BİR ZAMANLAR ORHANİYE KÖYÜ

Reklam
Reklamı Gizle

Halkevlerinin yayın organı olan ve ayda bir çıkan Ülkü Dergisi’nin 1936 tarih ve 36 sayılı nüshasında Bahadır R. Dülger’in Orhaniye Köyüne yaptığı bir geziye dair izlenimleri yer almaktadır.

 

Yazı cumhuriyetin ilk yıllarında dönemin kırsal yaşamına dair oldukça detaylı bir tablo sunuyor.

 

Orhaniye Köyünü ziyaret eden Bahadır R. Dülger özetle şu bilgilere yer veriyor.

 

Orhaniye Köyü Ankara merkez kazası nahiyelerinden Halkavun’a (bugünkü Yazıbeyli Mahallesi) bağlıdır. Köy 120 evli ve 295’i erkek 324’ü kadın olmak üzere toplam 619 nüfusludur.

 

Orhaniye bir yayla köyüdür. En düz yeri köyün şimaline tesadüf eden Cumhuriyet Meydanı’dır. 100 adım eni, 80 adım boyu vardır.

 

Köyün içinden şimdi kuru menbaı köye 150 metre mesafede olan kükürt deresinin suyu geçer. Menbaıda ufak bir çeşmesi vardır. Soğuk ve acı bir sudur. Köyün kadınlarının söylediklerine göre sebze yemeklerinin kolay pişmesine ve lezzetli olmasına yardım edermiş.

 

Köye bir buçuk saat mesafede bulunan yüksek ve çamlık bir tepe var. Buraya kurban çamı diyorlar. Kurban Dede bu tepede yatıyor. Köylüler kendilerine, mallarına veya evlerine bir felaket gelir korkusuyla Kurban Çamındaki ağaçlara dokunmuyorlar.

 

Köy mektebi 3 sınıflı, 2 muallimlidir. Mektebin 1. sınıfında 33, 2. sınıfında 33, 3. sınıfında 20 talebe var. Bunların 43’ü kız ve 43’ü erkektir. Mektep 3 seneden beri 45 mezun vermiştir.  Mektebe bu kadar intizamlı devamın sebebi bundan 4 sene evvelki muallimin Nahiye Müdürü ile anlaşarak çocuklarını mektebe göndermeyenlerden beşer lira cezayı nakdi aldırmasıdır.

 

Köy imamı 120 yarım ekine tutulmuştur. Ayrıca yakacağı ve evi köylü tarafından temin olunur. Namaz kıldırmaktan, ölü yıkamaktan, muallim olmadığı zamanlarda ilmühaber ve mektup yazmaktan başka bir iş yapmaz.

 

Köydeki gramofon var. Bunlardan bir tanesi ağalardan birinin evinde ondan istifade edilemiyor. Diğeri baş muallimde. Onu muayyen günlerde mektebe topladığı köylülere çalıyor. Plaklar tamamen alaturkadır, milli oyun havaları köy şarkıları var.

 

Köye ziraat memuru bu sene bir defa hasat zamanında uğramış bir gece kalmış. Sıhhiye memuru ayda bir uğruyor sünnet edilecek çocukları sünnet eder, aşı yapar sari hastalık olup olmadığını sorar gider. Bundan başka köye hükümet memuru olarak tahsildar ve senede iki defa maarrif müfettişi uğrar.

 

Ferden temiz değildirler, çocukları bitlidir. Muallim bu halden çok şikayet ediyor. Bu bit meselesinin önüne geçmek için kızların saçlarını mektepte bizzat kendisi kesmiş. Fakat bu köylü arasında dedikoduya mucip olmuş. Bu yüzden açılan tahkikat evrakı Maarif Müdürlüğü’nde imiş

 

Delikanlılar aralarında güreş yapıyorlar. Güreş alaturkadır, bir tekniği yoktur. Elbise ile yapılır ve kuvvete dayanır. Bayram günlerinde yalnız vücutlarının üst kısımlarını soyarak güreşirler sıhhate muzir bir meşguliyetleri yoktur. İçki içmez, kumar oynamazlar, boş vakitlerini köy gençleri odasında konuşmakla geçirirler.

 

Orhaniye oldukça temiz bir köydür. İmece ile büyük işler yapılmıyor. Köylülerin bir araya toplanması ve bir iş için birlik halde faaliyette bulunmaları müşküldür. Bunun için elinde selahiyeti olan bir köy muhtarına ihtiyaç vardır.

 

Kadınlar ev işlerini bitirdikten sonra evlerin kapıları önüne toplanarak dedikodu yaparlar. Bu arada ufak yaştaki çocukları da onlarla beraber bulunur. 15 yaşını aşkın erkek çocukları artık delikanlı olmuş sayılırlar. Onlar köyün gençler odasında toplanırlar, vakitlerini kaval çalmak, masal hikaye söylemek ve bazen mahalli oyunlar oynamakla geçirirler. Gençlerin odalarından başka köyde 4 oda daha vardır.

 

Köyde evlenme çağını geçirmiş bekar yoktur. 10 dul kadın var. 4 kişinin karısı birden fazladır. Boşanma yoktur, cinsi dalalet yoktur, kumar oynayan içki içen yoktur, dövüş kavga azdır, sülaleden sülaleye sürüp giden kavga yoktur.

 

Orta bir senede köyün mahsulü 20.000 yarım Buğday ve arpaya varmaktadır. Köyde hayvan adedi şöyledir. 30 at, 150 eşek, 5 manda, 50 inek, 230 öküz, 3.000 koyun, 1.500 tiftik, 400 kaz ördek, 300 hindi, 1.500 tavuk. Küçük hayvan adetleri kati değil tahminidir.

 

Köylü mahsulünü tek tek idrak eder, ayrı ayrı pazara götürüp satar. Birbirlerine itimadı olmadığından köylü arasında bir kooperatif yapmak, malları bir elden satmak kabil değildir. Yalnız çift sürme zamanlarında tek öküzlü olanlar, öküzlerini birleştirip tarlalarını beraberce sürerler.

 

Köyde bakkal, kahve vesaire hiçbir dükkan yoktur.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!