KAZAN LİSESİNE VEDA EDERKEN

Reklam
Reklamı Gizle

“Hatıralar, gençlik hatıralarım. Sanki oraya kapanıp kalmışlar da kapıyı açınca neşeli mektep çocukları gibi birer birer dışarı fırlayacaklar, boynuma sarılacaklar”

 

Yazıma Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı adlı anı kitabında yer alan ve benim de duygularıma tercüman olduğunu düşündüğüm bu cümlelerle başlamak istedim.

 

Şehir bilimciler şehri oluşturan binaların da bir ruhu olduğunu söyler, Tıpkı insanlar gibi. Ait olduğu toplumun dünya görüşünü, hayata bakışını yansıtır. Şehirlerin simge yapıları vardır. İstanbul’da Galata Kulesi, Ankara’da Atakule, İzmir’de Saat Kulesi neyse Kazan’da da Kazan Lisesi binası bizim için öyleydi. Her dönem yeni kayıt yaptıran öğrencilerle yeniden hayat bulan canlı bir organizma gibi, geçmişten izler taşıyan.

Mayıs 2010

Kahramankazan’ın en köklü okul binasının iş makineleriyle yıkılmaya başladığı gün yazımda kullanmak üzere birkaç fotoğraf çekmek için gitmiştim. 4 yılımı geçirdiğim bu okul yıkılırken biraz da vefalı olmak adına, yada onu orada mahzun ve mahcup bırakmamak için olsa gerek bir süre etrafında gezinip hüzün dolu gözlerle yıkımı izledim. Zamana karşı koymak ne mümkün. Şu dünyada her şeyin bir ömrü var. Vakti geldi o da aramızdan ayrıldı.

 

“Şu duvarların ah bir dili olsa da konuşsa” cümlesinin hayat bulmuş hali canlandı o an hafızamda. Yıkılan binaya baktıkça dalıp giderken uzaklara. Biraz da Kahramankazan’ın yakın tarihine hüzünlü bir yolculuktu benimkisi, moloz yığınlarının arasında gezerken.

Kulaklarımda hala canlılığını koruyan okul zilinin sesi çınladı. Üzerinde siyah önlük elinde okul ziliyle hizmetli Hatice Aydoğan belirdi okulun kapısında. Sanki Hababam Filminden bir sahne canlandı zihnimde.

 

Bir insan nasıl olur da ayakkabısının yüzeyini hiç karıştırmadan giyer diyerek içten içe gizli bir hayranlık duyduğum Türkçe Öğretmeni Mustafa Kemal Kahya’yı, okulun ilk günü tahtaya ismini yazarak “Çocuklar benim ismim Şemşettin değil Şemsettin diyen, kızdığında ‘eşek herif’ okul sırasında ise ‘kol mesafe al’ sözleriyle hafızalarınıza kazınan Şemsettin Keskin’i, Matematik Öğretmeni Muhittin Gök’ü, Müslim İlik’i, Bilal Demir’i eski belediye başkanlarımızdan Hacı Ahmet Öztürk’ü, okuldan tayini çıktıktan sonraki yıllarda TRT ekranlarından AÖF İngilizce dersi veren, giyim kuşamı ve zarafetiyle sadece öğretmenlerin değil biz öğrencilerin de dikkatini çeken Nalan Ertenü hocayı, Kimya Öğretmeni Yusuf Şahin’i, Coğrafya Öğretmeni Nevin Çağlar’ı, Müzik Öğretmeni Levent Düzgün’ü, bendeki Türk Milliyetçiliği fikrinin gelişmesine vesile olan Tarih Öğretmeni Aydın Batur’u, İlçede sporun gençler arasında yaygınlaştırılmasında önemli emekleri olan bir dönem Kazanspor’da antrenörlük de yapan Beden Eğitimi Öğretmeni Hacı Mahmut Ayhan’ı, derslerini hayattan kesitlerle anlatan Türkçe Öğretmeni Hasan Sarıkaya’yı ve daha niceleri bir sinema şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.

Okulun bahçesinde voleybol oynayan öğretmenlerin birbirleriyle olan atışmalarını, dersle ilgili bir şey sorduğumuzda “Ben o konuyu geçen yıl anlatmıştım diyerek bizi başından savan aynı zamanda okul müdürü ve matematik öğretmeni Yüksel Cantürk’ü, Okulda hemen hemen bütün öğrencilerin arkadaşı olan hizmetli namı diğer Adamım, Mithat Çırpanlı’yı, hizmetli Fahrettin ve eşi Hatice Aydoğan’ı hatırladım birer birer, yıkımı izlerken.

