SATI AĞA (SATIKADIN) ATATÜRK’Ü NEREDE VE NASIL KARŞILADI?
Atatürk’ün Kazan’ı Ziyareti
1933 yılında köy kanununda değişiklik yapılarak, Türk kadınına köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetini seçme ve seçilme hakkı verilir. Kazan Köyü muhtarlığına Satı (Çırpan) Kadın atanır.[1]
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1934 yılının 16 Temmuz günü İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda yapılacak olan 2. Türk Dil Kurultayı’na katılmak üzere Ankara’dan bir heyetle hareket eder. Yol güzergahı olarak Ankara-Kızılcahamam-Bolu-Adapazarı şosesi seçilir. Atatürk, bu güzergahı kullanarak Kızılcahamam Soğuksu tesislerinde de bir gece kalmak ister. Mustafa Kemal Atatürk ve heyeti otomobillerle eski Uluyol denilen Emirgazi-Halkavun-Kazan-Kurtboğazı Deresi-Üçbaş- Kargasekmez- Kızılcahamam istikametine giden yolu kullanır. Otomobiller Kazan köyüne yakın bir yerde durur. Nahiye Müdürü, ilkokul öğrencileri ve öğretmenleri ile çevre köy halkının meydana getirdiği bir kalabalık tarafından karşılanır. Kazan Köyü muhtarı Satıkadın, Atatürk’e “Hoş Geldiniz” diyerek ayran ikram eder ve aralarında kısa bir konuşma geçer. Atatürk, Satıkadın’ın cesaretini, kendine güvenini ve hitabetini beğenir. Heyet daha sonra Kızılcahamam’a hareket eder.[2]
Bazı kaynaklar bu tarihte Halkavun (Yazıbeyli) Köyü’nün Nahiye Merkezi olduğunu zikreder. Halbuki 31 Mayıs 1951 tarihli bir belgede “Ankara ile Kızılcahamam ilçesine bağlı Uçarı ve İçviran köylerinin Ankara merkez ilçesinin Bitik Bucağına bağlanması” kararında Bitik Bucağı’nın idari merkez olduğu zikredilir. Ancak Bitik Nahiye Merkezi Halkavun Köyüne taşınmış ve idari birimin adı Bitik olarak kalmış olabilir.[3]
5 Aralık 1934 tarihli ve 2599 sayılı kanunla Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmesi üzerine 5. dönem milletvekili seçimlerinde Kazan köyü muhtarı Satı Kadın (Çırpan), Atatürk’ün istek ve önerisi ile Ankara vilayetinden milletvekili adayı olarak seçimlere girer. Seçimler sonucunda 5. dönem Ankara Milletvekili seçilir. Satıkadın’ın milletvekilliği mazbatasında da Bitik Nahiyesi, Kazan Köyü yazmaktadır.[4] Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere o tarihte nahiye merkezi Halkavun değil Bitik’tir.
Cumhuriyetle birlikte yeni Ankara-İstanbul karayolu güzergâh değiştirerek, Ova Çayı’nın güneyinden ve Kazan Köyü yakınından geçer. Bu nedenle “Uluyol” denilen Ankara-Kızılcahamam şosesi eski özelliğini kaybeder.[5]
Bu projeye göre, yeni Ankara-İstanbul karayolu Ankara-Kızılcahamam-Gerede güzergahından geçecektir. Bu yolun yapımına 1933 yılında başlanmış 1938 yılında tamamlanmıştır.[6] Bu kapsamda Kazan Köyü yakınında Ova Çayı üzerine de yeni bir köprü yapılır. Ovaçay Köprüsü altı metre genişliğinde olup, Ankara-İstanbul karayolunun 57. kilometresine inşa edilmiştir. Yapımına 1934 yılında başlanan köprü, 30 Kasım 1936 tarihinde hizmete açılmıştır.[7]Atatürk, 16 Temmuz 1934 günü, İstanbul’da yapılacak dil kurultayına katılmak üzere, Ankara’dan otomobili ile hareket etmiş ve ilk defa bu yolu kullanmıştır.[8] Bu gezisi esnasında Kazan Köyü’ne de uğrar ve Satıkadın ile tanışır.
Afet İnan bu karşılamayı ve tanışmayı şu şekilde anlatır: “Sıcak yaz mevsiminde, otomobille Kızılcahamam yolundayız… O zaman ki şose yol, Zir Ovası’ndan giderdi. Yol boyunca bütün köylüler, Atatürk geçecek diye çıkmışlar, kısım kısım yerlerde toplanarak, ağaç dallarından çardaklar ve taklar yapmışlardı. Kazan köyüne yakın bir yerde durduk. Okul öğrencileri, öğretmenleriyle sıralanmıştı. Nahiye müdürü, köy muhtarı ve kadınlı erkekli köylüler hep bir arada idiler.”[9] Afet İnan’ında belirttiği gibi Atatürk, Bitik ya da Halkavun’da değil Kazan yakınlarında bir yerde karşılanmıştır.
