ŞAHSİYET İNŞASINDA ÜSVEİ HASENE OLARAK HZ.PEYGAMBER

Reklam
Reklamı Gizle

Diyanet İşleri Başkanlığı bu yılki Mevlidi Nebi Haftasının ana temasını “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” olarak belirledi.

İlçe Vaizi Durmuş Çetinkaya’nın konuya ilişkin hazırladığı yazıyı siz okurlarımızla paylaşıyoruz.

İslam medeniyeti, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) liderliğinde ve onun öğretileri doğrultusunda şekillenmektedir. O (s.a.v.), hem bireysel hem de toplumsal düzeydeki dönüşümlerin öncüsü olmakla kalmamış, ahlak ve erdem temelli bir şahsiyet inşası modelini insanlığa sunmuştur. Makalemizde, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şahsiyet inşasındaki rolü, onun kişiliği ve topluma kazandırdığı değerler ele alınacaktır.

Hz. Muhammed (s.a.v.), yaşamı boyunca insanlar arasında dürüstlüğü, adaleti, merhameti ve mütevazi olmasıyla tanınan bir şahsiyet olarak ön plana çıkmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v.), risalet görevi daha verilmeden “El-Emin” (güvenilir) olarak tanınmakta, özellikle ticaret alanında içerisinde yaşadığı toplumda dürüst ve güvenilir bir kimse olarak bilinmektedir. O’nun  (s.a.v.) karakteri, ilk vahiyle birlikte Kur’an’ın rehberliğinde şekillenmiş, ahlaki değer ve erdemlerde zirveye ulaşmıştır. Bu nitelikler, O’nun (s.a.v.) kişisel karakterinin ve liderlik tarzının temelini oluşturmuş, O’nu (s.a.v.) diğer insanlar için örnek bir şahsiyet haline getirmiştir.

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatı, insanların birbirleriyle ilişkilerinde nasıl olması gerektiğini öğreten,  bireysel ve toplumsal huzurun nasıl tesis edileceğini gösteren pratik bir rehberdir. O (s.a.v.), hayatın her alanında hoşgörü ve sabırla hareket etmekte, insanlara karşı asla kin beslememektedir. Örneğin, Bedir Savaşı sonrası esirlere olan merhameti, Taif’te taşlanmasına rağmen halkı için ettiği dua, O’nun (s.a.v.) affediciliğinin ve merhametinin göstergeleri arasında yer almaktadır.

Şahsiyet oluşumunda eğitim ve terbiyenin farkında olan Peygamberimiz (s.a.v.), bu konuda öncelikle kendisi örneklik etmektedir. Öğretilerini sadece sözleriyle öğretmeye çalışmamış, bizzat kendisi tatbik etmek suretiyle onları eylemleriyle desteklemiştir. O (s.a.v.), insanların karakter oluşumunda eğitim ve terbiyenin kritik bir rol oynadığını konusunda sahabeye rehberlik etmekte, eğitim ve terbiyenin sevgi, şefkat ve anlayış temelli olması gerektiğini savunmaktadır. Hz. Enes’in (r.a.) “On yıl boyunca hizmetinde bulundum, bana bir defa bile sitemde bulunmadı.” sözleri Hz. Peygamber’in (s.a.v.) metodunu açıkça göstermektedir.

Ashabına ve etrafındakilere gösterdiği bireysel ilgi ile kalpleri kazanan Peygamberimiz (s.a.v.), böylece içerisinde bulunduğu toplumu bütünüyle değiştirmeyi başarmıştır. Özellikle çocuklara ve gençlere olan ilgisi toplum açısından da değerlendirilmiş ve onların da birer birey olduğunu kabul ettirmiştir. Çocuklarla oyunlar oynayan Hz. Peygamber (s.a.v.), onların ruh dünyasına inmiş, Abdullah b. Abbas ve Enes b. Malik gibi genç sahabeleri yanına alıp onların eğitimiyle bizzat ilgilenerek şahsiyet oluşumlarının olumlu olabilmesi için gerekli özeni göstermiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v.), şahsiyet inşasıyla toplumsal adaleti de sağlamayı başarmıştır.

Toplumun karşı çıkmasına rağmen büyük bir cesaretle adaletsizlikle mücadele etmiş zengin-fakir, güçlü-güçsüz ayrımına bakmaksızın, dil, din, ırk gözetmeksizin herkese eşit muamelede bulunmuştur. Peygamberlik görevi verilmeden önce Hılfu’l-Füdul (Faziletlilerin Sözleşmesi) ve Medine’ye hicretinden sonra Medine Sözleşmesi, O’nun (s.a.v.) adalet anlayışının sadece birkaç örneği arasında yer almaktadır. İslam’ın getirmiş olduğu bu sosyal adalet ilkeleri, dönemin haksız ve adaletsiz uygulamalarına karşı bir devrim niteliği taşımaktadır. Özellikle Medine Sözleşmesi, farklı inanç gruplarının bir arada barış içerisinde nasıl yaşayabileceğini gösteren ilk yazılı anayasalardan biri olarak tarihe adını yazdırmayı başarmıştır.

Kadınların toplumsal düzende adının bile anılmasının utanç kaynağı sayıldığı bir dönemde Peygamberimizin (s.a.v.) gerçekleştirdiği reformlar, onların şahsiyet inşasının temelleri oluşturmuştur. Cahiliye döneminde ikinci sınıf vatandaş olarak görülen kadınlar, İslam’ın gelişiyle birlikte eğitim için teşvik edilmiş, onların da haklarının olduğu vurgulanmış, erkek-kadın arasındaki adalet tesis edilmiştir. Hz. Hatice ve Hz. Aişe’nin (r.a.) ilmi faaliyetleri, İslam toplumunda kadınların ne kadar aktif olduklarını bizlere göstermektedir.

Sonuç olarak, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatı ve öğretileri, bütün insanlığa gerek çocuk, gerek genç, gerek ihtiyar olsun bir insanın şahsiyetinin nasıl oluşturulması gerektiğini öğretmektedir. O’nun (s.a.v.) şahsiyeti de, Kur’an-ı Kerim’de de açıkça bildirildiği gibi tam bir ‘Üsve-i Hasene (En Güzel Örnek)’dir. Tarihimizde O’nu (s.a.v.) örnek alan ecdadımızın medeniyet olarak ne kadar ilerlediği görülmektedir. Günümüz dünyasında da, bireysel ve toplumsal ahlak, barış ve huzurun sağlanabilmesi için Hz. Peygamber’in (s.a.v.) öğretilerine ne denli ihtiyaç duyulduğu aşikardır.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın temasını “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” olarak belirlemiş olduğu Mevlid Kandili Haftası’nın bütün insanlığa ve özellikle Müslüman alemine barış, huzur ve esenlik getirmesini Yüce Allah’tan (c.c.) niyaz ediyoruz.

Durmuş Çetinkaya

Kahramankazan İlçe Vaizi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!