 

Aslında yıkılan sadece bir bina değildi. Kepçenin her darbesiyle birlikte yıkılan duvarların altında kalıyordu öğrencilik hayatımızın en kıymetli hatıraları.

 

Orada çalışan işçilerle yaptığım kısa sohbette binanın artık ömrünü tamamladığını, iş makinesinin dokunuşuyla beton blokların dağılıverdiğini öğreniyorum. Yıkılma zamanı çoktan gelmiş de geçmiş. Aklım onaylasa da bu yıkımı, yine de içimde buruk bir acı. Moloz yığınına dönerken tüm yaşanmışlıkların kanıtı olan o koca bina.

 

Kim bilir daha bilmediğimiz ne hikayelere ev sahipliği yapmıştı, sınıflardan okul bahçesine, kantininden öğretmenler odasına kadar.

Tam bir hayal kırıklığı

1984 yılıydı. Bir yıl evvel meslek lisesi sınavlarına girmiş ve Ankara Beşevler’deki Kimya Meslek Lisesini ilk tercihim olarak kazanmış, Kazan Lisesi 1 sınıftan ayrılarak bu okulda okumaya başlamıştım. Dönemin ilk günleriydi. Ben pencere kenarında oturuyordum. Sınıfın pencereleri Motor Meslek Lisesine bakıyordu. Tip proje olmalı ki Kazan Lisesinin birebir aynısıydı, rengine kadar. Benim için bir nevi sınıf tekrarı idi. Meslek Lisesi olduğu için birinci sınıfı yeniden okumak zorunda kalmıştım. Biraz aynı dersleri tekrar görmenin verdiği sıkıcılıktan, biraz da özlemle olsa gerek pencereden dışarıyı seyreder, geldiğim lisenin bire bir kopyası olan bu okula özlemle bakardım.

 

Sonra bir hafta sonu Kazan’a ailemin yanına geldim. Bir cuma günü öğleden sonraydı. Şu anki PTT binasında indim minibüsten. Eve doğru yürürken birden gözüm Kazan Lisesi binasına ilişti. Okulun sarı rengi değişmiş, farklı bir renge boyanmış ve üst katına bir kat daha çıkılıyordu. Bu manzara beni oldukça etkilenmiş uzun süre canım sıkılmıştı. Adeta oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi hissetmiştim kendimi.

 

Kazan Lisesi Mezunları Derneği (KALİMDER)

Kazan Lisesini anlatıp da KALİMDER’i yazmamak olmaz. Dedik ya Kazan Lisesi bir okuldan ziyade bir ekol idi. İşte KALİMDER de bu ekolün aidiyet şuurunu canlı tutmak ve yaşatmak için Av. Hüseyin Erdal ve aynı okuldan mezun arkadaş grubunun gönüllü olarak kurduğu bir dernek olarak uzun zaman bu amaca hizmet etti.

 

2005 yılında faaliyete geçirilen KALİMDER 2013 yılına kadar aralıksız olarak kuruluş amacı doğrultusunda eski yeni mezun öğrencilerle öğretmenleri çeşitli etkinliklerde bir araya getirdi. Özellikle iftar yemekleri ve söyleşiler büyük ilgi gördü.

 

Hüseyin Erdal’ın önderliğinde başarılı çalışmalar sergileyen KALİMDER bir yönüyle de geçmişe duyulan özlemin, hasret gidermenin diğer bir adı oldu. Öyle ki eski mezunlarla o dönemki öğretmenlerin buluşmaları duygu seline sahne olurdu. Hal hatır sormakla başlayan sohbetler zaman ilerledikçe koyulaşır, hatıralar adeta yeniden yaşanırdı.

Bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda görüştüğüm Hüseyin Erdal o günleri yadederken KALİMDER’i kendilerini yetiştiren öğretmenlere karşı duydukları saygı, minnet ve şükranın bir ifadesi olarak tanımlamıştı.

 

KALİMDER sadece bir mezun derneği olmanın ötesinde toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren güçlü bir sivil toplum kuruluşu kimliği ile de ilçedeki siyasi ve sosyal hayata katkı sağladı.

 

1964 yılında Kazan Ortaokulu olarak eğitime başlayan okul, daha sonra 1975 yılında lisenin de eklenmesiyle eğitimine uzun yıllar devam etti. Lise açılana kadar ortaokuldan mezun olanlar civar ilçelerdeki liselere devam etti.

 

İlçenin eğitim, sportif ve kültürel faaliyetlerinin merkezinde yer alan Kazan Lisesi futbol takımı uzun yıllar grubunda 1. Kümede mücadele etti. 80’li yılların başlarında eğitimde gösterdiği başarıyla üniversiteye yerleşmede 2 yıl Türkiye genelinde başarı elde etmişti.

