Zahmeri (zemheri)-Gücük Dövüşü

Reklam
Reklamı Gizle

Atalarımızın güzel bir sözü vardır: “Kış kışlığını, baş başlığını yapacak” diye… Son yıllarda iklimde meydana gelen değişikliklerden dolayı, kışlar kış olmaktan, yazlarda yaz olmaktan çıktı, dört mevsim birbirine karıştı. Kışta baharı, baharda yazı yaşamaya başladık. Bu nedenlerle 2025 yılı baharında meydana gelen şiddetli don nedeniyle ülkemizin neredeyse tamamında meyveleri soğuk vurdu ve yazı meyvesiz geçirmek zorunda kaldık.

Çok gerilere gitmeye gerek yok, bundan 50-60 yıl önce, bizlerin çocukluk yıllarında kışlar kış gibi, yazlarda yaz gibi yaşanırdı. Benim ilkokul ve ortaokul yıllarımda yarıyıl tatili(15 tatil) Ocağın sonu Şubatın başında olurdu. Bazen yarıyıl tatili için Ankara’dan köye gelirken şiddetli kış nedeniyle köy minibüsü Kazan ile köy arasında ki yolda kalır, yola yaya devam edilirdi. Bu gelişler bazen Zamheri-Gücük dövüşü(kavgası)nün olduğu günlere denk gelirdi.

Yarıyıl tatilinde köye geldiğimizde, evlerin kenarlarında gaş(dam)lardan kürenen karların birikmesi sonucu iki-üç metrelik kar yığınları(öbek)nın oluştuğu görülürdü.  Damların kenarlarında bir-iki metrelik buz sarkıtları oluşurdu. Yarıyıl tatilinde mutlaka en az bir kere kar yağar ve gaşlarda ki karı ayalamalarla[1] kürerdik. Bazen yarıyıl tatilinin sonlarına doğru hava biraz ısınınca damlardaki buzların erimesi sonucunda damlar akardı. Çorak damlar akmasın diye yuvakla damlar yuvanırdı.

26 Aralık 1925 tarih ve 698 sayılı Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik yapılmasına dair kanunla Miladi Takvime geçmeden önce, ülkemizde Rumi Takvim kullanılıyordu. Rûmî TakvimHicret‘i başlangıç kabul eden güneş yılı esasına dayalı bir takvimdir ve 13 Mart 1840’ta uygulanmaya başlanmıştır. Kamerî takvim sisteminde bir yıl 354 gün iken, güneş takvim sisteminde ise 365 gün olarak hesaplanır. Dolayısıyla Rumi Takvim’e göre bir yıl 365 gündür.

Ülkemizde Osmanlı’dan beri tarım ve hayvancılığa dair her iş, Halk Takvimi diye tabir edilen bir takvime göre işlemektedir ve halk takvimi Rûmî takvim esaslıdır. 1960’lı yıllarda her evde Sönmez takvimi, Diyanet takvimi ya da bunlara benzer bir takvim mutlaka bulunurdu. Her akşam evin reisi takvimden bir yaprak koparır, bir sonraki yaprağın ön yüzündeki Halk takvimine ait bilgiler okurdu. Arkasından da koparılan yaprağın arkasında Halk takvimine ait açıklayıcı bilgiler okunur ve ona göre tedbir alınırdı.

Halk takvimlerinin büyük çoğunluğunda yıl, Kasım ve Hızır olmak üzere iki bölümdür. 186 gün Hızır(yaz) ve 179 gün Kasım(kış) devrelerinin toplamı 365 gündür. Kış(Kasım) mevsimi 8 Kasım da başlar, 6 Mayıs’a yani Hıdırellez gününe kadar sürer.  Yaz(Hızır) ise 6 Mayıs (Hıdırellez günü) başlar, 8 Kasım’a kadar sürer.  Kış devresi 45’er günlük Kasım-Zemheri(Erbain)-Hamsin adlı üç ana bölüme ayrılır. Tamamı 179 gün olarak kabul edilen kış devresinin ilk 135 günü yani Kasım-Zemheri(Erbain)-Hamsin aylarına “sayılı” ya da “hesaplı” aylar adı verilmektedir. Kasım’ın 46’sında (Miladi 21 Aralık) Zemheri/Erbain başlar ve 31 Ocağa kadar olmak üzere 40 gün sürer. Kasım’ın 86’sında (Miladi  31 Ocak) Hamsin başlar ve böylece kışın en soğuk zamanları sayılan 90 (doksan gün) geçmiş olur.[2] Gücük, Hamsinin içinde Zahmeriden sonraki(Şubat başı) üç-dört haftalık dönemi kapsar.

