Yeni Yazardan Hemşehrilerine Merhaba
Etrafı dağlarla çevrili Kazan Ovası üzerinde kurulmuştur Kahramankazan. Bu geniş ve mümbit ovada güneşin doğuşu da batışı da bir şeyler söyler insana: Sabahın erken denecek vaktinde, güneşin parlak ışıkları yüzüne vurur; “Hadi kalk, bir an önce karnını doyur, işine koyul; yapacağın pek çok iş var” der gibidir. İnsanın içini yaşam enerjisiyle doldurur. Akşam olup da güneşin batma vakti geldiğinde, tarlada bahçede gün boyu çalışan ova insanının yorgunluğunu aksettirir gibidir. Yavaş yavaş süzülerek ışıklarını geri çeker. “Bugün çok yoruldun, artık dinlenme zamanı” der gibidir. Hayatın döngüsü, yılın büyük bir kısmında bu şekilde devam eder gider… Ta ki, kış gelip, zemheri soğukları insanı eve hapsedinceye kadar. Baharın gelmesiyle, yeni bir döngü başlar: yazın çalışma, güzün hasat toplama derken, kış yine gelir. Tarım toplumlarında hayatın döngüsü de böyle değil midir zaten? Bu döngü Anadolu’da, bilinen en eski dönemlerden bu yana, biteviye tekrar eder durur. Ova insanı da yakın zamana kadar bu döngüden uzak kalmamıştır.
Yüzlerce yıldır süre gelen bu hayat döngüsünün yakın zamanlarda hızlı bir değişime uğradığını, günümüzde yaşayan şahitlerin anlatılarında adeta masala dönüştüğünü söylemek abartı olmaz sanırım. Köklü ve zengin bir tarihe sahip olan bölge coğrafyası üzerinde yakın zamanda meydana gelen ve adeta geçmiş yüzyılların durağanlığını telafi etmek istercesine acele eden bu hızlı değişimi önce anlamaya, sonra da anlamlandırmaya çalışmayı, Kahramankazanlı bir akademisyen olarak üzerime vazife addetmiş bulunuyorum. Kasım ayından başlamak üzere, her ayın ilk günü sizlerle birlikte olamaya çalışacağım. Kazan Postası’nın editörü sayın Numan Göktaş’a bu fırsatı verdiği için müteşekkirim.
Yazılarım hakkında bilgi verecek olursam, akademisyen olmam sebebiyle, akademik çizgiyi takip edeceğimi, diğer bir ifadeyle, belge ve bilgiye dayanacağımı; yazım tarzı olarak da popüler, sade ve anlaşılır bir üslubu benimsediğimi söylemeliyim. Aydın köyü’nde doğmuş olmam ve uzunca bir dönem yaz tatillerimi burada geçirmem, bölgeyi tanımamla birlikte, kültürü içinde büyüme fırsatı verdi. Yurtdışı eğitimi, akademik hayat derken 1985’lerde ayrıldığım Kazan’a dönmem ise 2005’leri buldu. Bu yıllardan sonra aralıklı gelip giderken, 2015’lerden sonra daha sık gider oldum. Bu gidişlerim, doğduğum topraklara olan bağımı güçlendirdi… Tabiri caizse “kürkçü dükkanına” döndüm. Hayatımız da dairevi bir döngü değil mi zaten?
Bıraktığım Kazan ile yaklaşık otuz yıl kadar sonra döndüğüm Kazan arasında adeta bir uçurum vardı. 1985’lerdeki genç ve işsiz üniversite mezunuyla, 2015’lerde kariyerini tamamlamış akademisyen olan bendeniz arasında, büyük bir dönüşüm vardı. Şimdi, bir sosyal bilimci olarak gözlemlerimi ve bilgimi hemşehrilerimle paylaşma zamanı.
Uzun süreli olmasını ümit ettiğim yazılarımı, bölgenin tarihini ve sorunlarını geçmişten günümüze uzanan bir çizgide evirerek, geçmiş ile günümüz arasında sıkı bağlantılar kurarak kaleme alacağımı belirtmek isterim. Diğer bir ifadeyle, bölgenin tarihini, kültürünü ve değişen yaşam biçimlerini geçmişten bugüne uzanan çizgide anlatmaya çalışacağım. Bazen de, geriye dönük perspektifle, günümüzün sorunlarının kökenlerini geçmişte aramaya çalışacağım. Popüler manada pek de “kalemşör” olduğumu söyleyemem fakat, sizler için deneyeceğim… Yazılarıma geri dönüşleriniz, eleştirileriniz bu bakımdan çok değerli olacaktır.
“Bir şehrin hikayesini en iyi, o şehirde doğanlar ve orayı kalbinde taşıyanlar anlatabilir” sözünden hareketle, Kazan’da doğan bendeniz ve Kazan’ı kalbinde taşıyan sizlerle birlikte tarihini, insanını, tabiatını ve değişimini, konuşmak dileğiyle… Hoş buldum…
Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.
Okunma: 997


Hocam, aramıza hoş geldiniz. Köşeniz hayırlı, yazılarınız daim, okurlarınız bol olsun.
Çok sağolun Hüseyin bey. Desteğiniz ve cesaretlendirmeniz için teşekkür ederim.
Sayın hocam; yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyor ve tecrübelerinizden feyz alarak ufkumuzun daha da derinleşmesini ve bilgi dağarcığımızın genişlemesini Kahramankazanlı bir birey olarak istiyorum ve sizin gibi yetişmiş. değerli fikir insanlarına ihtiyacımız olduğunu beyan etmek istiyorum. Başarılarınızın artarak devam etmesini dilerim.
Teşekkür ederim Ömer bey. İltifatınıza layık olmaya çalışacağım. Selam ve iyi dileklerimle.