atmaya, köşe yazıları yazmaya başladı. Hayırdır? Düğün değil bayram değil, bunun sebebi ne ola ki? diye düşünürken Hasan Polat’ın eşi Dilşad Polat, önce müdürlük sonra başkan yardımcılığı görevine getirildi. Bilmeyenler için söyleyelim; altı ay başkan yardımcılığı görevinde kalırsanız kadrolu müdür olursunuz. Yani Dilşad Polat ‘a altın tepside kadro verilmiş oldu.

 

Hasan Polat’ın gece gündüz Serhat Oğuz yandaşlığına rağmen, Başkan Oğuz, Dilşad Polat ‘a değil başkan yardımcılığı, müdürlük görevi bile vermemişti.

Sayın Çırpanoğlu, tıpkı Serhat Oğuz gibi seçilmesi için ona omuz verenlerle bağlarını tek tek koparttı, onu uyaranlara kulaklarını tıkadı, yola çıkarken yanında olanları bıraktı, yolda buldukları ile devam ediyor. Unutmadan; kılavuzu da Hasan Polat!

Bir dost tavsiyesi olarak söyleyelim; bu yol denendi ve büyük bir hezimetle sonuçlandı.

Ramazan ayınızı tebrik ediyor, Tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini diliyorum.

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

“Kendi düşen ağlamaz” için 1 Yorum

  1. Başkan Selim Çırpanoğlu seçimi birinin hatasıyla değil, seçmenin tercihiyle kazandı.
    Demokratik sistemde kazananı belirleyen tek şey sandıktır. Eğer sadece rakibin zayıflığı belirleyici olsaydı, her güçlü aday zayıf rakip karşısında otomatik kazanırdı. Öyle olmadığını Türkiye’de defalarca gördük.
    “Rakip zayıftı” demek, seçmenin iradesini küçümsemektir.
    Basın mensupları siyasi görüş değiştirebilir. Seçim sonrası yönetime yapıcı yaklaşabilir.Bu, siyasetin doğasında vardır. Eşiyle alakalı ise;
    Eğer liyakat ve mevzuat şartları sağlanıyorsa atama yapılır.
    Belediye, kişisel duygularla değil, hukuki çerçeveyle yönetilir.
    Somut bir hukuksuzluk yoksa, “algı” üzerinden suçlama yapılmış olur.
    Siyasette iki kavram vardır: sadakat ve performans. Sadık ve Çalışan daima iyi yerde olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!