Rumi takvimin ayları; Zemheri, Gücük, Mart, Abrul, Mayıs, Kiraz, Ocak, Ağustos, İlk Güz, Orta Güz, Son Güz ve Karakış’dır. Her ay 14’üncü günle başlayıp bir sonraki ayın 13’üyle biter. Zemheri ayı Miladi takvime göre 14 Ocak-13 Şubat’a karşılık gelirken, Gücük(Şubat) 14 Şubat-13 Mart dönemini ifade eder.

Zemheri kelimesi, Arapça kış anlamına gelen “zem” ile Farsça uğultu anlamındaki “harir” kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuştur. “Uğuldayan kış”  yani çok soğuk, dondurucu zamanlar demektir. Halk arasında zemheri kış ortası, gücük ise şubat ayı anlamına gelmektedir.

Rumi takvime göre 14 Ocak-13 Şubat arsını kapsayan Zemheri, halk arasında 21 Aralıkta başlayıp-31 Ocakta son bulan kırk günlük kış süresini kapsamaktadır.  Bu zaman kışın tam ortası ve en soğuk günleridir. Bu nedenle halk arsında “Kırk gün Zemherinin, kırk gün zahmeti vardır.” diye bir sözde vardır. Zemheri dönemi çok soğuk ve fırtınalı geçer. Bu dönemde kar genellikle tipi şeklinde yağar. Köylüler tarafından özellikle hayvanlar için uygun tedbirlerin alınması gerekir.

Zemherinin son günlerine denk gelen Miladi-Ocak ayının son günleri ile Gücüğün ilk günlerine denk gelen Miladi-Şubat ayının ilk günlerinde Zemheri ile Gücük kıyasıya bir kavgaya/dövüşe tutuşurlar. “Zemheri ben çıkmayacağım, Gücük’te ben gireceğim diye dövüşürmüş.” Dövüş esnasında rüzgâr farklı istikametlerden eserek biraz irice olan kar tanelerini oradan oraya savurur. Ancak bu sürede yağan karlar yerde fazlaca kalmaz, Gücüğün girmesi ile birlikte hava biraz yumuşamaya başlar.

Son yıllarda doğru dürüst kar yağmadığından karın yağışını seyretmeyi, kar yağarken karda yürümeyi, karda yuvarlanmayı, kartopu oynamayı, kardan adam yapmayı özledik.  Kızaklarla, ahşap merdivenle,  lastik ve naylon ayakkabılarla kaymayı da özledik. Bizden sonraki kuşaklar bunların çoğunu ya görmediler ya da hiç yapmadılar. Birkaç yıl daha böyle devam ederse bu etkinliklerin çoğu sadece hatıralarda kalacak ya da insanlar bu etkinlikleri sadece kayak merkezlerinde yapabilecekler.

İçinde bulunduğumuz günler tam da Zemheri ile Gücüğün kavga ettiği günler. Çocukluğumuzda rahatsız olduğumuz Zamheri-Gücük dövüşünü bile özledik. Zamheri ve Gücük şiddetli bir dövüşe tutuşsalar da bizde seyretsek ve mutlu olsak!

Selam ve dua ile…

[1] Kar ve saman küremekte kullanılan ahşaptan geniş kürek

[2] Adnan Güllü, https://www.marasgundem.com.tr/yazarlar/anadolu-halk-takvimi-1526849h

Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir. 

“Zahmeri (zemheri)-Gücük Dövüşü” için 1 Yorum

  1. Geçmişte bu mevsimleri Dedelerimizden Babamızdan duyardık hepsi mazide kaldı Bizler yeni nesil olarak sahip çıkamadık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir