ANKARA HALKININ MİLLİ MÜCADELE’YE KATKISI
Angara (Ankara) halkının milli mücadeleye katkısı
Ağustos ayı Türk Milleti için zaferler ayıdır. Türklerin tarihinde önemli bir yeri vardır.
1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Sultan Muhammed Alparslan, Türk Ordusu’ndan kat kat üstün olan Bizans Ordusu’nu, 26 Ağustos Cuma günü bozguna uğratarak Anadolu’nun kapısını Türklere sonsuza kadar açmıştır.
Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk Ordusu, Sakarya’da 22 Ağustos’ta başlayan ve 22 gün 22 gece süren savaşla[1] Yunan Ordusu’na karşı kesin bir zafer kazanarak, Yunan taarruzlarını ve Türklerin iki yüz yıllık geri çekilmesini durdurmuştur.
26 Ağustos 1922 Cuma günü başlayan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Gazi Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk Ordu’su, Yunan Ordusu’nu bozguna uğratarak, denize dökmüş ve Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu tüm dünyaya haykırmıştır.
Bu nedenlerle bu haftaki yazımızda ağustos ayının önemine binaen Angara(Ankara) halkının Milli Mücadele’ye katkısı üzerinde durulacaktır.
Milli Mücadele yılları ile Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Ankaralıların hemen hemen hepsi Angaralıdır. Bunlar köylerde, nahiyelerde, kaza merkezlerinde ve Ankara şehir merkezinde (çoğunlukla Kaleiçi ve Hamamönü semtlerinde) yaşarlar. O zamanki Angaralılar, Ahi ahlak ve kültürüyle büyümüş, Oğuz boyunun niteliklerini taşıyan, yardımlaşma ve paylaşmayı seven, cömert, vatanına ve milletine bağlı, İslam ahlakını ve inancını en güzel şekilde yaşayan insanlardır.[2]
Tarihte Ankara ve çevresinde önemli bir isyan yaşanmamış, Angaralılar Devleti’ne karşı hiç ayaklanmamıştır. Onlar, devlete vergilerini zamanında veren, devlet asker isteyince hemen cepheye gönderen insanlardır. Yönetimde otorite boşluğunu da hiçbir zaman kabul etmemiş, o boşluğu hemen doldurmuşlardır. Kızılca günlerde halkı savaşmaya davet etmişlerdir. Milli Mücadele yıllarında da Ahi/Yiğit/Seğmen Alayı’nın sancağını Ankara’da açarak, halkı mücadeleye çağırmış ve Milli Mücadele’ye canlarıyla, kanlarıyla, terleriyle ve mallarıyla destek vermişlerdir. Milli Mücadele’de en çok şehidi veren illerin başında da Ankara gelmektedir.[3]
Milli Mücadele’ye destek veren, yeni bir devletin kuruluşuna ön ayak olan ve Mustafa Kemal Paşa’ya en büyük desteği verenler de bu Angaralılardır.[4] Bunda Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya geldikten sonra ve 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışında İslami terim ve ritüelleri yoğun olarak kullanmasının da etkisi olmuştur.[5]
Angaralıların maddi ve manevi olarak, canları, kanları, terleri, malları ve dualarıyla Milli Mücadele’ye verdikleri desteği, bir Angara(Ankara) uzmanı olan Abdülkerim Erdoğan İstiklal Savaşı’nda Ankara[6] adlı eserinde çok güzel ve ayrıntılı olarak açıklamıştır. Gelin beraber takip edelim:
– Angaralılar, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine ilk günden itibaren işgale karşı tavrını koyarak, sokaklara inerler ve telin mitingleri yaparak kamuoyu oluşturmaya ve Milli Mücadele ruhunu zinde tutmaya çalışırlar. Ankara’da bulunan İngiliz ve Fransız askerleri üzerinde baskı kurarak onların Ankara’yı terk etmelerini sağlarlar. Nitekim meclis açıldığında Ankara’da İngiliz ve Fransız askeri kalmamıştır. Anadolu’nun bütünlüğü ve birliği, vatanın bir karış toprağının dahi kimseye verilemeyeceği konusundaki hassasiyetlerini İtilaf Devletlerine telgraflarla bildirerek, Türk’ün haklı davasını tüm dünyaya duyururlar. Uluslararası destek oluşturmaya çalışırlar(Erdoğan a.g.e. sf:72).
– Ankara valisi Muhittin Paşa’yı Mustafa Kemal Paşa’nın talimatı ile tutuklayarak, Damat Ferit Paşa’ya karşı çıkarlar, Ankara’ya Damat Ferit Hükümetince atanan valiyi tanımayarak Sivas’ta oluşturulan Heyeti Temsiliye’ye siyasi destek sağlarlar(Erdoğan a.g.e. sf:92).
– Ankara defterdarı Yahya Galip’i vali vekili seçerek, hem Ahilikten gelen ve damarlarında bulunan Cumhuriyet/Demokrasi ruhunu bir kez daha canlandırırlar hem de Mustafa Kemal Paşa’ya verilen siyasi desteği daha da artırırlar(Erdoğan a.g.e. sf:94).
– Azm-i Milli (Milli Azim) Cemiyeti’ni kurarak ve Ankara Kuvay-ı Milliye-i Azime kuruluş çalışmalarını yaparak; Ankara halkını aydınlatırlar ve Ankara halkını Kuvay-ı Milliye için hazır hale getirirler(Erdoğan a.g.e. sf:68,78).
– Ankara Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’ni 29 Ekim 1919’da kurarak hem diğer illere örnek olurlar hem de örgütlü mücadelenin temelini atarlar(Erdoğan a.g.e. sf:101).
– Angaralıların tepkisi ve isyanı kesinlikle Halife’ye değildir. Onlar Halife’ye bağlıdırlar. Damat Ferit ve kabinesine karşıdırlar, hükümeti tanımazlar ve mevcut hükümetle tüm irtibatlarını keserler. Tüm desteklerini Sivas’ta teşekkül eden, dini ve milli hayat adına her türlü fedakârlığı yapmaya kararlı Milli Kongre’ye verirler(Erdoğan a.g.e. sf:82).
– Binlerce Angaralının katılımıyla 5 Ekim 1919 günü Cuma namazını topluca Namazgahtepe’de kılarak, topluca dua ederek, topluca mücadele için yemin ederek, Cuma hutbesinde halkı “Cihada” davet ederek hem mücadeleyi tabana yayarlar, hem de toplumda Cihad ruhu oluşturarak, önümüzdeki aylarda verilecek mücadele için toplumun moralini yüksek tutmaya çalışırlar(Erdoğan a.g.e. sf:97).
-5 Ekim 1919 günü Namazgahtepe’de kılınan cuma namazından ve yapılan toplu yeminden sonra Ankara’da mevcudu kısa sürede üç bin kişiyi bulan bir Milli Alay kurarak, Anadolu’nun diğer vilayetlerine örnek olurlar. Ankara şehir merkezinde kurulan Milli Alay’a bağlı olarak Ankara kazalarında da alaylar kurmaya başlarlar(Erdoğan a.g.e. sf:98).
-Yunanlıların Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlamaları üzerine, Ankara’da atlı ve yaya olarak teçhiz edilen, 3500-4000 mevcutlu bir Kuvay-ı Milliye(Ankara) Müfrezesi oluşturularak Batı cephesine gönderilir. Hem cepheye kuvvet desteği verilir hem de halka Ankara dışının da vatan toprağı olduğu mesajı verilir. Ankara Müfrezesi; Ankara’da bulunan jandarma talebeleri, Ankara Seymenlerinden bir grup ve civardan gelen mahkumlardan oluşturularak, bunların vatan savunmasına dahil olmaları sağlanır.[7]
– 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişinden önce Seymen Alayı (Ahi Alayı, Yiğit Alayı) kurularak ve efeler kahvesi önüne sancak dikilerek hem Mustafa Kemal Paşa’nın coşkuyla karşılanması ve halkın desteğinin ona gösterilmesi sağlanır, hem de halkın Milli Mücadele ruhu ve morali yüksek tutulmaya çalışılır(Erdoğan a.g.e. sf:108).