Savaş Sönmez’in Cumhuriyet’teki yazısı da bu görüşü desteklemektedir. “16 Temmuz 1934 sabahı sıcak bir havada Ankara’dan hareket ederek, toz-duman içinde, otomobil ile Atatürk’ü görmek için yol kıyısına toplanmış halk arasında Kazan’a uğrarlar. Kendilerini nahiye müdürü, muhtar, kalabalık bir halk topluluğu ve okul öğrencileri karşılar.”[10]
Atatürk’ün Satı Ağa (Satıkadın) İle Tanışması
Satı Kadın’ın Atatürk’ü karşıladığı yer ve karşılama şekli ile ilgili birçok rivayet anlatılmaktadır. Bu konuyla ilgili Kazan Ahi Köyü’nde anlatılan rivayet[11] şu şekildedir:
Atatürk’ün 16 Temmuz 1934 günü Kızılcahamam’a geçerken Kazan’a da uğrayacağı duyulur. Satı Ağa o tarihlerde Kazan Köyü muhtarıdır. Bu haberi olan Satı Ağa[12] köyünü sildirir, süpürtür, her tarafı temizletir. Çünkü Atatürk köyün çok yakınından geçecektir.
Yeni Ankara-İstanbul yolunun inşasına 1933 yılında başlanmış, çalışmalar son hızla devam etmektedir. O tarihte Ova Çayı üzerindeki köprü inşaatı da devam etmektedir. Atatürk İstanbul’a giderken yolda yapılan çalışmaları da denetleyecektir. Çünkü bu yol Cumhuriyet’in en önemli yol projesidir. Atatürk bu kapsamda Ova Çayı üzerinde inşası devam eden köprüyü de denetleyecektir.
Satı Ağa, meşhur Harbalasını (Bindallı) giyer, bütün köylüyü toplar köprünün başına götürür. Atatürk’e ikram edilmek üzere kalaylı bakır bir güğümde ayranda getirtir. Ayranı ikram etmek üzere birisini görevlendirir. Çevre köylüler ve öğrencilerde köprübaşına gelirler. Büyük bir kalabalık oluşur. Nahiye Müdürü de oradadır.
Biraz sonra Atatürk’ün otomobili Halkavun Köyü tarafından gözükür. Tozu dumana katarak gelmektedir. Herkes çok heyecanlıdır. Otomobil gelir ve kalabalığın ortasında durur. Atatürk herkesi selamlar. Ayranı ikram edecek kişi biraz ürkek ve korkak davranınca Satı Ağa;
-Ne var korkacak! deyip güğümü ve kalaylı bakır maşrapayı alarak Atatürk’ün karşısında durur. Maşrapaya ayran koyarak önce kendisi içer, sonra tekrar ayran doldurarak Atatürk’e uzatır;
-Hoş geldiniz Paşam! Buyurun soğuklanın! der ve ayran dolu maşrapayı Atatürk’e uzatır. Atatürk ayranı içer, Satıkadın’ın bu hareketinden ve cesaretinden çok etkilenir. Aralarında kısa bir konuşma geçer. Atatürk, Satı Ağa’nın ismini yaverine kaydettirir. Köprüde inceleme yaptıktan sonra yeni yapılmakta olan Ankara-İstanbul yolunu takiben Kurtboğazına (İlk İstanbul yolu buradan geçmektedir.) doğru hareket eder.
Beş altı ay sonra iki atlı yanlarında yedek bir atla Satı Ağa’nın Kazan’daki evine gelirler. Yanlarında Karakol Komutanı da vardır. Gelenler;
-Satı Ağa seni Gazi Paşa çağırıyor, seni ona götürmeye geldik, derler. Satı Ağa hiç tereddüt etmez;
-Bana biraz müsaade edin hazırlanıp hemen geliyorum, diye cevap verir. Kısa zamanda hazırlanır, yedek ata biner ve hep beraber yola koyulurlar. Satı Ağa’nın Satıkadın ve milletvekili olma serüveni de böylece başlamış olur.
Satıkadın’ın Atatürk’ü karşılamasıyla ilgili bu rivayet olaylara ve duruma daha uygun gelmektedir. Çünkü;
-1934 yılında nahiye merkezi Halkavun değil, Bitik (1931-1958)’tir. Karşılamaya gelen Halkavun değil, Bitik Nahiye müdürüdür.