 

Hacı Mahmut Ayhan Hocamla sohbet ediyoruz. Soruyorum eski öğretmenlerden birçoğu hayatta değil. O günleri anarken Murathan Mungan’ın “Eskidendi çok eskiden” şiirinden bir dörtlük dökülüyor dudaklarımdan.

“Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,

Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,

Daha biz kimseye küsmemiş,

Daha kimse ölmemişken,

Eskidendi, çok eskiden”

 

Ve Zakkum’un şarkısı eşlik ediyor şiire.
“Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer

Masadan eksiliyor dostlar”

Kütüphane açılışından (2010)

Kazan Lisesi tarihine kronolojik bir yolculuk

Kazan Ortaokulu 1966-1967 eğitim öğretim yılında 12 derslikli olarak bugün yıkılan binasında eğitime başladı.

1975-1976 öğretim yılında Ortaokul ile birlikte Lise eğitimine da başlandı.

1985-1986 eğitim öğretim yılında Kazan Ortaokulunu da bünyesine alarak yine bugün yıkılan binasında Kazan Ortaokulu ve Kazan Lisesi olarak eğitimini sürdürdü.

1994-1995 eğitim öğretim yılında okulun ismi Kazan Çok Programlı Lisesi olarak değiştirildi.

1998 yılında 200 kapasiteli yeni bir pansiyon binası yapılarak 1999-2000 eğitim öğretim yılında hizmete açıldı.

2011-2012 eğitim öğretim yılında Kazan Çok Programlı Lisesi adını Kazan Ticaret Meslek Lisesine bırakmıştır.

2012-2013 eğitim öğretim yılında Bilişim Teknolojileri ve Ulaşım Hizmetleri olmak üzere iki alanın açılmasıyla birlikte okulun ismi Kazan Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek olarak değişti.

2014-2015 eğitim öğretim yılı itibariyle okulun ismi Kazan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak değiştirildi ve genel lise kısmı mezun öğrencilerden sonra kapatıldı.

2016-2017 eğitim öğretim yılında ilçenin isminin değişmesi nedeniyle okulun ismi de Kahramankazan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak değiştirildi.

2018

Okul binasının depreme dayanıklılık testini geçememesi ve yıkılmasına karar verilmesi nedeniyle 2022-2023 eğitim öğretim yılında geçici olarak Fatih Mahallesindeki Fatih Alparslan Ortaokulu binasına taşındı.

 

Okul bugün 355 öğrencisi, 16 dersliği, 5 bilgisayar ve robotik kodlama laboratuvarı, 1 müdür ve 4 müdür yardımcısı ile eğitim hayatını sürdürüyor.

 

Adı sonraki yıllarda eğitim sistemindeki değişikliklere göre farklı isimler alsa da o hep Kazan Lisesi olarak kaldı.

KALİMDER söyleşi programı Mart 2010

Öğrenci, öğretmen, veli üçgenindeki sıcak ve samimi ilişkileriyle, Kooperatifiyle, (kantin) kütüphanesiyle, okulun karşısındaki Bedir’in Büfesiyle, tam teşekkülü bando takımıyla, görkemli 19 Mayıs, 29 Ekim kutlamalarıyla, birbirinden kıymetli öğretmenleriyle anılarda yaşamaya devam edecek Kazan Lisesi.

 

Sadece bir okul olmanın ötesinde bir ekol olan Kazan Lisesi eminim birçoğumuzun hayatında derin izler bırakmıştır. Gençlik heyecanları, sevinçleri ve hüzünleriyle birlikte kalbimizdeki yerini daima muhafaza edecektir.

 

Yönetici, öğretmen, hizmetli yada öğrenci olarak Kazan Lisesinden yolu geçen ancak bugün aramızda olmayanları da bu yazı vesilesiyle rahmet ve şükranla anıyor, acizane bu yazımı onlara ithaf ediyorum.

Selam ve dua ile.

 

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

2008

“KAZAN LİSESİNE VEDA EDERKEN” için 1 Yorum

  1. Ben kazan ortaokulunun ilk mezunlarındanım tevfik kaya ilk müdürümüz idi şaban hoca Ahmet akın Yarbuz üç tane hocamız vardı hizmetli Fahrettin abi idi son sınıfta bir hoca daha geldi 1969 yılında ilk mezunlarını verdi ilk yıl a ve b olmak üzere 2 sınıf vardı daha sonra talebe durumuna göre sığlar arttı .Yatılı ve gündüzlüler vardı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!