– Mustafa Kemal Paşa’yı tam 700 yaya ve 3000 atlı Seymen, ayrıca 100.000’e yakın Angaralı (civar köy, kaza ve şehirlerden[8] gelenlerle birlikte) büyük bir kalabalıkla karşılayarak Mustafa Kemal Paşa’ya, Heyet-i Temsiliye’ye ve Milli Mücadele’ye desteklerini topyekûn olarak gösterirler. Bu karşılama diğer illerden de duyulur ve onlara da örnek olur(Erdoğan a.g.e. sf:110).
– Mustafa Kemal Paşa’yla karşılaşan Seymenler, “Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik!..” diyerek, Milli Mücadele’de ne kadar kararlı ve fedakar olduklarını gösterirler(Erdoğan a.g.e. sf:115).
– Angara halkı Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını büyük bir coşkuyla karşılar ve bağırlarına basarlar. Her türlü maddi fedakarlığı da yaparlar. Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyelerinin Ankara’ya gelişinden, birinci meclisin açılışına ve hükümetin kurulmasına kadar geçen süre içerisindeki bütün malî giderleri Angaralılar ve Ankara Müdafa-i Hukuk Cemiyeti tarafından karşılanarak Milli Mücadeleye her türlü maddi desteğin verileceği mesajı verilir(Erdoğan a.g.e. sf:125).
– Milli Hareket’in beyni durumuna gelmiş olan Ankara’dakiler “Padişah ve Halife dahi esirdir. Makam-ı Hilafet ve saltanatın tahlisi (kurtarılması) lâzımdır” diye düşünmektedir. Bu düşünceden hareketle Damat Ferit Hükümeti’nin Mustafa Kemal Paşa hakkında yayınladıkları fetvaya karşılık Angaralılar da 16 Nisan 1920’de karşı bir “fetva” yayınlayarak mücadeleye dini desteği verirler(Erdoğan a.g.e. sf:144).
– Milli Müzaheret Süvari Milisleri Teşkilatı kurularak, Ankara’nın kaza ve köylerinde silahı ve atı bulunanların bu teşkilatta birleştirilmesi sağlanır. 450 atlıyı bulan bu kuvvet, hem Ankara’nın emniyetinde kullanılır, hem de Sakarya Savaşı’na katılır. Bunların 420’si şehit olur(Erdoğan a.g.e.sf:139).[9]
– Angara halkı, Büyük Millet Meclisi için yeniden yapılan seçimlerde Mustafa Kemal Paşa’yı Ankara’dan milletvekili seçerek onu yalnız bırakmazlar(Erdoğan a.g.e. sf:139).
– Ankara’ya gelen mebusların yatması için şehirde uygun otel bulunmadığından, II. Abdülhamit Han’ın yaptırdığı Muallim Mektebi (Darülmuallim) milletvekillerine tahsis edilir. Bu mebusların her türlü ihtiyacını Angaralılar karşılayarak maddi desteklerini sürdürürler(Erdoğan a.g.e.sf:151).
– İlk meclis binası Angaralılar tarafından tamir edilir. Eksik kiremitleri halk evinin çatısından sökerek getirir. Böylece halk emeğiyle de Milli Mücadele’ye destek vermiş olur(Erdoğan a.g.e. sf:150).
– Sakarya Savaşı’nda binlerce Angaralı cephede savaşırken, 26 Ağustos 1921 Cuma günü, on bin Angaralı, Cuma namazını Namazgahtepe’de kılar ve ordumuz için toplu dua eder. O gün binlerce göğüsten kopan “Âmin!” çığlıkları Ankara’nın tozlu göğünü doldurur. O gün cephede olmayan tüm erkekler Namazgahtepe’de saf tutar. Askeri-sivili, köylüsü-şehirlisi, kalpaklısı-sarıklısı, zengini-fakiri, göçmeni-misafiri Namazgahtepe’ye gelir. Cepheyle Angaralı arasında manevi bir hat tesis edilir. Allah(cc)’ın yardımı talep edilir(Erdoğan a.g.e. sf:267).[10]
– Sakarya Savaşı’nda verilen şehitlerin yarıya yakını Ankara merkez, kazaları ve köylerinin nüfusuna kayıtlıdır. Kurtuluş Savaşı’nda 2.317 şehitle, Ankara şehit sayısı bakımından en başta gelen iller arsındadır. Angaralı malının yanında, kanı ve canıyla da Milli Mücadele’yi desteklediğini göstermiştir(Erdoğan a.g.e.sf:295).[11]
– Milli Mücadele yıllarında Angaralı devamlı Mustafa Kemal Paşa’nın yanında olur ve İzmir’den Ankara’ya döndüğü gün (5 Ekim 1922) onu hemşehri ilan eder. Ankara Belediye Meclisi toplanarak bir karar alır ve Mustafa Kemal Paşa’yı Ankara’nın Hacı Bayram Mahallesi’nin nüfus kütüğüne kaydeder. Nüfus hüviyet cüzdanını da buna göre düzenler. Böylece Zafer’den sonra da Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya desteğini sürdürür ve onu yalnız bırakmaz(Erdoğan a.g.e.).
Görüldüğü üzere Angara halkı Milli Mücadele’ye büyük oranda siyasi, dini, milli, ekonomik ve psikolojik destek sağlar. Moral ve motivasyonu yüksek tutacak icraatlar yapar. Bizzat emeğini ortaya koyarak emeğiyle destek verir. Ankara Müdafa-i Hukuk Cemiyetini, Milli Alayı ve Ankara Müfrezesini kurar. Cepheye en çok asker göndererek asker desteği sağlar. En çok gazi ve şehit vererek kan ve can desteği sağlar. En çok ayni ve parasal yardım yaparak maddi destek sağlar. Toplu namaz ve dualarıyla Allah(cc)’ın yardımına talip olur. Cihad ruhunu geliştirerek mücadeleye dini zemin oluşturur. Miting ve yürüyüşlerle kamuoyu oluşturur. Örgütlenerek örgütlü mücadele yapar.
Angara halkı gerek Milli Mücadele’ye gerekse de yeni Türk Devleti’nin kuruluşuna büyük destek verir. Ve Ankara yeni Türk Devleti’nin başkenti olmayı hak eder. Milli Mücadele’ye destek veren Angaralılara selam olsun!
Selam ve dua ile…[12]
[1]Sakarya Meydan Muharebesi, Atatürk tarafından Nutuk’ta Melhame-i Kübra(çok büyük kanlı savaş) olarak adlandırılmıştır.
[2] Hüseyin Yüksek, Kazan Postası, 19 Temmuz 2024
[3] Hüseyin Yüksek, Kazan Postası, 19 Temmuz 2024
[4] Hüseyin Yüksek, Kazan Postası, 19 Temmuz 2024
[5] Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2005, Sf. 293-295
[6] Abdülkerim Erdoğan, İstiklal Savaşı’nda Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2007
[7] ÖZASLAN Metin, Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi ve Ankara’nın Başkent Olma Nedenleri, Bilge Dergisi, Sayı 35, Sayfa 22, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara
[8] O tarihte Çorum, Kırşehir ve Yozgat Ankara vilayetine bağlı sancak merkezleridir.
[9] Bağlum, Kenan, Beş bin Yılda Nereden Nereye Ankara, Ankara, 1992, s. 121-122
[10] ÖZAKMAN, Turgut, Şu Çılgın Türkler, Bilgi Yayınları, Sf. 385, Ankara, 2005
[11] ŞEHİTLERİMİZ, 2 Cilt, Milli Savunma Bakanlığı(MSB),1998
SAKALLI, Bayram, Ankara ve Çevresinde Milli Faaliyetler ve Teşkilatlanma, Kültür Bakanlığı Yay, Ankara, 1998, s.117
[12] Bir sonraki yazımızda FULBRİGHT: MİLLİ EĞİTİME VURULAN DARBE konusu üzerinde durulacaktır.
Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.




Emek verilerek titizlikle hazırlanmış çok harika bir yazı. Kalemine sağlık babacığım.
Kalemine sağlık. Yazılarınızdan istifade ediyoruz. Sağ olun varolun.
Büyük bir sabır ve emekle hazırlanmış ve kaleme alınmış olan yazınızı dikkatle okudum. Okurken ben yoruldum hemşerim sen nasıl hazırladın bu yazıyı helal olsun. Hem bilgilenme bakımından da oldukça doyurucu bir yazı olmuş. Ellerin dert görmesin hemşerim. Allah’a emanet olun. Saygı ve sevgilerimle.