-Bitik nahiye merkezi olalı daha üç yıl olmuştur. Bu sürede nahiye merkezinin Halkavun’a taşınması mümkün gözükmemektedir.
-Ova Çayı üzerine yapılan köprünün yapıldığı yerin batısındaki arazi (Günümüzde Millet Bahçesi’nin olduğu alan) Kazan Köyü’ne değil Halkavun Köyüne aittir. “Satı Ağa, Atatürk’ü karşılamak üzere Halkavun’a gitti.” ifadesi, Halkavun köyünün içini değil, o köyün sınırları içindeki araziyi ifade etmektedir. Bitik’e gitmesi mümkün gözükmemektedir.
-Yeni Ankara-İstanbul yolunun inşası 1933 yılında, Kazan köprüsünün yapımı da 1934 yılında başlamıştır. Atatürk’ün Kazan’a geldiği 16 Temmuz 1934 yılında hem köprü, hem de yol çalışması devam etmektedir. Ankara-İstanbul yolu gibi Cumhuriyet’in en önemli projesini Atatürk gibi bir liderin denetlemesi son derece doğaldır.
Bu tespitlerden de anlaşılacağı üzere Satı Ağa Atatürk’ü, Halkavun köyü sınırları içerisinde, Bitik Nahiye Müdürü ile birlikte ve Kazan köprüsünün kuzey ayağında karşılamıştır. Bu nedenle;
Ova Çayı üzerine Atatürk döneminde yapılan köprünün (Ovaçayı Köprüsü) kuzey ayağına, Millet Bahçesi kenarına mütevazi bir anıt yapılarak, anıt üzerine Ankara-İstanbul yolu, Ovaçayı Köprüsü ile Kazan Köyü’nün kısa hikayesi yazılmalıdır. Ayrıca, aynı anıt üzerine Satı Kadın’ın Atatürk’ü karşılaması resmedilerek, Atatürk ile Satıkadın arasında geçen diyalog ve karşılama hikayesi de bu anıta yazılmalı ve gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.
Selam ve dua ile…
[1] Abdulkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Ankara, 2009
[2] Abdulkerim Erdoğan, a.g.e.
[3] Abdulkerim Erdoğan, a.g.e.
[4] Abdulkerim Erdoğan, a.g.e.
[5] Abdülkerim Erdoğan, a.g.e.
[6]Filiz Çolak, Atatürk Dönemi’nde Türkiye Cumhuriyeti’nin Ulaşım Politikasına Genel Bir Bakış, Ankara 2013
[7]Özcan Karacan, Atatürk Döneminde Yapılan Karayolları, Barajlar ve Limanlar(1923-1938)yüksek lisans tezi, Ankara 2005
[8] Erol Evcin, Gazi Mustafa Kemal’in Bolu’yu Ziyaretleri,Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, Yıl 11 Sayı 21,Bahar 2015
[9] Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, ISBN: 978-9944-88-140-1, Sayfa: 357-358
[10] Savaş Sönmez, Cumhuriyet Pazar, 29.5.2019
[11] Mahmut Yüksek(Kara Mahmut), 1923 doğumlu, Ahi Köyü’nden
[12] O zamanlar bu lakabla anılır.
Yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.
Okunma: 1247

“Ancak Bitik Nahiye Merkezi Halkavun Köyüne taşınmış ve idari birimin adı Bitik olarak kalmış olabilir.[3]”
Konuyu net biçimde kaleme almışsınız. Sadece yukarıdaki ifade karmaşık geldi. Nahiye merkezi Halkavun’a taşınınca, idari birimin adı, ki bu birim Halkavun oluyor, Bitik olur mu? Bence olmaz. Bölgede yaşayanlar, isimleri karıştırmayacak kadar akıllı olmalılar. Kimse Halkavun’u Bitik diye zikretmez!!!
Sırf tartışma olsun diye üretilen varsayımlara itibar etmemek gerektiğini düşünüyorum. Her türlü ihtimali sıralayıp bırakmak, konunun uzmanı olmayanları tereddütte bırakır ve bu varsayımları, var olanla eşit inanılırlık derecesine koyar. Bu sebeple, varsayımlar sıralanırken ihtimal derecesi belirtilse, kuvvetle muhtemel/zayıf ihtimal gibi, okuyucuya değerlendirmede yardımcı olunur. Veya bu
İhtimal tartışmaya dahil edilmeyebilir. Burada da öyle yapılabilirdi diye düşünüyorum. Teşekkür eder iyi çalışmalar dilerim.
PS: Değerlendirmemin, yazılarınızı yazarken çekindirmediğini ümit ederim.
Bilgilendirme için çok teşekkür ederim değerli komutanım. Selam ve dua ile.